KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2013/15988 E., 2014/4445 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Mart 2014
- Mahkemesi
- Sincan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 27/10/2011
- Numarası
- 2011/571-2011/361
Karar Metni
1.194 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
G.. T.. ile M.. Ö.. ve İ.. A.. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Sincan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 27.10.2011 gün ve 571/361 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı İ.. A.. vekili ile davalı M.. Ö.. tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Davacı dava dilekçesinde; eski eşi olan davalı M.. Ö..'nün kendisinin açtığı ve boşanmayla sonuçlanan davasında hükmedilen mali yükümlülüklerinden kaçınmak için, boşanma davasının açılmasından kısa bir süre sonra A./E. İlçesindeki taşınmazını (daireyi) diğer davalı ve eski eşinin teyzesinin oğlu olan İsmet'e muvazaalı olarak satış işlemi yapmış gibi göstererek devir ve temlik ettiğini belirterek, bu satış işleminin muvazzaa sebebi ile iptaliyle önceki maliki olan davalı Mustafa adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Deliller toplandıktan sonra yapılan satış işleminin davacıdan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı yapıldığı belirtilerek, İİK.nun 283. maddesi kıyasen uygulanmak suretiyle davacının alacağıyla sınırlı olarak tasarrufun iptaline karar verilmiş; hükmü davalılardan İsmet temyiz etmiştir.
Mahkemenin kabul kararını Yüksek Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 14.07.2005 tarih, 8923/8209 sayılı ve buna benzer nitelikteki HGK'nun 03.05.2000 tarih, 4-823/851 sayılı kararlarına dayandırdığı anlaşılmaktadır. Her iki kararda da; Yüksek Kurul ve Dairenin, alacaklının borçlu ve onunla tasarrufi işlem yapan üçüncü kişiye karşı açtıkları muvazaa nedeniyle iptal davasında; işlemin iptaline karar verilmesi gerekmeksizin kıyasen icra hukukuna ilişkin tasarrufun iptaline ilişkin hükümlerinin uygulanması ve alacaklıya üçüncü kişiye intikal ettirilmiş mal varlığı üzerinde icra takip yetkisi verilmesine karar verilmesi ile yetinilmesi gerektiğini kabul ettiği görülmektedir.
İİK'nun 278-280. maddelerinde yazılı olan iptal davasının konusunu oluşturan borçlunun tasarruf işlemleri hukuken geçerli, ancak alacaklıya zarar verme kastıyla yapılan işlemlerdir. Oysa muvazaalı yani eBK.m.18 (TBK.m.19)'e uygun tasarrufi işlemler ise nisbi hükümsüz nitelikte işlemlerdir. Muvazaa davası ayni hakka dayalı bir dava olduğu halde, tasarrufun iptali davası şahsi hakka dayanmaktadır.
Yine, muvazaa nedeniyle hükümsüzlüğün tespiti kararı için muvazaanın gerçekleşmesi ve ispatı gerekirken; tasarrufun iptali davası için İİK.nun m.278-280' deki şartların gerçekleşmiş olması, en önemlisi de dava tarihi itibarıyla borçlunun aciz durumunun belgelenmesi ve alacağın icra takip tarihinden önce doğduğunun kanıtlanması yeterlidir.
Ayrıca muvazaa davasını hukuksal yararı çiğnenen (menfaati bulunan) herkes açabilirken, tasarrufun iptali davasını sadece elinde aciz belgesi olan alacaklı açabilir. Bu nedenle her iki davanın dinlenebilme koşulları farklı ve ayrı ayrı açılmaları veya bir davada terditli olarak ileri sürülmeleri gerekir. Davacının İİK.nun 277-280. maddelerine göre açılmış terditli de olsa bir talebi (davası) bulunmamaktadır.
Karşılıklı dilekçelerin verilmesi aşamasından sonra, davacı vekilinin tasarrufun iptali davasına yönelik beyanı iddianın genişletilmesi nteliğinde olup, davalının genişletmeye açık onayı bulunmamaktadır.
O halde, toplanan delillerin eBK.m.18 (TBK.m.19) çerçevesinde değerlendirilerek, dava tarihi itibarıyla davalı Mustafa'dan alacağı “ sabit olduğu “ takdirde, davacının yapılan tasarrufu borçlusu olan eski eşi üzerine döndürmesinde dava yetkinliği kapsamında menfaati olacağından; davacının muvazaaa sebebiyle hükümsüzlüğün tespiti/tapu kaydının iptali ile davalı eski eş adına tapuya tescili talebi hakkında davacının temyizi bulunmadığından; davalılar yararına oluşmuş usulü kazanılmış hak da gözetilerek, olumlu ya da olumsuz bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekir.
Açıklanan nedenlerle değerli çoğunluğun bozma kararına katılmakla birlikte; bozma gerekçesinin açıkladığım yönde olması gerektiğini düşünüyorum. 18.03.2014
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/15988, K. 2014/4445, 18 Mart 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama