KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2011/926 E., 2011/5167 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tapu İptali ve Tescil
Karar Metni
835 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Davacı-karşı davalı ..., dahili davacılar ... ve müşterekleri ile davalı-karşı davacı ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 12.11.2010 gün ve 303/147 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı asıllar ile davalı-karşı davacı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Dava, geçersiz sözleşmeye dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı taktirde geçersiz sözleşmede yazılı 2.000.000 TL’nin 18.1.1991 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte tahsili isteğine ilişkindir. Mahkemece tapu iptali ve tescil davasının reddine, davalının murisine ödenen 2.000.000 TL (2.00 YTL)’nin dava tarihi itibariyle davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmesi üzerine hüküm asıl dosyanın davacıları ile birleşen dosya davacısı tarafından temyiz edilmiştir.
Dairece yapılan temyiz incelemesi sonucu; “…davacı tarafça satış bedelinin uyarlanması (güncelleştirilmesi) isteğinde bulunmadığına göre mahkemece satış bedelinin iadesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından asıl dosya davacılarının sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, faiz konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği, vekalet ücretinin de taktir edilmediği ve elatmanın önlenmesi davasının kabul edilmesi gerektiği halde reddine karar verildiği gerekçesiyle daire çoğunluğunca bozma sevk edilmiştir.” Yüksek daire çoğunluğunca bozma sebebi olarak gösterilen hususlara aynen katılıyorum.
Ancak, geçersiz sözleşmede yer alan bedelin güncelleştirilmesinin istenilmediği gerekçesiyle sözleşmedeki bedele hükmedilmesinin doğru olduğu yönündeki görüşleri hakkaniyet ilkelerine ve adalet duygusuna uygun düşmez.
Geçersiz sözleşme 18.1.1991 tarihinde yapılmış olup 2.000.000 TL değerin nakten ve tamamen alındığı sözleşme kapsamından anlaşılmıştır. Davacı; bedeli faizi ile birlikte istediğine göre çoğun içinde azıda vardır kuralı gereğince bedelin sözleşmenin yapıldığı tarihten dava tarihine kadar güncelleştirilerek vardığı değerin hesaplanarak hüküm altına alınmasını da istediğinin kabulü gerekir.
Faizin sözleşmenin yapıldığı tarihten mi, yoksa dava tarihinden itibaren mi, istenmesi gerektiği hususu tartışma konusudur.
Yargıtay’ın çok eski kararları çoğunluğun görüşü doğrultusunda olmakla birlikte çok uzun süreden beri hiç sapma gösterilmeksizin geçersiz sözleşmede yer alan bedelin tahsili konusunda denkleştirici adalet ilkesi gereğince uyarlama (güncelleştirme) yapılmak suretiyle sözleşmedeki değerin dava tarihinde vardığı miktarı hesaplanarak ödenmesi yönündeki kararlar istikrar kazanmış bulunmaktadır. Böyle bir hesaplama yönteminde faizin başlangıç tarihide dava tarihi olmaktadır.
Davacı, bedeli faizi ile birlikte tahsilini istediğine göre uyarlaması yapılarak dava tarihine kadar vardığı miktar belirlenerek hüküm altına alınması gerektiği yönünde bozma yapılması gerekirken, sözleşmedeki miktarın tahsiline karar verilmesinin doğru olduğu yönündeki sayın çoğunluğun görüşlerine açıklanan nedenlerle katılmıyorum. 17.10.2011
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2011/926, K. 2011/5167, 17 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama