KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2011/7439 E., 2012/4879 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Zilyetliğin Tespiti
Karar Metni
1.205 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
... ile Hazine, ..., ... ve ... aralarındaki zilyetliğin tespiti davasının kabulüne dair ...2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 08.09.2011 gün ve 681/938 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar Hazine vekili, ... vekili ve ... vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Dava, sulama kanalı kamulaştırma alanında kalan taşınmazın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespiti isteğine ilişkindir. (TMK.m. 713/1, 3402 s. K.K. m.14)
Davanın kabulüne ilişkin hükmün, davalılar Hazine ve DSİ vekilleri ile ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yüksek Daire çoğunluğunca; “…taşınmazın Eylül 1941 tarih ve 24 sıra nolu Vakıf Tapusunun sınırları içerisinde kaldığı, Mazbut Mustafa Paşa Vakfına ait olup, vakfiye içerisinde yer aldığı, tapu kaydının sınırları itibariyle dava konusu yere uyduğu belirlendiğine göre böyle bir taşınmazın olağanüstü zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla kazanılmasının mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine …” karar verilmesi gerektiği görüşü ile bozma sevk edilmiştir. Değerli çoğunluğun bu yöndeki görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır.
5737 sayılı Yeni Vakıflar Kanununun tanımlar başlığını taşıyan 3. maddesinde; Mazbut Vakıf : Bu kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 7262 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar “ olarak tanımlanmıştır. Bu tür vakıfların öncesi mülhak vakıf olarak bilinmektedir. Yöneticisi kalmayan ve on yıl süreyle yöneticisiz kalan vakıflar, kanun gereği mazbut vakıf niteliğini kazanmakta olup Vakıflar Genel Müdürlüğünce idare edilmektedirler.
Vakıflar Genel Müdürlüğünün dayandığı 15.09.1941 tarih, 4 sıra nolu tapu kaydının senetsizden oluştuğu ve gittisinin bulunmadığı, malikinin T.C Evladi Ekber Mütevellisi ...oğlu ... olduğu anlaşılmıştır. Tapu kaydının cinsi hanesinde ise, Mustafa Paşa Vakfından sulu veya susuz tarla ibaresi yazılıdır. Yapılan keşifte, bu tapu kaydının uygulandığı, dava konusu taşınmaza göre sınırların yaklaşık 2-3 ve 5-10 km uzakta bulundukları açıklanmıştır. Dava konusu yerin 1954 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında köy boşluğu olarak tespit dışı bırakıldığı anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında taşınmazın köy yerleşim alanı içinde kaldığı görülmektedir. ... Paşa Vakfına ait Vakfiye ise, 1047 tarihlidir.
Dava konusu yerin biçimsel olarak, Vakıflar Genel Müdürlüğünün dayandığı tapu kaydı ile Vakfiye kapsamında kaldığı belirlenmiş olabilir. Öncelikle taşınmazın vakıf malı olup olmadığının saptanması gerekir. Görüldüğü gibi tapu kaydı ile Vakfiyenin sınırları oldukça geniş olup her türlü nitelikteki taşınmazın bu sınırlar içinde kaldığı konusunda duraksamamak gerekir.
Bu nedenle öncelikle, Vakfiyenin niteliğiyle taşınmazın vakıf malı olup olmadığı konusunun araştırılıp belirlenmesi zorunludur. Vakfın niteliğinin belirlenmesi için dosyanın tomarı ile birlikte Vakıflar konusunda uzman (akademisyen) bir bilirkişiye tevdi edilmek suretiyle vakfın niteliği konusunda rapor alınması gerekmektedir. Bir taşınmazın Vakfiyenin ya da dayanılan tapu kaydının genel sınırları içerisinde kalması ilke olarak o taşınmazın vakıf malı olduğunu göstermez.
Aynı zamanda vakfedilen mallar arasında çekişmeli taşınmaz malın bulunup bulunmadığının da belirlenmesi gerekir. Örneğin; ..oğlu ... Bey oğlu Piri...Paşa Vakfı, kısaca Ramazan oğlu Vakfı. Kızıldağ Yaylası ile Kozan ve çevresini kapsadığı, içerisinde birçok köy ve ilçe ile Adana İlinin önemli bir kısmını kapsadığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Bu vakıf ile ilgili Yargıtay’a yansıyan tüm dosyalarda taşınmazın vakıf sınırları içerisinde kalması yeterli olmayıp o taşınmazın aynı zamanda vakfedilen mallar arasında yer alıp almadığının ve vakıf malı olup olmadığının da belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.
2000/8702 – 8953, HGK 6.2.2008 gün ve 2008/1-73, 2008/112 ve 11.12.2002 gün, 2002/1-1024 Esas-2002/1053 sayılı kararları) Vakıfla ilgili bu hususlar açıklığa kavuşturulduktan sonra kazanmayı sağlayan zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşup, oluşmadığı saptanmalı ve değerlendirilmelidir. Saptanan bu somut ve hukuki olgular karşısında, yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda gerekli araştırma ve incelemenin yapılması gerektiği görüşü ile araştırmaya yönelik bozmaya sevk edilmesi gerekirken davayı reddet şeklinde gerçekleşen ve kesin bozmayı öngören Sayın çoğunluğun görüşlerine açıklanan nedenlerle katılmıyorum.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2011/7439, K. 2012/4879, 28 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama