KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2010/5668 E., 2011/909 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Alacak
Karar Metni
1.025 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
...ile Ayşe Bayraktar aralarındaki alacak davasının reddine dair Eskişehir 2. Aile Mahkemesinden verilen 29.07.2010 gün ve 834/701 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 22.02.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat ... ve karşı taraftan davalı vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamı, özellikle davacı vekilinin dava dilekçesindeki ve sonraki açıklamaları dikkate alındığında, dava konusu 1167 ada 14 nolu parseldeki 4/20 arsa paylı zemin kat 1 nolu meskenin davacı tarafından bizzat tapuda 4.250.000.000 TL bedelle davalıya tapu memuru huzurunda düzenlenen resmi satış sözleşmesiyle 29.03.2001 tarihinde tam mülkiyet üzere herhangi bir takyidat olmaksızın satış yapıldığı tartışmasızdır.
Bilindiği üzere ve kural olarak; Borçlar Kanununun 18.maddesi yollamasıyla 01.04.1974 tarih ½ sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı gereğince yapılan temlikin muris muvazaası olarak nitelendirilmesi zorunludur. Tevhidi İçtihat gerekçesinde de yazılı olduğu üzere, burada görünürdeki işlem satış, gizlenen işlem bağıştır. Ancak tapu memuru ya da noterde yöntemine uygun olarak bağış sözleşmesi yapılmadığı için bu işlemin bağış olarak nitelendirilmesi ve somut olayla hiçbir bağlantısı olmadığı halde, bağıştan rücu koşullarının bulunup bulunmadığının irdelenmesi doğru olmamıştır.
Buna karşın tapuda temliki yapan kişinin bizzat davacı, satın alan kişinin davalı kişi olması nedeniyle somut olayda 07.10.1953 tarih 8/7 sayılı Tevhidi İçtihat uyarınca taraf muvazaasının bulunduğu tartışmasızdır. Taraf muvazaasının nasıl ispat edileceği ise belirtilen tevhidi içtihada göre yazılı delil ön koşuldur. Somut olayda, tarafların temlik tarihinde Medeni Kanun hükümlerine göre resmi nikahlı eş olmaları nedeniyle yazılı delil başlangıcı niteliğinde kanıtlar bulunduğu takdirde diğer delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır.
Hal böyle olunca, davacının isteğinin belirtilen tevhidi içtihat kapsamına göre değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, maddi olay ve hukuki nitelemenin özellikle muris muvazaası (somut olayda muris söz konusu değildir) taraf muvazaası, bağıştan rücu gibi farklı müesseselerin karıştırılarak yazılı olduğu üzere hüküm verilmesi doğru olmamıştır. Açıkladığım gerekçelerle Sayın çoğunluğun onama yönünde tecelli eden görüşlerine katılmam mümkün bulunmamaktadır. Bu sebeplerle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği kanaatindeyim. 22.02.2011
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2010/5668, K. 2011/909, 22 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama