KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2010/4720 E., 2011/1523 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mart 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tapu İptali ve Tescil
Karar Metni
873 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 15.04.2010 gün ve 465/339 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Davacı, dava dilekçesinde dava konusu taşınmazların “…miras bırakanlarından kaldığını, kazanmaya yeterli eklemeli zilyetliğinin bulunduğunu ileri sürerek kendi adına tesciline” karar verilmesini istemiş, keşif yerinde dinlenen yerel bilirkişiler ve tanık, taşınmazın miras bırakanlarından davacıya kaldığını doğrulamakla birlikte intikal şekli hakkında bir açıklama yapmadıkları gibi bu husus mahkeme hakimi tarafından sorulup belirlenmemiştir.
İddianın ileri sürülüş şekline göre, davacı dava konusu taşınmazların tereke malı olmaktan çıktığını, mülkiyetinin tamamının kendisine geçtiğini bildirerek tescil isteğinde bulunmuştur. Davacının bu açıklamasına göre, davanın tereke adına açılmadığı açıktır. Ne var ki; öncesinin miras bırakana ait olduğu kabul edilen taşınmazın, davacıya geçiş şekli hakkında bir açıklama yapılmadığı gibi mahkemece de bu yöne ilişkin araştırma ve inceleme yapılmamıştır.
Davacı yan, taşınmazın tamamının kendi adına tescilini istediğine göre; uyuşmazlık konusu taşınmazın, miras bırakandan davacıya devir şekli(taksim, bağış, satış v.s.) üzerinde durulması dava şartı bakımından önem arz etmektedir. Dava şartı, kamu düzeni ile ilgili olduğundan taraflarca ileri sürülmese dahi taşınmazın davacıya geçiş şekli mahkemece kendiliğinden araştırılıp belirlenmelidir.
HUMK.nun 75/2. maddesine göre, hakim müphem ve mütenakız gördüğü iddia veya sebepler hakkında açıklama isteyebilir. Aynı kanunun 213/1. maddesine göre de davanın her aşamasında tahkikat hakimi iki tarafı veya varsa vekillerini çağırarak davanın maddi olguları hakkında beyanlarını dinleyebilir. Davanın doğru biçimde sonuçlandırılması için davanın ne olduğunun anlaşılması gerekir.
Davanın niteliği anlaşılamadan hangi kanuni düzenlemeye göre sonuçlandırılacağı noktasına ulaşılamaz.
Mahkemece; anılan usul hükmü uyarınca tereke adına dava açmayan ve taşınmazın tamamının miras bırakandan kendisine kaldığını iddia eden davacıdan bu devir hakkında açıklama istemesi, davacının mülkiyetine geçmesini sağlayan taksim, bağış, satış vs. gibi nedenlerden birine dayanması durumunda, bu hususun kanıtlaması için davacıya süre ve imkan verilmesi, bundan sonra iddiaya, toplanan delillere ve getirtilecek mirasçılık belgesine göre öncelikle dava şartı üzerinde durulması,
çekişme konusu taşınmazın halen elbirliği mülkiyetinde olduğunun anlaşılması durumunda, davacı tereke adına dava açmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi, aksi durumda ise dosya içeriğine, toplanan delillere göre uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yerel mahkemece, belirsiz olan bu durum açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Tüm bu açıklamalar nedeniyle, taşınmazın elbirliği mülkiyeti hükmüne tabi olduğu varsayımından hareketle, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi yönündeki sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmamaktayım. 17.03.2011
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2010/4720, K. 2011/1523, 17 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama