KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2010/5902 E., 2011/2422 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tapu İptali ve Tescil
Karar Metni
1.553 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
... ve müşterekleri ile ... Belediye Başkanlığı ve dahili davalı Hazine aralarındaki tapu iptali ve tecil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ...2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 11.05.2010 gün ve 865/176 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi dahili davalı Hazine vekili ile davalı ... Belediye Başkanlığı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Davacılar vekili, 13.9.1999 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; ...ili, Nusratiye mah. 5709 ada 2,3 ve 5 nolu parsellerin 40 yılı aşkın süreden beri müvekkillerinin zilyetliği altında bulunduğunu ileri sürerek davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile dava konusu 2 nolu parselin davacı ... adına, 3 nolu parselin dilekçe ekindeki krokide A harfi ile gösterilen tahmini 95 m2’lik kısmının davacı ...
Berki adına ve 5 nolu parselin ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Aynı vekil, 22.11.1999 havale tarihli dilekçede ise davanın dayanağının MK.nun 639/2. maddesi olduğunu 40 yıl kadar önce zilyet ve tasarruf edilmeye başlandığını aslında bu yerde 1947 yılında yapılan kadastro çalışmalarında dava konusu yerlerin tespit dışı bırakıldığını 1984 yılında 2981 sayılı Yasaya göre çalışmalar yapıldığını açıklayarak iptal ve tescil talep etmiştir.
Davalı Belediye Başkanlığı davanın reddine savunmuştur.
Hazine davaya dahil edilmiştir.
Mahkemece, davacılar yararına zilyetlikle mülk edinme koşulları gerçekleştiğinden ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi dikkate alınarak davanın kabulüne, 5709 ada 5 nolu parselin davalı adına olan kaydının iptali ile davacılar ... mirasçıları adına eşit oranda tesciline, 5709 ada 2 nolu parselin fenni bilirkişinin 2.6.2009 tarihli krokisinde mavi renkle taralı 2A ile gösterilen 142,38 m2’lik kısmın bu parselden ifrazı ile ayrı bir parsel numarası verilerek davacı ... adına tapuya tesciline, aynı bilirkişi raporunda 3A ile gösterilen 90,87 m2’lik kısmın 5709 ada 3 nolu parselden iptali ile davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde davalı Belediye Başkanlığı ile dahili davalı Hazine vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; dava konusu 5709 ada 2 nolu parselin imar uygulamasından 25.12.1995 tarihinde davalı ... adına tescil edildiği beyanlar hanesinde A ile gösterilen binanın ...’e, B ile gösterilen binanın İsmet İlkbahar’a ait bulunduğunun yazılı olduğu aynı ada 3 nolu parselin imar uygulamasından 25.12.1995 tarihinde ... adına tescil edildiği, beyanlar hanesinde açıklama yer aldığı, aynı ada 5 nolu parselin yine imar uygulamasında aynı tarihte aynı belediye adına tescil edildiği görülmüştür.
... Belediye Encümeninin 8.9.1995 tarih 828 nolu kararında ise 461 ada 93-196-239-140 nolu parsellerin bulunduğu alanda ve çevresinde İmar Kanununun 18. maddesinin uygulamasının yapıldığı anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut ... Belediye Başkanlığı İmar Müdürlüğünün 6.4.2000 tarih 38/2217 sayılı yazılarında dava konusu parsellerin bulunduğu alanın 1964 yılında imar planı kapsamına alındığı bildirilmiştir.
Yine ...Büyükşehir Belediye Başkanlığının dosyada mevcut 26.4.2001 tarih 1618 sayılı yazılarından “…söz konusu imar parsellerinin 2.12.1964 tarihinde imar planının yapılmış olduğu 15.9.1986 tarihinde revizyon görmüş olduğu…” açıklanmıştır.
Dosyada mevcut Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ...Kadastro Müdürlüğünün 1.6.2000 tarih ve 1250 sayılı yazılarından 5709 ada 2-3-5 nolu parsellerin bulunduğu yerin kadastro sırasında yol olarak tespit dışı bırakıldıkları sonradan imar uygulaması ile dava konusu bu parsellerin yoldan ihdasen oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Mahallinde keşif yapılmış bilirkişilerden kroki ve raporlar alınmıştır.
Fenni bilirkişi Mithat Gürkan’ın dosyada mevcut 9.6.2000 havale tarihli raporunda dava konusu imar parsellerinin bulunduğu mahallenin kadastrosunun 1947 yılında yapıldığı o kadastro tespitleri sırasında nizalı yerin yol ve su arkı olarak paftalarda gösterildiği zamanla su arkının kuruması ve yapılan imar uygulamaları sonucunda bu yerlerin yol boşluğu haline geldiğinin bildirildiği görülmüştür.
Ayrıca, dosya içerisinde ...Asliye Hukuk Mahkemelerinin 5709 ada 4,2 ve 1 nolu imar parsellerine yönelik olarak açılan tescil davalarının kabulle neticelendiği ve Dairenin onamasından geçerek kesinleştiğine ilişkin karar fotokopileri bulunmaktadır.
Bilindiği üzere ve kural olarak; şehir kadastrosu ya da arazi kadastrosu yapılan yerlerde tescil harici bırakılan veya boşluk olarak ayrılan yerler üzerinde 3402 sayılı Yasa yürürlüğe girmeden önce zilyetlikle mülk edinme koşulları ilgili yasaların aradığı manada gerçekleştiği taktirde MK.nun 639/1. maddesi uyarınca açılan tescil davalarının dosyadaki delillerin olumlu olması sonucunda kabulle sonuçlanmaları mümkün idi.
3402 sayılı Yasa yenilik olarak imar ve ihya koşulunu da getirmiştir. Somut olayda, ...İlinin mahallesi olan dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 1947 yılında şehir kadastrosu yapılmış; dava konusu yer, paftasında yol ve su arkı olarak gösterilmiştir. 1964 yılında ise imar planı geçirilmiş bu yerler imar planı kapsamında kalmıştır. Davacıların zilyetliği en erken 1950’li yıllarda başlamaktadır.
Kadastro paftasında yol ve su arkı olarak gösterildiği tarihten imar planına alındığı 1964 yılına kadar 20 yıllık süre geçmemiştir. Dolayısıyla davacılar yararına
zilyetlik mülk edinme koşulları gerçekleşmemiştir. 1986 yılında ise bu yerde Hamur kuralı uygulanarak revizyon imar planı yapılmıştır. Kaldı ki, İmar Kanununun 18. maddesinin uygulanması idari bir işlemdir. İdari işlem idari yargı merciinde iptal edilmediği sürece hukuki geçerliliğini koruyacaktır. Dosyada böyle bir idari yargı kararı mevcut değildir.
Bundan öte, diğer imar parselleriyle ilgili olarak açılmış ve kabulle bitmiş hatta Dairenin denetiminden geçmiş kararlar; eldeki dosya için yukarıda değinilen maddi veriler karşısında kesinlikle davacılar lehine güçlü delil olarak nitelendirmek mümkün değildir. Eş anlatımla, kötü emsal, emsal olamaz. Ayrıca, davacılar şehir kadastrosu parsellerinde paydaş dahi değildirler. Dolayısıyla hakka dayanan bir talepleri de söz konusu değildir.
Tüm bu nedenlerle, davacıların davasının reddine karar vermek gerekirken maddi olay, şehir kadastrosu, imar planı, revizyon imar planı ve MK.nun 639/1. maddesi yanlış değerlendirilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi ve bu karara ilişkin Daire çoğunluğunca benimsenen bozma sebeplerine katılmam mümkün değildir. Davacıların davalarının tümüyle esastan ve usulden reddine karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatindeyim. 25.4.2011
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2010/5902, K. 2011/2422, 25 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama