İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /8. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 8. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2011/7928 K.2012/4753

... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Gökçeada Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 04.05.2011 gün ve 8/19 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi…

Esas2011/7928Karar2012/4753Tarih24 Mayıs 2012Okuma8 dk · 1.548 kelime

KÜNYE

8. Hukuk Dairesi 2011/7928 E., 2012/4753 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
24 Mayıs 2012
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava türü
Tapu iptali ve tescil
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.548 kelime·8 dk okuma·1 bölüm

... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Gökçeada Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 04.05.2011 gün ve 8/19 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Davacı vekili, kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tespit ve tescil edilen dava konusu 261 ada 8 ve 261 ada 11 parsel ... taşınmazların önceden Evantiya Kopsino zilyetliğinde iken bu yerleri 1975 yılında gelini olan davacıya bağışlayarak zilyetliğini devir ettiğinden bahisle, davalı Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptaliyle müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı Hazine, dava konusu yerlerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlardan olması ve zilyetlikle iktisap koşullarının davacı yararına gerçekleşmediğinden bahisle davanın reddini savunmuştur.

Mahalli mahkemece, hükmüne uyulan bozmadan sonra davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

Hüküm, süresi içerisinde Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; dava konusu parsellere ilişkin kadastro tutanakları getirilmiştir. 261 ada 8 nolu parsel: senetsizden “bahçeli harap ev” niteliğiyle, 80.40 m2 olarak, 638 nolu vergi kaydı uygulanmak suretiyle 24.10.2001 tarihinde Hazine adına tespit görmüş ve itirazsız olarak 29.05.2009 tarihinde kesinleşmiştir.

261 ada 11 nolu parsel ise; senetsizden “bahçeli harap ev” niteliğiyle, 86.84 m2 olarak, 639 tahrir nolu vergi kaydına dayanılarak 24.10.2001 tarihinde Hazine adına tespit görmüş ve itirazsız olarak 29.05.2009 tarihinde kesinleşmiştir. Çap kayıtları dava tarihi itibariyle Hazine adınadır. Komşu parsellere ilişkin kadastro tutanakları dosyadadır.

261 ada 6 nolu parselin belgesizden Hazine adına tespitinin yapıldığı, 261 ada 4 nolu parselin ise, 668 tahrir numaralı vergi kaydına istinaden Maria Kadem adına tespitinin yapılıp kesinleştiği, 261 ada 7 nolu parselin 26.03.1958 tarih ve 41 sıra numaralı tapu kaydı esas alınarak Marina Lada adına tespit gördüğü ve kesinleştikleri belirlenmiştir. 261 ada 7 nolu parselle revizyon gören tapu kaydı getirilmiştir.

Malikinin Nikola oğlu Marina Lada olduğu, sınırlarının Şarken Nikola Lada, Garben Dimitri Dalama, Şimalen Panata Dülgeri ve Cenuben Dimitri İsteyci yazılı olduğu görülmüştür. Mahallinde 21.12.2009 tarihinde keşif yapılmıştır.

1941 doğumlu yerel bilirkişi beyanında; “…keşfe konu taşınmazları bildiğini, bildiği kadarıyla 8 nolu parselin Evantina Kopsino tarafından kullanıldığını hatırladığını, Evantina’nın baba isminin Anastas olduğunu, bitişikteki 11 nolu parseli satın aldıklarını, buranın ismi İzmirna olarak hatırlanan yaşlı bir kadına ait olduğunu bu taşınmazların fiilen Evantina Kopsino tarafından kullanıldığının söylenmesinin mümkün olduğunu, kendisinin 1983 yılında adadan ayrıldığını, keşfi yapılan taşınmazların sahibi olan Evantina Kopsino’nun daha önceden adadan ayrılarak Yunanistan’a gittiğini,

kendileri ayrıldıktan sonra bu yerlerin kendi haline bırakıldığını ve şu andaki mevcut duruma geldiğini söylemiştir…” Komşu 261 ada 7 nolu parsele revizyon gören 26.03.1958 tarih ve 41 nolu tapu kaydı okunup sorulmuştur. Okunan tapu kaydının kuzey hududunda ismi geçen Panata Dülgeri 11 nolu parseli göstermektedir. Panata Dülgeri’nin aslında İzmirna olarak ifade ettiği kişinin olması gerektiğini” beyan etmiştir.

1940 doğumlu diğer yerel bilirkişi ise; “…dava konusu 11 nolu parselin Yori Kopsino’nun olduğunu, bu kişinin Evantina Ksino’nun oğlu olması gerektiğini, fakat karşı mahalleden olması nedeniyle taşınmazların hudutlarını bilemediğini, yine dava konusu 8 nolu parselin de kime ait olduğunu bilmediğini, bildiği kadarıyla Yorgi Kopsino’nun annesi olan Evantina Kopsino’nun 1975-1976’lı yıllarda annesiyle birlikte bu köyden ayrıldıklarını ve 2000 yılına kadar gelip gittiklerini görmediğini, ancak iki sene önce Yorgi Kopsino’nun geldiğini gördüğünü, geldiğinde başka yerde kaldığını…” açıklamıştır.

1943 doğumlu tanık; “…keşfi yapılan taşınmazların olduğu bölgede doğup büyüdüğünü ve yaşamakta olduğunu, bu nedenle bu bölgeyi bildiğini, 8 nolu parselin Evantina Kopsino’nun taşınmazı olduğunu, 11 nolu parselin ise İzmirna isimli yaşlı bir kadına ait iken satın aldıklarını, kendisinin 1978 yılına kadar taşınmazların bulunduğu köyde yaşadığını, bu yıldan sonra adadan ayrılarak Yunanistan’a gittiğini, taşınmazların sahibi olarak bildiği Evantina Kopsino’nun 1978 yılından önce köyden ayrıldıklarını ve taşınmazların kendi haline bırakılarak şu andaki mevcut duruma geldiklerini…” söylemiştir.

Diğer 1931 doğumlu tanık ise, çok fazla bilgisinin olmadığını açıklamıştır. Dosyada taşınmazlara ilişkin beş adet fotoğraf bulunmaktadır. Fen bilirkişi 1/500 ölçekli kroki ile raporunu dosyaya sunmuştur. Krokinin incelenmesinden komşu 261 ada 7 nolu parselin doğusunda dava konusu 8 ve 11 nolu parseller yer almaktadır. 261 ada 7 nolu parsele revizyon gören tapu kaydına göre, Nikola Lada olması gerekmektedir.

Oysa, dosyada mevcut nüfus aile kayıt tablolarına göre: davacının baba ada Hiristoda, anne adı Kiryakol, evlenerek gittiği hanedeki kişinin babası Anastas, annesi Evanti olup, evlendiği şahıs Yorgi ile komşu parsellere uygulanan tapu kaydı birbirini doğrulamamaktadır. Yine kuzey sınırdaki Panata Dülger’in de, davacı ve aile efradı olmadığı gibi, yerel bilirkişilerin İzmina olarak hatırladığı kişi ve ailesini de okumamaktadır.

Mahalli mahkemenin, 28.12.2009 tarihli red kararının dosyadaki bilgi, belge ve keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarıyla örtüştüğü görülmüş ise de, Dairenin 28.09.2010 tarih, 2010/1010-4400 Esas ve Karar ... kararında yazılı olan gerekçelerle bozulmuş olup, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak ve başkaca bir araştırma yapılmaksızın davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hemen belirtmek gerekir ki, kadastro tutanaklarının nitelik bölümünde yazılı olduğu üzere, taşınmazlar bahçeli harap ev niteliğindedir. Bu belirlemeyi keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ile tanık beyanları ittifakla doğrulamaktadır. Şöyle ki; davacı ve kendisine bağışladığı söylenen kişi adayı 1975 – 1976 yıllarında terk etmişler ve keşif tarihinden önceki iki yıl öncesine kadar adaya dönmemişlerdir. Bu yerleri bir başkasının kullanımına bırakmamışlardır.

Kendi haline bırakılan taşınmazlardaki yapılar harap ev haline gelmiştir. Öte yandan, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık anlatımlarından davacı tarafın ve kendisine bağışta bulunduğu söylenen kişinin 261 ada 11 nolu parselin malikinden haricen satın aldığı olgusu kanıtlanamamıştır. Ayrıca, komşu 261 ada 7 nolu parsele revizyon gören 1958 tarihli tapu kaydının kuzey ve doğu sınırında okunan kişilerin davacı ve aile efradını ve satın aldıkları kişiyi okumamaktadır.

Bu durumda, davacı ve kendisine haricen bağışta bulunduğusöylenen şahısların Türk vatandaşı olması nedeniyle ve kendi iradeleriyle 1975 – 1976 yıllarından itibaren 2007 yılına kadar taşınmazları kendi iradeleriyle terk ettikleri, 30 yılı aşan bu terk nedeniyle taşınmazla ilişkilerini kestikleri, Dairenin kararlılık kazanmış uygulamalarına göre 15 – 20 yılı geçen iradi terkler nedeniyle zilyetlikle kazanılmaya imkan bulunmamaktadır. Kaldı ki, 3194 ...

İmar Kanunu kapsamına göre, hangi taşınmazların arsa olarak nitelendirileceği yasal olarak belirlenmiştir. Tüm bu durumlar dikkate alındığında 30 yılı aşkın süre nedeniyle iradi terk olgusu gerçekleşmiş olup, davacının davasının reddine karar verilmesi gerekirken, davanın ve taşınmazların niteliği gereği lehte ve aleyhte usulü kazanılmış hak oluşturmayan Yargıtay bozma kararına uyularak kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır.

Davalı Hazinenin temyiz itirazları tüm bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 ... HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.05.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK.713/1 ve 3402 ... Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.

Yerel mahkemenin, 28.12.2009 tarihli, davanın reddine ilişkin hükmünün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin, 28.09.2010 tarih ve 2010/1010 Esas – 2010/4400 Karar ... ilamıyla ve oyçokluğuyla somut olayda iradi terkin gerçekleşmediği görüşünden hareketle bozulmasına karar verilmiştir.

Davalı Hazine vekilinin, 11.11.2010 havale tarihli dilekçesiyle karar düzeltme isteğinde bulunarak, bozma kararının kaldırılmasıyla yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini istemiş, Dairece karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir.

Yerel mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra, her iki parsel yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. 04.05.2010 tarihli, yerel mahkeme hükmünün Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, bu sefer Daire çoğunluğunca kabul kararı bozulmuştur.

Uyuşmazlık konusu 261 ada 11 ve aynı ada 8 ... parsellerin kadastro tespitleri 24.10.2011 tarihinde davalı Hazine adına yapılmış olup, tutanaklar 29.05.2009 tarihinde kesinleşmiştir. Davacının 1975-1976 yıllarında taşınmazın bulunduğu köyden ayrılarak Yunanistan’a gittiği anlaşılmıştır. TMK.nun 976. maddesine göre fiili hakimiyetin geçici nitelikte sebeplerle kullanılmaması veya kullanma olanağının ortadan kalkması zilyetliği sona erdirmez.

Dava konusu yerlerin 1975-1976 yıllarında davacı tarafından terk edilmesi ve daha sonra 2000 yılında tekrar adaya dönüp zaman zaman taşınmazlarla ilgilenmesi iradi terk sayılmaz, bundan ayrı taşınmazların tarım arazisi niteliğinde bulunmadığı, insanların hayatlarını sürdürmek için ikamet ettikleri ev ve arsası niteliğinde taşınmazlar olup, bir taşınmazın 86 diğerinin ise, 80 m2 yüzölçümünde harap evler ve bahçeleri niteliğinde oldukları, keşif tutanağı kapsamıyla, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle sabittir.

Bu tür yerlerin yerleşim alanı içerisinde yer almaları nedeniyle arsaya dönüştüklerinin kabulü gerekir. Yüksek Dairenin uygulaması gereği arsa niteliğinde olan taşınmazlar üzerinde kişiler tarafından sürdürülen zilyetliğin ekonomik amaca uygunluğu aranmaz. Bu nedenle de, arsaya dönüşen taşınmazlar bakımından iradi terk koşulundan söz edilemez.

Öte yandan, şehirleşme, işsizlik ve ekonomik nedenlerle kişilerin yaşadıkları yerlerden geçici bir süreyle ayrılmaları ve taşınmazları ile ilgilerini azaltmaları ve buna bağlı olarak ev ve bahçelerinin bakımsız hale gelmeleri taşınmazlarını iradi olarak yani bilerek ve isteyerek terk ettikleri anlamına gelmez. İradi terkin hukuki sonuç doğurabilmesi için bilerek ve isteyerek taşınmazları terk etmeleri esastır. Somut olayda böyle bir durum söz konusu değildir.

Dava konusu taşınmazların, davacının atalarından silsile yoluyla ve mirasen gelen ve ev olarak kullanılan, maddi değerden ziyade anıları içinde barındıran ve bu nedenle manevi değeri büyük olan yerler olduğu gözardı edilemez.

Kaldı ki, bir an için çoğunluk görüşünün doğru olduğu kabul edilse dahi, kayıt maliklerine ait vergi kayıtlarının bulunduğu ve taşınmazlara uyduğunun keşfen belirlendiği, vergi kayıtlarının 1937 tarihli olduğu, bu nedenle kadastro tespitinin yapıldığı 2001 tarihinden çok önce TMK.nun 713/5. fıkrasının son cümlesi gereğince, yirmi yıllık kazanma süresinin dolduğu andan itibaren davacının mülkiyet hakkının doğduğu, dosya kapsamıyla sabit bulunmaktadır.

Yani, davacı taşınmazları terk ettiği 1975-1978 yıllarından çok önce açıklanan Medeni Kanun hükmüyle mülkiyet hakkının doğduğu bir gerçektir. Kazanmayı sağlayan ve mülkiyet hakkının doğumuna neden olan yirmi yıllık kazanma süresi dolduktan sonra, arsa niteliğinde bulunan taşınmazlar bakımından iradi terkin gerçekleştiğinin kabulüne olanak bulunmamaktadır.

O halde, davanın kabulüne ilişkin yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmesi gerekirken, iradi terkin gerçekleştiği ve davanın reddine karar verilmesi görüşünden hareketle kararın bozulması şeklinde gerçekleşen değerli çoğunluğun görüşlerine açıklanan nedenlerle katılmıyorum. 24.05.2012

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2011/7928, K. 2012/4753, 24 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/7928
Karar No
2012/4753
Tarih
24 Mayıs 2012

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2011/7929 K.2012/4653
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2011/7930 K.2012/4852
  • Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E.2011/7930 K.2012/11632
  • Yargıtay 22. Hukuk Dairesi E.2011/7931 K.2012/11633
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2011/7932 K.2012/3468
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2011/7932 K.2012/6661

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.