KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2010/3917 E., 2011/44 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Katılma Alacağı
Karar Metni
793 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
... ile ... aralarındaki katılma alacağı davasının reddine dair ... .... Aile Mahkemesinden verilen 08.06.2010 gün ve 640/547 sayılı hükmün ...’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Somut olayda; dava konusu 68 ada 146 parsel davalının babası ve davacının kayınpederi ... oğlu... adına tapuda kayıtlı iken; adı geçen kişi, bu yeri, 30.05.2002 tarihinde, tamamını, .../...’er paylı olarak davalı ... ile dava dışı ... ve ...’ya tapu memuru huzurundaki satışla 28.500.000.000.- TL bedelle temlik etmiştir. Açıklanan olgu tapu memuru önünde düzenlenen resmi senet ve tapu kaydıyla sabittir. Bu durum, yanların ve mahkemenin kabulündedir.
Daha sonra tapu kaydını bu şekilde elde eden...’in çocukları, bu yeri kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle dava dışı yükleniciye vermişler ve davalı adına .../... arsa paylı, kat irtifaklı, ... nolu bağımsız bölüm ....04.2006 tarihinde tescil edilmiştir. Bu durumda, tapu memuru huzurunda yapılan bir satış söz konusudur.
Bu satış işleminin tarafların sıfatı gereğince inançlı işlem mi?, Taraf muvazaası mı?, Muris muvazaası mı?, Bağış mı?, Gizli Bağış mı? olduğunun saptanması gerekir. Değinilen müesseselerin, ispat şekilleri ve dava koşulları birbirinden farklıdır. Somut olayın özelliği dikkate alındığında temlik yapan kişinin hayatta olup olmadığı durumuna göre mirasçılarının açacağı dava muris muvazaasıdır.
Temliki yapan Mümin’in davalı oğluna karşı açacağı davalar ise taraf muvazaası ve inançlı işleme dayalı tapu iptali tescil davaları v.s. olup; eldeki olayda bağıştan ve gizli bağıştan söz etmek hatta bağıştan rücunun koşullarını aramak olanaklı değildir. Davacı kayıt maliki olmadığına göre davalı ile babası arasındaki işlemin muvazaalı ve inançlı işlem olduğunu ileri sürebilir. Böyle bir dava açılsa da 05.02.1947 tarih .../... sayılı ...
İnançları Birleştirme Kararı uyarınca ispatlanması gerekir.
Hal böyle olunca, Daire çoğunluğunun daha sonra açılacak davalar açısından bağlayıcı gerekçe gösterilerek ve niteleme yapılarak onama kararı verilmesi açıkladığım gerekçelerle doğru olmamıştır. Ancak, Dairenin yerel mahkemenin ret kararının onanmasına ilişkin düşüncesi sonuç itibariyle doğru olup, yukarıda açıklanan gerekçelerle Sayın çoğunluğun onama gerekçelerine katılmam mümkün değildir. Ne var ki, sonucu itibariyle doğru olan karar onanmalıdır kanaatindeyim. ....01.2011
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2010/3917, K. 2011/44, 17 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama