Davacılar vekili, dava dilekçesinde adresini açıkladıkları taşınmazın zilyetliğini 14.07.1995 tarihli arsa satış sözleşmesi ile davalıların babası ... Birinci’den devraldıklarını, davalıların bugüne kadar bir müdahelesi olmadığı halde, davacıların ağaç dikmelerine dava konusu yerin kendilerine ait olduğunu iddia ederek engel olduklarından davalıların zilyetliklerine yaptıkları müdahalenin önlenmesini talep etmişlerdir.
Davalılar vekili, dava konusu taşınmazın davalıların annesi...’den davalılara intikal ettiğini, davalıların babaları ile ilgisi bulunmadığını, dolayısıyla satış ve devrin de olmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacı tarafın harici satış ve zilyetliğe dayanarak malik sıfatıyla dava açmış olması nedeniyle dava değeri dikkate alındığında görev sınırının üzerinde bulunduğu görüşünden hareketle mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde dosyanın Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Keşif sonrası verilen rapordaki açıklamalara göre, dava konusu taşınmazın bir kısmı 6831 ... Kanunun 2/B maddesi gereğince orman vasfı ile hazine lehine orman sınırları dışına çıkarılan 2056 ada 20 parsel ile paftasında yol olarak gösterilen taşınmazlarda yer almaktadır. Dava konusu taşınmazdaki bu belirlemeler ve dava dilekçesindeki açıklama ve temyiz itirazları dikkate alındığında, dava zilyetliğin korunmasına ilişkindir. TMK.nun 981, 982 ve 983. ve devamı maddeleri uyarınca mal üzerinde zilyetlikten başka hiçbir hakkı bulunmayan kişilerin zilyetliğinin korunması için konulmuş hükümleri ihtiva etmektedir. TMK.nun 973.maddesinde zilyetlik “bir şey üzerinde fiili hakimiyeti bulunan kimse onun
zilyedidir” biçiminde tanımlanmıştır. TMK.nun 982 ve 983.maddelerinde zilyetlik herhangi bir hakka bağlı olmaksızın dava yoluyla korunmuştur. Hemen belirtmek gerekir ki zilyetliğin korunması davasıyla zilyet, zilyetliğin hakka dayandığını ispat külfetine katlanmadan sadece zilyetliğini öne sürerek Sulh Hukuk Mahkemelerinde uygulanan basit yargılama usulünün sağladığı kolaylıklardan yararlanır.
Bu açıklamalara göre, dava konusu yer 2/B alanı ve maliki Hazine olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık TMK.nun 984. maddesinde açıklanan zilyetliğin korunması davası niteliğindedir. Bu tür davalarda dava değerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemeleri görevlidir.
Mahkemece taraf delilleri toplanarak dava tarihi itibariyle üstün zilyetliğin hangi tarafta olduğu belirlenerek elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken taraflar arasındaki uyuşmazlık yanlış nitelendirilerek yazılı şekilde mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenle davacılar vekili ile davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 ... HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılar ve davalılara ayrı ayrı iadesine, 06.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.