KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2012/771 E., 2012/2154 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mart 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Dava türü
- Katkı payı alacağı
Karar Metni
1.389 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
... ile ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Tuzla Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinden verilen 10.09.2009 gün ve 698/833 sayılı hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş ise de; duruşma talebinin gider olmadığından reddine karar verilerek dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARŞI OY YAZISI
Dava, 743 sayılı TKM.nun 170. maddesi gereğince mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen mallar nedeni ile istenilen katkı payı alacağına ilişkindir.
Mahkemece, davacının sadece iki katlı binanın üzerinde bulunduğu arsanın alımına yarı oranında katkısının bulunduğu gerekçesi ile belirlenen 24.000,00 TL değer üzerinden 12.000,00 TL’nin hüküm altına alınmasına ilişkin kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yüksek Daire çoğunluğunca, davacının yaptığı katkının bağış niteliğinde bulunduğu ve bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma sevk edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, vekil edeninin davalı adına kayıtlı bulunan taşınmaz ile bankadaki hesaplarında bulunan para bakımından 2/3 oranında katkısının bulunduğunu bu nedenle öncelikle taşınmazın tapu kaydının ½ oranında iptali ile vekil edeni adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazın bedelinin yarısı ile bankalardaki hesaplarda bulunan paranın yarısının katkı payı alacağı olarak hüküm altına alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Taraflar 02.07.1975 tarihinde evlenmiş, 14.09.2005 tarihinde açılan boşanma davasının kabul ile sonuçlanması ve 14.09.2006 tarihinde kesinleşmesi ile boşanmışlardır.
Eşler arasında 02.07.1975 evlenme tarihinden 4721 sayılı TMK.nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TKM.nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı, eşler başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerine göre (4722 s.K.m.10/1) 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 14.09.2005 tarihine kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK. m.202). Eşler arasındaki mal rejimi TMK.nun 225/2. maddesi uyarınca boşanma davasının açıldığı 14.09.2005 tarihinde sona ermiştir.
Uyuşmazlık ve temyize konu olan 740 sayılı parselde 256/112500 payı, 23.01.1979 tarihinde tapuda yapılan satış ve devir ile ... tarafından davalı ... Koçak'a satılmış ve davalı ... tarafından bu tarihte edinilmiştir.
Görüldüğü gibi, taşınmaz mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde davalı ... (Koçak) tarafından satın alınmıştır.
Dava dosyası ile boşanma dosyasındaki bilgi ve belgelere göre, davalı ev hanımı olup ancak haftada birkaç gün evlere temizlik işine gittiği ve bu şekilde para elde ettiği, davacının ise, çalışan biri olduğu anlaşılmaktadır. Dinlenen tanık beyanlarına göre 740 sayılı parselde bulunan davalı adına kayıtlı pay üzerinde yapılan binanın her iki katının da davalının kendi imkanları ile ve yakınlarının desteği ile yapıldığı açıklanmıştır. Haftada sadece birkaç gün temizlik işlerine giderek kazandığı para ile ve yakınlarının desteği ile iki katlı binayı tek başına yapması hayatın olağan akışına pek uygun düşmemektedir.
Öte yandan, Yüksek Daire çoğunluğu bozma gerekçesinde. "Bilindiği üzere ve kural olarak bedeli taraflardan birisi tarafından ödenerek üçüncü kişiden diğeri adına satın alınan taşınmaz mal ya da taşıt vs için Dairenin ve Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamalarına göre gizli bağış olduğu, gizli bağış da bulunanın diğer taraftan herhangi bir hak talep edemeyeceği anlaşılmakla, davacının iptal tescil ya da 2/3 oranındaki tazminata ilişkin talepleri yerinde görülmemiştir.
Bundan ayrı dinlenen tanık anlatımları da bu olguyu doğrulamakta olup davacının başka bir kadın ile ayrı yaşaması ve bankadaki hesabın oluşmasında arsa payının satın alınmasında ve üzerindeki binanın yaptırılmasına bir katkısının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken …" açıklamasına yer verilmiştir.
Davacının hangi açıklamasının ya da dosyadaki hangi bilginin bağışı çağrıştırdığı konusunda bozma gerekçesinde yer verilmediği gibi açıklanan gerekçe dosya kapsamı ile de örtüşmemektedir. Soyut kavramlara dayalı bağış gerekçesinin yerinde olmadığı açıktır. Dairenin böyle bir uygulaması da bulunmamaktadır. Davacının yanlış bir takım davranışlarda bulunması da bağışın gerekçesi olamaz. Davacı vekili dava dilekçesinin birinci sayfasının dört nolu bendinde.
“4721 sayılı TMK.nun ilgili maddeleri gereğince evlilik birliği kurulurken bunun ömür boyu süreceği düşüncesinin hakim olduğunu, bu düşünce nedeni ile de ortak yaşamı ve geleceği güven altına almak amacı ile eşlerin birlikte yatırım yapmaları yaşamın olağan akışına uygun bulunduğunu karşılıklı güvene dayalı olarak kurulan evlilik birliği içinde eşler arasındaki hukuki ilişkinin yazılı sözleşmeye bağlamalarının beklenemeyeceğini…” vurgulamıştır.
Davacı vekilinin bu açıklaması da bağış iradesini çağrıştırmadığı gibi davacıda bağış iradesine yönelik kastın olduğu da söylenemez. Kaldı ki, bu ibareler bozmada bağış gerekçesi de yapılmamıştır. Mahkemenin de bu yönde bir değerlendirmesi yoktur.
Bundan ayrı davacı vekili dava dilekçesinde, yemin deliline de dayanmıştır. Olayın açıklığa kavuşmamış bulunması veya duraksamanın söz konusu olması hallerinde yemin teklif ve kabul olanağı bulunmaktadır. Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde eşlerin birbirlerinin edinildikleri mallarına katkılarının kanıtlanması halinde yaptıkları katkı oranında katkı payı alacağını hak edebilirler. Yani bir eşin diğer eşin malına yaptığı katkının para veya para ile ölçülebilen maddi bir katkının kanıtlanması halinde alacak hakkı doğar.
Mahkemece yapılan hesaplama yöntemi de bu bakımdan hatalıdır. Ne var ki, yukarıda yapılan açıklamalar ve belirtilen eksiklikler temyiz edenin sıfatı ve aleyhe bozma yasağı kuralı nedeniyle bozma olarak önerilmemiştir
Saptanan bu somut ve hukuki olgular karşısında davacıda bağışlama kastı ve iradesi bulunmadığı gibi bunu çağrıştıran dosya kapsamında bilgi ve belgelere de rastlanılmadığından hükmün onanması gerekirken, davacının yaptığı katkının bağış olarak nitelendirilmesi ve davanın reddine karar verilmesi biçiminde gerçekleşen Sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşlerine açıklanan nedenlerle katılmıyorum. 26.03.2012
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/771, K. 2012/2154, 26 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama