KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2010/5765 E., 2011/2732 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tapu İptali ve Tescil
Karar Metni
1.250 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
... ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Vize Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 02.02.2010 gün ve 429/121 sayılı hümün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. Davanın kabulüne ilişkin hükmün Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine sayın Daire çoğunluğunca davacının tescil davası sonucu elde ettiği 28.8.2002 tarih ve 3 sıra nolu tapu kaydının kapsamında kaldığı, bu tapu kaydının kadastro çalışmaları sırasında 117 ada 5 sayılı parsele revizyon gördüğü ve ikinci sefer aynı tapu kaydına dayalı olarak taşınmaz edinilemeyeceği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Davacı İsmail Kıyak dava dilekçesinde açıkça kazanmayı sağlayan zilyetlik, muristen intikal ve paylaşım hukuksal sebeplerine dayalı olarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. 26.6.2007 tarihli delil listesinde.
“Vize Asliye Hukuk Mahkemesinde tescil davası açtığını, anılan mahkemenin 2001/16 Esas ve 2001/349 Karar sayılı kararı ile ve bu kararın 18.5.2002 tarihinde kesinleşmesiyle 3.6.2002 tarih ve 1 sıra nolu tapu kaydı ile adına tescil tapusu oluştuğunu, bu yeri daha sonra tapuda oğlu Erdem Kıyak’a devrettiğini, ancak aynı yerde kendisine miras olarak kalan yerin mevcut olduğunu ve bu yerin adına tapuya kayıt ve tescilini istediğini belirterek tescil dosyasının getirtilmesini istemiştir.
Görüldüğü gibi davacı doğrudan 3.6.2002 tarih 1 sıra nolu tescil tapusuna dayanmadığı gibi daha sonra tapuda oğluna devretmesiyle oluşan 28.8.2002 tarih 3 sıra nolu tapu kaydına da dayanmamıştır. Dava dilekçesinde açıkça kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak davanın açıldığı bildirmiştir.
Saptanan bu somut ve hukuki olgular ile İsmail Kıyak tarafından Vize Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ve Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin denetiminden geçerek 18.5.2002 tarihinde kesinleşen 2001/16 Esas, 2001/349 Karar sayılı dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, her iki dosyadaki keşif tutanaklarının kapsamı, tapu kayıtları, veraset belgesi ve kadastro tutanaklarının kapsamları birlikte değerlendirildiğinde, tescil yoluyla davacı adına oluşan 3.6.2002 tarih 1 sıra nolu tapu kaydının miktarının 739 m2 olduğu,
doğusu ve batısının yol, kuzeyinde davacının zilyetliğinde bulunan taşınmazın, güneyinde ise Ahmet Kıyak’a ait yerin sınır olarak gösterildiği anılan tapu kaydının kadastro çalışmaları sırasında davacının oğlu Erdem Kıyak adına tespit ve tescil edilen 117 ada 5 sayılı parsele revizyon gördüğü, miktarının 739 m2 olduğu, dava konusu ve Hazine adına tespit ve tescil edilen 117 ada 6 nolu parselin davacının oğluna ait 5 nolu parselin kuzeyinde yer aldığı,
tescil dosyası kapsamına göre de kabulüne karar verilen 739 m2’lik taşınmazın kuzeyinde krokide A harfi ile gösterilen ancak, davacı İsmail tarafından 2-3 yıl önce açılmak suretiyle kullanılan taşınmazın bulunduğu, bu bölümle ilgili olarak kazanma koşulları oluşmadığından kabulüne karar verilmediği, kadastro çalışmaları sırasında krokide A ile gösterilen kısım ile bunun da kuzeyinde bulunan krokide yol olarak gösterilen taşınmazın bölümüyle birlikte 117 ada 6 nolu parsel adı altında Hazine adına tapuya bağlandığı görülmektedir.
Az önce de açıklandığı gibi tescil tapusunun sınırları sabit olmayıp genişletmeye elverişli sınırlardandır. Davacı, tescil dosyasına ait keşfin yapıldığı 28.4.2001 tarihinde tescil krokisinde A harfi ile gösterilen yeri 2-3 yıl önce açmak suretiyle kullandığı kesinleşen dosya kapsamı ile belirlendiğine göre A ile gösterilen yerin kuzeyinde yol kısmında kalan taşınmaz bölümünün de en azından keşfin yapıldığı tarihten sonra kullanıldığının kabulü gerekmektedir.
Gerek krokide A harfi ile gösterilen yer bakımından ve gerekse daha sonra A ile belirlenen yer genişletilmek suretiyle kullandığı yol kısmı bakımından 117 ada 6 nolu parselin tespitinin yapıldığı 19.4.2006 tarihinden davanın açıldığı 29.11.2006 tarihine kadar kazanmayı sağlayan 20 yıllık süre henüz geçmemiştir. Kadastro tespitiyle kadastrodan önceki zilyetlik kesintiye uğradığından hesaplamada gözönünde tutulmaz.
Kaldı ki, az önce açıklanan her iki dosyanın krokilerinde kuzey, kuzeydoğu, kuzeybatı ve batıda geçen Kömürköy yolu ile arazi yolu aktif yol olup kullanılan yollardan olduğundan zaten kazanmayı sağlayan zilyetlikle edinilmesi mümkün bulunmamaktadır. Ne var ki, yolun bir kısmı tescil krokisinde A harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü ile birlikte 117 ada 6 sayılı parsel ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
A harfi yönünden de yukarıda açıklandığı gibi kazanmayı sağlayan zilyetlik süresi dolmamıştır. O halde davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.
Kararın bu sebeple bozulmasına karar verilmesi gerekirken, davacının ikinci sefer tapu kaydına dayanarak taşınmaz elde etmek istediği ve istenen taşınmazın tescil tapusu kapsamında kaldığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmesi yönünden sayın çoğunluğun görüşlerine açıklanan gerekçelerle katılmıyorum.05.05.2011
GK.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2010/5765, K. 2011/2732, 5 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama