KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2010/2830 E., 2010/5748 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tapu İptali, Tescil ve Tazminat
Karar Metni
1.259 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
... ve müşterekleri ile ... aralarındaki tapu iptali, tescil ve tazminat davasının reddine dair ....Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 04.03.2010 gün ve 830/120 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Dava, tapulu gayrimenkulün, tapu dışı yolla satışının geçersiz olması sebebiyle satış bedelinin iadesi amacıyla açılmıştır. Dava konusu Manavgat ilçesi, Ulukapı köyü 264 numaralı parselin tapulama tespiti sonucunda tapuya tescili 2.4.1967 tarihinde gerçekleşmiştir. Davacının dayandığı senet 6.6.1969 tarihlidir. Senedi satıcı olarak düzenleyen Durdu Telli isimli kişidir. Durdu Telli’nin kayıt maliki ...’nın murisi olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının dayandığı gayrimenkul satımına esas senet tek taraflı olarak düzenlenmiştir. Satıcı olarak Durdu Telli senede mührünü basmıştır. Alıcı Salih Gedik’in herhangi bir beyanı ve imzası senette bulunmamaktadır. 06.06.1969 tarihli belge karşılıklı edimleri içeren bir satış akdi değildir. Tek taraflı bir beyan içermektedir. Alıcı ve satıcının karşılıklı icap ve kabullerini içermemektedir. Dolayısıyla BK. nun 1 ve 182. maddelerine göre, borç doğuran bir akitten söz edilemez.
Ayrıca, bahsi geçen belge HUMK. nun 297. maddesine göre de, düzenlenmemiştir. Satıcı Durdu Telli senede mühür basmış, kanunun aradığı ihtiyar heyetiyle birlikte mahallince maruf iki şahit tarafından tasdik edilmemiştir. Bu haliyle bu senet satış bedeli bakımından geçerli değildir. Yani gayrimenkul satışı bakımından tarafları bağlamayacağı gibi, satış bedelinin iadesi anlamında da yok hükmündedir.
HUMK. nun 288. maddesine göre, miktar itibariyle ispat bakımından usulüne uygun olarak düzenlenmiş bir senet bulunması gerekir. Senetle ispat mecburiyeti olan durumlarda senedin HUMK. nun 289 ve müteakip maddelerine göre düzenlenmesi gerekir. Dava konusu alacak miktarı bakımından senetle ispat mecburiyeti dikkate alındığında davanın reddi gerekmektedir. Mahkemece verilen hüküm bu nedenle sonucu itibariyle de doğrudur.
Ayrıca, sayın çoğunluğun kararlarında zikrettikleri 7.6.1939 tarih 1936/31 esas, 1939/47 karar sayılı YİBK.’da alıcının satış parası olarak verdiğini, hangi tarih itibariyle geriye isteyebileceği açıklanmış ve bu tarihten on yıl geçmekle BK. nun 125. maddesine göre, satış bedelinin zaman aşımı sebebiyle istenemeyeceği vurgulanmıştır.
İçtihadı birleştirme kararında satış parasının istenebileceği zaman aralığının başlangıcı “ferağdan nükul ve imtina” tarihi olarak belirlenmiştir. Nükul kelimesi sözlük anlamıyla vazgeçme, kaçınma, geri dönme, cayma anlamlarına gelmektedir. İmtina kelimesi de, çekinme, geri durma, imkansızlık sebebiyle olmayış gibi anlamlara gelmektedir.
(Ferit Develioğlu, Osmanlıca Türkçe Sözlük) İçtihadı birleştirme kararında açıklanan ferağdan nükul ve imtina tarihi açılan tescil davasının sonuçsuz kalması veya çekilen bir ihtarla tapuda ferağ vermeye davete icap etmeme halleri olabileceği gibi, başka diğer sebepler de olabilir. İçtihadı birleştirme kararında bu durumlar tek tek sayılmamış ve somutlaştırılmamıştır. Ferağdan nükul ve imtina tarihinin tespiti her dava ve olaya göre farklılık arz edecektir.
Bunun yorumu ve tavsifi mevcut delillere göre hakime ait olacaktır. Ayrıca, ferağdan nükul ve imtina tarihi her türlü delille de ispat edilebilir. Her zaman alacak davasıyla birlikte geçersiz sözleşmeye dayanılarak açılacak tescil davasının sonuçsuz kalacağı ve bu nedenle de zamanaşımının kesileceği gözden uzak tutulmamalıdır.
İçtihadı birleştirme kararının bu nedenle açılacak tescil davasının sonuçsuz kalması durumunu tek başına ferağdan nükul sebebi olarak göstermediği, bu konuda somut belirlemelerden kaçındığı dikkatten kaçırılmamalıdır. Dava konusu olayda bahse konu satış sözleşmesi 6.6.1969 tarihinde, davanın açıldığı 2.2.2006 tarihinden 36 yıl 7 ay 26 gün önce yapılmıştır.
Bu kadar uzun bir süre satıcının ve mirasçılarının alıcı tarafından ferağ davet edilmediğini düşünmek hayatın olağan akışına terstir. Dolayısıyla BK. nun 125. maddesi anlamında 10 yıllık zamanaşımı süresi de geçmiş bulunmaktadır. Davanın reddi bu nedenle de doğrudur. Sayın çoğunluğa bu nedenlerle katılamıyorum. 02.12.2010
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2010/2830, K. 2010/5748, 2 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama