İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /8. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 8. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2010/2757 K.2010/5239

... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ...Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 20.01.2009 gün ve 325/9 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir.…

Esas2010/2757Karar2010/5239Tarih2 Kasım 2010Okuma6 dk · 1.156 kelime

KÜNYE

8. Hukuk Dairesi 2010/2757 E., 2010/5239 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
2 Kasım 2010
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava türü
Tapu İptali Ve Tescil
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.156 kelime·6 dk okuma

... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ...Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 20.01.2009 gün ve 325/9 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 02.11.2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden ... vekili Avukat ... geldi. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlenikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi gereği düşünüldü:

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Davacı vekili, dava konusu 145 ada 46 parselin öncesinin davalıların miras bırakanı ...’a ait olduğunu ve ...’ın dava dışı ...’lara ait pay dışında kalan taşınmaz bölümünü 4.3.1969 tarihli senetle vekil edenine satarak devrettiğini ve o tarihten beri satın alınan taşınmaz bölümünün vekil edeninin tasarrufu altında bulunduğunu, buna rağmen dava konusu taşınmazın kadastro mahkemesi hükmü uyarınca dava dışı ...ve ...’ın mirasçıları olan davalılar adına paylı mülkiyet hükümleri uyarınca tescil edildiğini, ileri sürerek davalılar adına olan paylara ilişkin tapu kayıtlarının iptali ile bu payların vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... dışında kalan tüm davalıların vekilleri ise, dava konusu taşınmazın miras bırakanları ... tarafından davacıya satıldığına ilişkin iddianın gerçeği yansıtmadığını, bir an için satışın var olduğu kabul edilse bile davacının taşınmaz üzerinde bir gün bile zilyet olmadığını, edinme şartlarının davacı açısından gerçekleşmediğini, davacının dayanağını oluşturan senedin sahte bir senet olduğu ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.

Yargılama sırasında ölen davalı ... ve usulüne uygun olarak davaya katılmaları sağlanan mirasçıları yargılama oturumlarına katılmamışlardır.

Mahkemece; davanın dayanağını oluşturan satışa ilişkin senedin düzenlendiği tarihte 15 yaşında olan davacının, kanuni temsilcisinin rızası olmaksızın borç yükleyen böyle bir sözleşmenin tarafı olamayacağı, 15 yaşında bir çocuğun satışa konu malın bedelini ödeyecek mali güce sahip olamayacağının açık bulunduğu, davacının 1969 yılındaki satıştan sonra taşınmaz üzerinde fiili bir tasarrufunun olmadığı ve davalıların var olan kullanımlarına da bu güne kadar ses çıkartmadığı, zilyetlik başta devredilmiş olsa bile bu kadar uzun süre ses çıkarmamanın terk iradesini gösterdiği görüşünden hareketle davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosya arasında bulunan kayıt ve belgelere göre, dava konusu taşınmazın 1992 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında Kulu Asliye Hukuk Mahkemesinin 90/171 Esas sayılı dava dosyası ile davalı olması nedeniyle malik hanesi boş bırakılarak tesbit edildiği ve Kulu Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davanın kadastro mahkemesine aktarılmasından sonra ...oğlu ......, ... oğlu ...ve ...’ın mirasçıları arasında görülerek sonuçlandırılan Kulu Kadastro Mahkemesinin 13.12.2000 tarih 1995/39 Esas ve 2000/56 Karar sayılı hükmün kesinleşmesi sonucunda ...oğlu ......,

... oğlu ...ve ... mirasçıları olan davalılar adına paylı mülkiyet hükümleri uyarınca 1.5.2001 tarihinde tapuya tescil edildiği ve görülmekte olan davanın, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşümü süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.

Dava, kadastro öncesinde var olan satın alma ve eklemeli zilyetlik hukuki nedenine dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Dava konusu taşınmazın öncesinin tapusuz olduğu davalıların miras bırakanı ...’a ait bulunduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu taşınmazın ... tarafından oğlu ...’dan olma torunu olan davacıya devredilip devredilmediği ve eğer devredilmiş ise bu devrin hukuki sonuç doğuracak geçerli bir devir olup olmadığına ilişkindir. Davacı görülmekte olan davada 4.3.1969 tarihli senet yanında keşif yerinde dinleteceklerini açıkladığı tanık beyanları ile diğer her türlü yasal delile dayanmıştır.

Dava konusu taşınmazın öncesi tapusuz olduğuna göre; davacı tarafın “devir” iddiasını her türlü delille kanıtlanmasının mümkün bulunduğu hususunda duraksamamak gerekir.

Keşif yerinde dinlenen davacı tanıklarından ...; dava konusu yerin ... tarafından davacıya satıldığını, ...’in kendi ağzından babasına söylerken duyduğunu, ...’in torunu olan davacıyı çok sevdiğini ve davacının yurtdışına gittiği 1969 yılından önce 10-12 yıl birlikte yaşadıklarını açıklamış, diğer davacı tanığı ... ise;

dava konusu yerin ... tarafından davacıya satıldığını senet tanıklarından olan ...’dan duyduğunu, ...’in sağlığında ...’e ait tüm taşınmazların oğlu ... tarafından kullanıldığını, zira diğer oğlu Mehmet’in Kulu’da lokanta işlettiğini, ...’in 1972 senesinde ölmesinden hemen sonra ...’den kalan malların paylaşılması amacıyla ... ile ... arasında yapılan konuşmada, davacının babası olan ...’ın dava konusu taşınmaza ilişkin olarak bu yerin ... tarafından davacı ...’e satıldığını söyleyerek “ ben İsveç’e gittim, kendimi kurtardım sen ekmeye biçmeye devam et ancak yer ...’indir sonra problem çıkarma” dediğini,

dava konusu taşınmazın son 10-15 yıldır kimse tarafından kullanılmadığını ancak öncesinde 10-15 yıl Mehmet ... tarafından ekip biçildiğini, daha sonra dava konusu taşınmazın davacının olmadığı bir ortamda diğer mirasçılar tarafından kendi aralarında paylaşıldığını bildirmiştir.

Davalı tarafın isteği ile 26.1.2006 günlü oturumda dinlenen senet tanığı Halil ... da ...’ın amcası olduğunu 1969 yılında senedi kendisine ...’in getirdiğini ve dava konusu yeri davacıya sattığını söylediğini, bu sırada ...’ın da yanlarında olduğunu, davacının dayanağı olan senedi ...’in açıkça sattım demesi üzerine imzaladığını, senedin düzenlendiği tarihte ...’in davacının ve davacının babası ...’ın aynı evde birlikte yaşadıklarını daha sonra davacının Almanya’ya gittiğini, ...’in ... ve Mehmet isminde iki oğlunun ve 4 tane kızının bulunduğunu,

...’ın köyde babası ...’le birlikte kaldığını ve ...’in mallarını birlikte kullandıklarını anlatmıştır.

Davalı taraf tanığı olan ve dava konusu taşınmazda pay sahibi bulunan ...ise, dava konusu taşınmazın ölene kadar ... tarafından kullanıldığını, bu yerin davacıya satılıp satılmadığını bilmediğini, yerin davacı tarafından kullanıldığını görmediği gibi ve onun adına başkalarınca kullanıldığı hususunda da bilgisi bulunmadığını ancak 1991 yılından beri taşınmazın bazı bölümlerinin davalılar tarafından ekilip biçildiğini ondan önce ise ... ve Mehmet ... tarafından tamamının tarla olarak kullanıldığını bildirmiştir.

Bu durumda, dava konusu taşınmazın davalıların miras bırakanı ... tarafından torunu olan ...’e yurt dışına gitmesinden kısa bir süre önce devredildiği ve devir tarihinde tarafların ve davacının babasının birlikte yaşamaları nedeniyle taşınmazı o zamana kadar babası ... adına kullanan ...’ın devirden sonra da oğlu olan davacı adına kullandığı, bu şekilde zilyetliğin kısa elden teslim edildiğini tanık ifadeleri ile kanıtlanmış bulunmaktadır.

Dava konusu taşınmazın mülkiyetini davacıya devredilmesini sağlayan bir senet olup olmadığının veya geçerli bulunup bulunmadığının taraflar arasında görülen davada görüldüğü üzere, bir önemi bulunmamaktadır.Taşınmazın davacının babası ... ve ...’ın yurtdışına gitmesinden sonra da durumdan haberdar olan amcası Mehmet tarafından devam ettirilen zilyetliğin davacı nam ve hesabına olduğu açıktır.Davaya karşı koyan davalıların taşınmaz üzerindeki zilyetliği Mehmet’in ölümünden sonra 1991 yılında başlamıştır.

Bu davalıların taşınmaz üzerindeki bağımsız zilyetlikleri, taşınmaza ait tutanağın düzenlendiği 1992 yılına kadar 20 yılı bulmadığına göre; davacının bu zilyetliğe karşı koymamasının bir önemi bulunmadığından,eylemi terk olarak da değerlendirilemez. Devir tarihinde, davacının yaşının küçük olması, edinime engel de değildir. Küçükleri korumak için getirilen düzenlemelerin davayı açan ve hak talep edenin davacı olması karşısında aleyhine kullanılamayacağı düşünülmelidir.

Davacının taraf olmadığı kadastro mahkemesi hükmünün de davacıyı bağlamayacağı açık bulunduğuna göre; davanın kabulü gerekirken yazılı biçimde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.

Kabule göre de, dava konusu taşınmazın tamamı davalı olmadığı gibi, davada vekille temsil edilenler tüm davalılar değildir. Bu durumda davada vekille temsil edilenlerin paylarına isabet eden değer üzerinden avukatlık ücreti belirlenmesi gerekirken, taşınmazın tamamına ait değer üzerinden davalılar vekili yararına fazla avukatlık ücreti verilmesinde de isabet bulunmamaktadır.

Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 750 TL avukatlık ücretinin davalılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine ve 15,60 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 02.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2010/2757, K. 2010/5239, 2 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/2757
Karar No
2010/5239
Tarih
2 Kasım 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2010/2758 K.2010/17967
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2010/2758 K.2010/14973
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2010/2758 K.2010/5307
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2010/2760 K.2010/9615
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2010/2762 K.2010/5222
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2010/2765 K.2010/6482

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.