Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 10-12 yıl önce ...'dan satın aldığı ve halen zilyetliğinde bulunan bir parça taşınmazın kadastro çalışmalarında 137 ada 610 parsel olarak Hazine adına tespit ve tescil ediliğini açıklayarak Hazine üzerindeki tapu kaydının iptaliyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. 21.04.2008 tarihli dilekçesiyle taşınmazın vekil davacıya babasından intikal ettiğini bildirmiştir.
Davalı Hazine temsilcisi davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 09.06.2011 tarihli teknik bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 35.288,24 m2 yüzölçüme sahip yerin Hazine üzerindeki tapu kaydının iptaline ve davacı adına tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller; tüm dosya kapsamından; dava konusu ve öncesi olan 137 ada 605 parsel "ham toprak" vasfı ile senetsizden, 30.11.1999 tarihinde Hazine adına tespit edilmiştir. Tutanak itirazsız olarak 11.04.2000 tarihinde kesinleşmiş ve aynı tarihte Hazine adına tapuya tescil edilmiştir.
Taşınmazın Hazine adına tapuya tescilinden sonra dava dışı üçüncü şahıslarca açılan dava sonucunda Ulukışla Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.06.2004 tarih ve 2004/11 Esas, 2004/123 Karar ... ilamı ile hükmen ifraz sonucu dava konusu 137 ada 610 parsel oluşmuştur. Yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar; dava konusu taşınmazın öncesinde halen sağ olan davacının babasına ait iken 1970'li yıllarda davacıya bırakıldığını açıklamışlardır.
Ancak, mahkemece uyuşmazlığın çözümü amacıyla hava fotoğrafından yararlanılmamıştır.
Mahkemenin 25.03.2010 tarih ve 2008/223 Esas, 2010/63 Karar ... hükmünün incelemesi sonucunda Dairenin 02.12.2010 tarih ve 2010/2951 Esas, 2010/5804 Karar ... ilamı ile ''davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine'' ve infaza elverişli
kroki düzenlenmesi amacıyla bozmaya sevk edildiği görülmüş ise de, TMK.nun 713/1. maddesi gereğince açılan tescil davaları kamu düzeni ağır basan davalar olup, kendiliğinden araştırma ve inceleme yapma kuralına tabidir. Bu bakımdan herhangi bir kuşkunun ortaya çıkması halinde hâkim, sözü edilen tescil davalarının niteliği ve özelliği gereği doğan kuşkuyu gidermelidir. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de kamu düzeni usuli kazanılmış hakkın istisnasını oluşturduğundan zilyetlikle edinme şartlarının bulunup bulunmadığı eksiksiz olarak araştırılmalıdır. Hal böyle iken mahkemece uyuşmazlığın çözümü için hava fotoğraflarından yararlanılmadığı saptanmıştır.
Bilindiği üzere bir arazinin kullanım süresi ve niteliğini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Bu hava fotoğraflarının tespit tarihinden önceki yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için tespit tarihinden geriye doğru 20–30 yıl öncesine ait (1970-1980 yılları arası) en az iki farklı tarihe ait stereoskopik hava fotoğraflarının dosyada yer almış olması ve bu fotoğrafların stereoskopla üç boyutlu olarak incelenmesi gerekir. Ayrıca, stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelendiğinde, arazinin üç boyutlu görüleceği, taşınmazın sınırlarının belirlenebileceği ve bu amaçla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespitinin yapılması mümkündür.
Mahkemece yapılacak iş; ziraat mühendisi, kadastro fen bilirkişisi, jeodezi ve fotoğrametri mühendisinden oluşacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu marifetiyle yukarıdaki açıklamalar gereğince iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının bulunup bulunmadığının usulüne uygun şekilde Harita Genel Komutanlığından sorularak getirtilmeli, stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak taşınmazın niteliği ve kullanım süresinin ne zaman başladığının belirlenmesine çalışılmalı, tanık ve yerel bilirkişi sözleri, bilimsel esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli,
taşınmazın niteliği ve tarımsal amaçlı zilyetlik başlangıç tarihi ile süresi ayrı ayrı tespit edilmeli ve ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca ulaşılması gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 ... ...nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 ... HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine, 31.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.