Davacı ... vekili, dava dilekçesinde, 58 ada 9 ... parselin ... adına tapuda kayıtlı bulunduğunu, 40 yılı aşkın süreden beri vekil edeninin zilyet ve tasarrufunda olduğunu, Hacer’in 40 yılı aşkın bir süreden beri bilinmediğini, kaydına ve adresine rastlanılmadığını, mirasçılarının da bilinmediğini açıklayarak Hacer adına bulunan tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ...’e kayyım tayin edilen ... Defterdarlığını temsilen vekili Av. ... davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, "sahibi belli olmayan taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmesi üzerine; hüküm, kayyım vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve TMK.nun 713/2. fıkrasında, “…maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan…” hukuki sebep nedeniyle tapunun hukuki değerini yitirdiği gerekçesine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 2. fıkraları gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, kazanma koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davada taraf teşkilinin sağlanamadığı belirlenmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde ve 28.09.2010 tarihli yargılama oturumunda, tapu malikinin tapu kütüğünden anlaşılamayan kişi olduğunu açıklayarak ve bu hukuki sebebe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Tapu iptali ve tescil davalarında kural olarak, dava kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise, belirlenecek mirasçılarına yöneltilerek açılır. Mahkemece, kayıt malikinin sağ olup olmadığı, ölmüş ise mirasçılarının bulunup bulunmadığı konularında hiçbir araştırma ve inceleme yapılmadan doğrudan kayıt malikine ... Defterdarı kayyım tayin edilmek suretiyle davanın yürütülmesine çalışılmıştır.
TMK.nun 713/2. fıkrasında yeralan, birbirinden bağımsız üç ayrı hukuki sebeplerden birine dayanılarak açılan davalar nitelikleri gereği özel nitelikli davalar olup, kayıt malikine kayyım tayin edilmek suretiyle davanın yürütülmesi olanağı bulunmamaktadır. Daire ve Yargıtay uygulaması da bu yöndedir. Bu bakımdan davada taraf teşkilinin sağlandığı söylenemez.
HUMK.nun 73. maddesine göre mahkemece, taraflar yöntemine uygun bir biçimde mahkeme önünde hazır bulundurmadıkça hükmünü kuramaz yönünde olup, aynı paralelde düzenlenen HMK.nun 27. maddesinde ise, "hukuki dinlenilme hakkından" söz edilmektedir. Maddede açıklanan "...hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler..." sözüyle, taraf teşkili kast edilmekte olup, bu hususu da kapsamaktadır. Mahkemece, anılan maddelerin gözönünde tutulması zorunludur.
O halde mahkemece yapılacak iş; öncelikle kayıt maliki ...’in sağ olup olmadığının belirlenmesi, sağ ise açık adresinin tespiti sonucu dava dilekçesi ile Daire ilamının kendisine tebliği, sağ olup açık adresinin tüm araştırmalara rağmen saptanamaması halinde 7201 ...
Tebligat Kanununun diğer hükümlerinin uygulanmasına çalışılması, ölmüş ise, veraset belgesinin alınması için davacı tarafa süre ve imkan tanınması, alınacak veraset belgesine göre, mirasçılarının bulunması halinde davanın kendilerine yöneltilmesi, böylece taraf teşkilinin sağlanması ve davanın yürütülmesi gerekmektedir.
Yine TMK.nun 713/2. maddesi gereğince açılan davaların nitelikleri gereği, mirasçı bırakmadan kayıt maliki ya da malikleri ölmüş ise, TMK.nun 501. maddesi uyarınca son mirasçının Devlet olması nedeniyle Hazineye davanın yöneltilmesi düşünülmelidir. Taraf teşkili sağlanmadan kayyım atanmak suretiyle davanın yürütülmesi bu bakımdan usul ve kanun ile Yargıtay uygulamasına aykırıdır.
Kaldı ki, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile Dairenin geri çevirmesi üzerine gelen tapu kayıtlarının tesciline esas alınan resmi akit tablolarında dava konusu yerin daha önce İbrahim karısı Kübra’ya ait iken, 23 Mayıs 1936 yılında tapuda yaptığı satış ve devirle dava konusu parselin Tahir ve Kübra kızı Hacer’e intikal ettiği ve bu durum karşısında Hacer’in tapu kayıtlarında yer alan kişi olduğu görülmektedir.
Davalı kayyım vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 ... HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.