İpotek borçlusu tarafından kendi taşınmazı üzerine konulan ipotek bedelinin icra dosyasına yatırdığını, konulan ipoteğin kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkemece dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ipotek bedelinin yatırıldığında alacaklı namına hıfsına, ipoteğin kaldırılmasına karar verilmiştir.
İpotek alacaklısı temyiz dilekçesinde söz konusu ipoteğin İmar Kanunu uyarınca konulduğunu belirttiği görülmüş Tapu Sicil Müdürlüğü'nün yazısı ile de söz konusu ipoteğin imar kanunu uyarınca, imar uygulaması sonucunda oluşturulduğu, dolayısıyla tarafların özgür iradesiyle düzenlenmiş ipotek akit tablosunun bulunmadığı anlaşılmakla, İİK.nun 148. ve sonraki maddelerinde öngörülen nitelikte bir hukuki ilişkisinin varlığından söz edilemeyeceğinden bu durumda İİK.nun 153/2. madde hükmünün olayda uygulama yeri bulunmamaktadır.
O halde, mahkemece ihtilafın çözümü yargılamayı gerektirdiğinden istemin reddi yerine kabulü isabetsizdir.
Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlele İİK.nun 366 ve HUMK.nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK.nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.