KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2011/1560 E., 2011/5916 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tapu iptali ve tescil
Karar Metni
1.135 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
... ve müşterekleri ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ...2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 21.12.2010 gün ve 587/603 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Davacılar vekili, dava konusu taşınmazların ...ve ...'nun tek mirasçısı olduğu belirtilerek davalı ... adına tespit ve tescil edildiğini, halbuki, kadastro tespit tutanaklarının kesinleşmesinden sonra açılan nüfus kayıt düzeltim davasında davalının adı geçen murislerin çocuğu olmayıp yeğeni olduğunun tespit edildiği, daha sonra açılan davada ise vekil edenlerinin de mirasçı olduğunun saptandığını ileri sürerek, davalı adına olan tapu kayıtlarının iptaliyle ...ve ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, süresi içinde açılmayan davanın TMK.nun 2 ve 3. maddelerinde belirtilen dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gibi hak düşürücü sürenin de geçtiği gerekçeleriyle reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya arasındaki tapulama tutanakları ve tapu kayıtlarına göre, 1972 yılında yapılan tapulama tespiti bir kısım parseller yönünden 1972 yılında, diğer bir kısım parseller yönünden ise 1974 yılında kesinleşmiştir. ...Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/549 Esas, 1976/418 Karar sayılı hükmüyle davalı ...'nun ...ve ...'nun çocuğu olmadığının tespitiyle nüfus kayıtlarının düzeltilmesine karar verildiği, hükmün temyiz edilmeksizin 14.4.1977 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Daha sonra alınan ...Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/429 Esas, 2010/937 Karar sayılı mirasçılık belgesine göre de, davalı ...’nun tek mirasçı olmadığı, ...ve ...’nun mirasçı olarak gerçekte yeğenleri olan davalıyla birlikte, davacıları ve dava dışı başka kişileri bıraktıkları anlaşılmıştır.
Dava konusu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanları ... ve ...'dan miras yoluyla kaldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Tapulama Kanunu ile Kadastro Kanunlarının tasfiye niteliğindeki kanunlar olup ülke sınırlarında bulunan taşınmazların biran önce sicile ve çapa bağlanmalarının amaçlandığı, bu nedenle bir kısım davalar için hak düşürücü sürelerin konulduğu bizimde kabulümüzdedir.
Bu amaç doğrultusunda, 766 sayılı TK.nun 31/2. maddesinin karşılığı olan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde, kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırmalara ve tespitlere, söz konusu tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı düzenlemesi getirilmiştir.
Somut olayda, öncesinin adı geçen miras bırakanlara aidiyetinde uyuşmazlık bulunmayan dava konusu taşınmazların, kadastro tespitinden sonra açılmış ve kesinleşmiş hükümlerle belirlenmiş olan nüfus kayıtlarına ve buna dayanılarak alınmış mirasçılık belgesine göre, iptal ve tescil isteğinde bulunulmuştur. Davacıların mirasçı oldukları kadastro tespitinden önce bilinmemekteydi. Bu husus kadastro tespitlerinin kesinleşmelerinden sonra kesinleşen mahkeme hükümleriyle anlaşılmıştır. Davacılar tarafından, kadastro tespiti öncesi nedene dayanılmadığından 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde düzenlemesini bulan ve tespit öncesi nedenlere dayanılarak açılan iptal ve tescil davalarına uygulanması gereken 10 yıllık hak düşürücü sürenin eldeki davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
Mahkemece, iddia ve savunma çerçevesinde taraf delilleri toplanarak buna göre, uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı düşüncesindeyim. Yerel mahkeme hükmünün açıklanan bu gerekçelerle bozulması yerine onanması şeklindeki Sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım. 17.11.2011
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2011/1560, K. 2011/5916, 17 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama