Davacı, kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayalı olarak 644 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş bulunması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 644 parsel sayılı taşınmaz, 31.7.1973 tarihinde kadastro yoluyla M.... K...... adına tapuya tescil edilmiştir.
Dava, mülkiyetin aktarılmasına yönelik tapu kaydının iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Bu tür davalarda davanın kayıt malikine, kayıt maliki ölü ise mirasçılarına yöneltilmesi gerekir. Dava konusu 644 parsel M.... K…
……. adına tapuda kayıtlıdır. Dosya arasında bulunan mirasçılık belgesine göre davalı M.... K...... 'ın davadan önce 3.2.1998 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. TMK.nun 28 maddesi hükmüne göre kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer. Ölüm ile kişilik hakları son bulduğundan, ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı gibi 4.5.1978 gün 4/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere; ölü kişinin mirasçılarına davayı yöneltmek suretiyle davanın yürütülmesi veya ıslah yolu ile de davaya devam edilmesi mümkün bulunmamaktadır. Davanın bu sebeple reddine karar verilmesi gerekirken bu yön gözden kaçırılarak yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de, hüküm redde ilişkin olup sonucu itibariyle doğru görülmüştür.
Davacının temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 17,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna 14.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.