Davacı ..., imar ihya ve kadastro öncesi kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak Hazine üzerinde kayıtlı 362 ada 1 ve 363 ada 1 parselin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamı uyarınca dava konusu 363 ada 1 parsel kapsamında kalan ve teknik bilirkişi raporunda A harfiyle gösterilen 549.76 m2 yerin tapu kaydının iptaliyle davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmediğinden 02.03.2011 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı tarafından A harfiyle gösterilen yerin teknik bilirkişi tarafından eksik hesaplandığı gerekçesiyle hükmün tavzihi istenilmiş, Mahkemece; ek kararla yerinde görülmeyen tavzih talebinin reddine karar verilmesi üzerine; ek karar, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Ham toprak niteliğindeki dava konusu 363 ada 1 parsel, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, ileride ekonomik yarar sağlanması mümkün olduğundan 22.08.2006 tarihinde Hazine adına tespit edilmiş, kadastro tutanağının 09.11.2006 tarihinde kesinleşmesi üzerine tapu kaydı oluşmuştur.
Mahkemece, önceki kararda, 363 ada 1 parsel kapsamında kalan ve teknik bilirkişi raporunda A harfiyle gösterilen 549.76 m2 yerin tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairece; araştırma eksikliğine işaret edilerek bozma sevk edilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan araştırma neticesinde davanın kabulüne, 363 ada 1 parsel kapsamında kalan ve A ile gösterilen 549.76 m2 yerin tapu kaydının iptaliyle davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm, usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, taraflarca temyiz edilmemesi üzerine
02.03.2011 tarihinde kesinleşmiştir. Davacının tavzih isteği, koşulları oluşmadığından Mahkemece reddedilmiştir. Yukarıda açıklandığı gibi hükmün esası taraflarca temyiz edilmediğinden 02.03.2011 tarihinde kesinleştiğine, davacı tarafın tavzih isteği mahkemece yerinde görülmeyerek reddedildiğine göre artık davalı ... vekilinin usul ve yasaya uygun olmadığını ileri sürerek kesinleşen hükmü temyiz etmesine olanak bulunmamaktadır. Diğer yönden hükmün esası kesinleştiğine ve davacının tavzih talebi reddedildiğine göre davalı ...'nin temyizde hukuki yararı da bulunmamaktadır.
Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle REDDİNE, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,10.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.