KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2013/14724 E., 2014/6761 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Nisan 2014
- Mahkemesi
- Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 18/03/2013
- Numarası
- 2012/409-2013/85
Karar Metni
1.405 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Hazine ile A.. B.. aralarındaki tapu iptali davasının reddine dair Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 18.03.2013 gün ve 409/85 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Dava, 3621 sayılı Kıyı Kanunu’ndan kaynaklanan tapu iptali talebine ilişkindir. Mahkemece, 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesi gereğince; on yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden dolayı davanın reddine karar verilmiştir. Davacı Hazine vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 21.01.2010 tarih ve 2009/13576-2010/405 sayılı ilamı ile hükmün esası yönünden temyiz itirazları reddedilerek, yargılama masrafı ve vekalet ücreti yönünden hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yeniden davanın reddine, davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının davalıdan alınıp davacıya verilmesine 1000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı Hazine vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nce, 07.02.2011 tarih, 2010/13217 Esas- 2011/1030 sayılı Karar ile davanın hak düşürücü süreden reddine ilişkin yerel mahkeme kararının benimsendiği ve bu yönü itibariyle önceki kararın kesinleştiği belirtildikten sonra, 6099 sayılı yasa hükümleri gözetilmek suretiyle bir değerlendirme yapılarak yargılama giderleri ve avukatlık ücreti konusunda bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmiş, Hazine vekilinin tashihi karar talebi ise Dairece, 26.11.2012 tarihinde reddedilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak, davanın reddine, yargılama masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece verilen ilk karar esas yönünden, yani davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine ilişkin kısmı, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nce onanmıştır. Her ne kadar Mahkeme hükmün onanan kısmı yönünden de bozmadan sonra verdiği kararlarda yeniden hüküm kurmuş ise de, bu usuli bir hata olup, sonuca etkili değildir ve yok hükmündedir. Hükmün onanan kısmı kesinleşmiş artık kesin hüküm haline gelmiştir. Nitekim Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nce de 07.02.2011 tarihinde verilen ikinci bozma kararında, davanın hak düşürücü süreden reddine ilişkin Yerel Mahkeme kararının bu yönü itibariyle kesinleştiği belirtilmiştir. Kesin hüküm, hükmü veren mahkeme de dahil olmak üzere bütün mahkemeleri bağlar. Kesin hüküm kamu düzenine ilişkin olduğundan, tarafların iradesine tabi değildir.
Hukuki güvenlik ve yargıya güven kesin hüküm müessesesi ile sağlanır. Hukuki güvenlik ilkesi; hukuk devleti ilkesinin olmazsa olmaz koşulu olup, mevcut emredici hukuk kurallarının herkese eşit şekilde ve düzgün bir şekilde uygulanmasını da içeren bir ilkedir. T.C Anayasa’sının 2. maddesi’nde Cumhuriyetin nitelikleri sayılırken, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir Hukuk Devleti olduğu vurgulanmıştır. Hukuk devleti kişilerin hukuki güvenliğini sağlayan bir devlettir.
Hukuki güvenlik ilkesi, herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi, tutum ve davranışlarını buna göre güvenle düzene sokabilmesi anlamına gelir. Hukuk devleti hukuk kurallarının onu koyanlar da dahil olmak üzere, her kişi ve kuruluşu bağlamasını ifade eder. Hukuk devleti kavramının özünü devlet organlarının hukuka bağlılığı yani, yönetimin eylem ve işlemlerini hukukun içinde kalarak yerine getirmesi oluşturmaktadır. T.C Anayasası 36. maddesi; “Herkes ….. adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmünü içerir. Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanma başlığı taşıyan 6. maddesinde; “Herkes …. davasının ….. hakkaniyete uygun …… olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.” denilmektedir.
Adil yargılanma hakkının en önemli alt kavramlarından birisi, silahların eşitliği ilkesidir. Yargılamada taraflar arasında adil, hakkaniyete uygun bir denge kurulması gerekir.
Anayasa’nın 2. maddesiyle benimsenen hukuk devletinde, hukuki güvenliği sağlayan bir düzen kurulması asıldır. Böyle bir düzende devlete güven ilkesi vazgeçilmez temel unsurlardandır. Hukuk devletinde yasama, yürütme ve yargının hukuka bağlı olması gerekir. Yargısı hukuka bağlı olmayan bir devlette vatandaşların kendilerini güvencede hissedebileceklerini söylemek mümkün değildir.
Hukuk devletinde bireyler devlete güven duyabilmeli aynı şekilde devlet de bu güveni vatandaşa verebilmelidir.
Kesin hükme saygı uluslar arası hukuk düzenine özgü hukukun genel ilkelerinden biri olarak da kabul görmektedir. Eğer bir hukuk sistemi içerisinde yargının verdiği ve bağlayıcı olan bir kesin hüküm işlevsiz bir duruma getirilmiş ise adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden söz edemeyiz.
Somut olayda, Mahkemece verilen karar esas yönünden, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nce onanarak kesinleşmiştir. Kesin hüküm gücü kazanan bir kararın, bozmaya konu edilmesi, kamu düzenini bozacak bir sonuç yaratır. Mahkemece verilen ilk karar esas yönünden onanıp kesinleştiğine göre, kesin hüküm gücü kazanan bir kararın bozulması uluslararası hukuk düzeninde kabul görmüş ilkelere, T.C Anayasası’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesine, hukuki güvenlik ilkesine, adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil eder. Devlete ve yargıya güveni ciddi bir şekilde sarsar. Açıkladığım nedenlerden dolayı Mahkemece verilen hükmün onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun, bozmaya yönelik görüşlerine katılmıyorum. 11.04.2014
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/14724, K. 2014/6761, 11 Nisan 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama