KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2011/1608 E., 2011/5675 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tapu iptali ve tescil
Karar Metni
851 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 16.12.2010 gün ve 1093/1628 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Davacı, yargılama oturumlarında da tekrar ettiği dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hukuksal nedenine dayanarak tapu kaydının iptaliyle adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Keşif yerinde dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar, taşınmazın muris babası ...'dan davacıya kaldığını bildimekle birlikte intikal şekli hakkında bir açıklama yapmamışlardır. Bu husus tahkikat hakimi tarafından da sorulup belirlenmemiştir.
6100 sayılı HMK.nun 194/1.maddesinde; "...taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar..." hükmüne yer verilmiştir. Davanın doğru biçimde sonuçlandırılması için davanın ne olduğunun anlaşılması gerekir. Mahkemece, dilekçenin içeriğine göre davacının isteğini ve amacını belirleyip uyuşmazlığın ona göre çözüme kavuşturulması gerekir. Davanın niteliği anlaşılamadan hangi kanuni düzenlemeye göre sonuçlandırılacağı noktasına ulaşılamaz.
HMK.nun 33 (1086 sayılı HUMK.nun 76) maddesine göre, davanın esası olan maddi olayların ileri sürülmesi taraflara, bunların nitelendirilmesi ve uygulanacak kanun maddesini belirlemek hakime aittir. Hakim tarafların yargılama oturumlarında ve dilekçesinde kullandıkları nitelendirme ile bağlı değildir.
HMK.nun 31 (1086 sayılı HUMK.nun 75/2) maddesinde, hakimin uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceğini düzenlemiştir. Aynı Kanunun 147 ve 169 (1086 sayılı HUMK. 213/1, 230) maddelerine göre de, tahkikat hakiminin iki tarafı veya vekillerini çağırarak davanın maddi olguları hakkında beyanlarını alabileceği belirtilmiştir.
124.maddenin 3.fıkrasında, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği, 4.fıkrada ise tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakimin karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebileceği açıklanmıştır.
İddianın ileri sürülüş şekline göre; davacı, dava konusu taşınmazın tereke malı olmaktan çıktığını, mülkiyetinin geçtiğini ileri sürerek tamamının adına tescili isteğinde bulunmuştur. Davacının bu açıklamasına göre, davanın tereke adına açılmadığında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Eldeki dava, mirasçılık sıfatı olmayan üçüncü kişiye (Hazineye) karşı açılmıştır.
Davacı, taşınmazın tamamının adına tescilini istediğine göre; uyuşmazlık konusu taşınmazın, muristen davacıya devir şekli (taksim, bağış, satış v.s) üzerinde durulması dava şartı bakımından önemlidir. Dava şartı, kamu düzeni ile ilgili olduğundan taraflarca ileri sürülmese dahi taşınmazın davacıya geçiş şekli mahkemece kendiliğinden araştırılıp belirlenmelidir.
Mahkemece; belirtilen usul hükümleri uyarınca tereke adına dava açmayan davacıdan bu devir hakkında açıklama istemesi, taksim, bağış, satış vs. gibi nedenlerden birine dayanması durumunda, bu hususu kanıtlaması için süre ve imkan verilmesi, bundan sonra iddianın ileri sürülüş şekline, toplanan delillere ve getirtilecek mirasçılık belgesine göre öncelikle dava şartı üzerinde durulması, çekişme konusu taşınmazın halen elbirliği mülkiyetinde olduğunun anlaşılması durumunda, davacı tereke adına dava açmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi,
aksik durumda ise dosya içeriğine ve toplanacak delillere göre uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, belirsiz olan bu durum açıklığa kavuşturulmadan, murris ...'ya ait mirasçılık belgesi dahi getirilip ölüm tarihi ve davacıdan başka mirasçısının bulunup bulunmadığı denetlenmeden, taşınmazın elbirliği mülkiyeti hükmüne tabi olduğu varsayımından hareketle, davanın dava şartı yolluğundan reddine karar verilmesi yönündeki Sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmamaktayım.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2011/1608, K. 2011/5675, 3 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama