KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2013/1752 E., 2013/12778 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2013
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Katılma alacağı
Karar Metni
1.845 kelime·9 dk okuma·2 bölüm
... ile ... aralarındaki katılma alacağı davasının reddine dair ... 7. Aile Mahkemesi'nden verilen 20.11.2012 gün ve 836/1646 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; vekil edeni ile davalının 1998 yılında evlendiklerini, müşterek çocuklarının olmadığını, tarafların TMK'nun 166/3. maddesi uyarınca boşandıklarını, evlilik birliği devam ederken güven ilişkisi ve evlenme tarihinde yürürlükte olan sistem gereği tüm malların davalı üzerinde toplandığını, davalı adına kayıtlı olan Milas ilçesi Meşelik köyündeki 1532 ve 1533 parsel sayılı taşınmazlar ile ... Gölbaşı Kızılcaşır 151 ada 5 numaralı parsel kayıtlarına tedbir konularak davacının bu taşınmazların edinilmesindeki katkı oranının %50 olduğundan boşanma tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak koşuluyla 10.000,00 TL katkı payı alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde öncelikle zaman aşımı definde bulunmuştur. Ayrıca, tarafların anlaşmalı boşanma dava dosyasına sundukları protokol gereği ve duruşma zaptındaki beyanlarına göre birbirlerinden mal ve ev eşyası alacaklarının kalmadığını, kaldı ki, ... ... 151 ada 5 nolu parselin boşanma davasından sonra edinildiğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, özellikle boşanma dava dosyası kapsamında yer alan protokolün ikinci maddesinde “..tarafların evlilik birliği devamı esnasında alınan mallar ile ev eşyalarını aralarında paylaştıkları için bu konuda herhangi bir anlaşmazlıklarının olmadığı, boşanma dava dosyasının kesinleştiği, aradan bir yılı aşkın bir zaman geçtiği ve gerek mal rejimine gerekse iradenin yanıltılmasına ilişkin bir yıllık sürenin geçmiş olduğu göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; eldeki dava, harcı ödenmek suretiyle 09.06.2011 tarihinde açılmıştır. Tarafların boşanmalarına ilişkin ... 4. Aile Mahkemesi'nin 04.06.2007 tarih 2007/573-550 Esas ve Karar sayılı dava dosyası getirtilmiştir. Davacı ile davalının eldeki davanın tarafları olduğu, TMK'nun 166/3. maddesine dayanarak boşanma talep ettikleri, Mahkemece aynı yasa maddesi dikkate alınarak tarafların boşanmalarına karar verildiği, davacı asil ve vekili ile davalı Asılın birlikte imzaladıkları 04.06.2007 tarihli dilekçe ile kararı temyiz etmeyeceklerinden kesinleştirilmesini istedikleri böylece tarafların boşanmalarına ilişkin kararın 04.06.2007
tarihinde kesinleştirildiği görülmüştür. 1 nolu oturum zaptında davacının beyanı alınmıştır. “...boşanmaya karar verilsin, evlilikten çocuğumuz yoktur. Davalıdan maddi manevi, tazminat nafaka talebimde yoktur. Ev eşyalarımızı da ayırdık...” biçiminde beyanda bulunmuş doğruluğunu imzasıyla onaylamıştır. Davalıdan sorulmuş, “...davacının beyanlarına katılıyorum. Anlaşamıyoruz boşanmaya karar verilsin evlilikten çocuk yoktur davacıdan maddi, manevi tazminat talebim yoktur.
Ev eşyalarını ayırdık...” şeklinde beyanda bulunmuştur. Beyanını imzası ile onaylamıştır. Boşanma dava dosyası içerisinde “boşanma anlaşması” başlıklı protokol bulunduğu görülmüştür. Yapılan incelemede, “...taraflar karşılıklı olarak birbirlerinden herhangi bir maddi talepte bulunmamaktadırlar. Taraflar evlilik birliğinin devamı esnasında alınan mallar ile ev eşyalarını aralarında paylaştıkları için bu konuda herhangi bir anlaşmazlık bulunmamaktadır.
Taraflar, karşılıklı olarak birbirlerinden nafaka ve tazminat talep etmemektedirler...” şeklindedir. İş bu senet birlikte okunup imza altına alınmıştır.
Dava konusu, taşınmazlara ilişkin tapu kayıtları getirtilmiştir. 1532 ve 1533 parsel sayılı taşınmazların 02.01.2006 tarihinde, tam mülkiyet üzere, ... oğlu ... adına (davalı kişi) kayıtlı olduğu görülmüştür. Yine, 151 ada 5 nolu parsele ilişkin tapu kaydı getirilmiştir. 21.04.2008 tarihinde, satış yoluyla, ... oğlu ... adına tescil edildiği anlaşılmıştır. Sair bilgi ve belgeler dosya içerisinde bulunmaktadır.
Açıklanan olgular tarafların ve Mahkeme'nin bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık, tarafların evli oldukları dönemde ve özellikle 01.01.2002 tarihinden sonra edinilen mallar nedeniyle zaman aşımı süresinin TMK'nun 178. maddesi uyarınca bir yıl mı olacağı ya da TMK'nun 5. maddesinin yollamasıyla BK'nun 125. ve TBK'nun 146. maddesi gereğince on yıl mı olacağı konusunda toplanmaktadır.
Daire'nin çoğunluk görüşü tarafından uzun yıllar benimsendiği üzere bu tür olaylarla da zamanaşımı süresinin TMK'nun 178. maddesi gereğince bir yıl olduğuna ilişkindir. Ancak, tarafımdan istikrarlı şekilde bu tür davalarda da zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğuna ilişkin karşı görüş yazılmakta idi. Nitekim benzer bir olay Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gelmiş ve Hukuk Genel Kurulu’nun 17.04.2013 tarih 2013/8-375-520 Esas ve Karar sayılı kararıyla zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğuna karar verilmiştir. Nisan 2013 tarihi itibariyle Dairede bu görüşe itibar etmiştir.
Hal böyle olunca, Yerel Mahkeme'nin TMK'nun 178 ve iradeyi fesada uğratan sebebe dayalı olarak bir yıllık sürelerin geçmiş olduğundan bahisle ret kararı vermesi usul ve yasaya aykırı olup, açıkladığım nedenlerle Yerel Mahkeme kararı bozulması gerekirken; bu aşamada işin esasına girilerek yazılı gerekçelerle bozma yapılmasının doğru olmadığını düşünüyorum. Tüm bu nedenlerle sayın çoğunluğun işin esasına ilişkin bozma kararı gerekçelerine ve o yöndeki bozmaya katılamıyorum. 23.09.2013
KARŞI OY
Dava, boşanan eşler arasında görülen mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak isteğine ilişkindir.
Mahkemece, eşlerin boşanma dava dosyasına sundukları protokol ile mal varlığının paylaşıldığı, taraflar arasında uyuşmazlığın kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar, ... 4. Aile Mahkemesi’nin 2007/573-550 Esas ve Karar sayılı hükmü ile boşanmışlardır. Söz konusu dava dosyasına sunulan protokolün 2. maddesinde; “…tarafların evlilik birliğinin devamı esnasında alınan mallar ile ev eşyalarını aralarında paylaştıkları için bu konuda herhangi bir anlaşmazlıkları bulunmadığını…” açıklamışlardır. Yargılama sonunda mahkemece tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Görülmekte olan dava dosyasında, davacı ... vekili, davalı ... adına kayıtlı taşınmazların evlilik birliği içinde edinildiğini ileri sürerek mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuş, davalı vekili cevabında boşanma dava dosyasına sunulan protokol gereğince davanın reddini savunmuştur.
Sayın çoğunluğun, protokolde genel ifadelere yer verildiği, protokole konu malların ayrıca ve açıkça gösterilmediği, paylaşıldığı belirtilmesine rağmen paylaşımın nasıl yapıldığının açıklanmadığı, bu nedenle taraflar arasında düzenlenen protokol ile eşlerin malvarlıklarının tasfiye edildiğinin kabul edilemeyeceği yönündeki görüşüne aynen katılmaktayım. Çoğunluk ile muhalefet görüşü arasındaki ayrılık, protokolde sözü edilen “mal” tabirinden, mal rejiminin tasfiyesine konu edilebilecek malvarlıklarının anlaşılıp anlaşılamayacağına ilişkin gerekçedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ikinci kitabının birinci kısmının dördüncü bölümünün başlığı “Eşler Arasındaki Mal Rejimi” dir. Bu bölümün ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci ayırımları; sırasıyla “Edinilmiş Mallara Katılma”, “Mal ayrılığı”, "Paylaşmalı Mal Ayrılığı” ve “Mal Ortaklığı” başlıklarını taşımaktadır. Söz konusu bölüm ve ayırımların altında yer alan bir çok kanun maddelerinde de “mal” ya da “malvarlığı” tabiri kullanılmıştır.
Nitekim, 219. maddede “Edinilmiş Mallar”, 220. maddede “Kişisel Mallar” ve 222/2. madde de “Paylı Mülkiyete Konu Mallar” hakkında düzenleme getirilmiştir. Başlık ya da kanun maddelerindeki, “mal” tabirinden, eşlerin sahip oldukları mal rejiminin tasfiyesi davalarına konu edilebilecek ve ekonomik değeri bulunan taşınır-taşınmaz varlıkların tamamı anlaşılmaktadır.
Başka bir anlatımla, “mal” tabirinden, sayın çoğunluğun bozma gerekçesinde belirttiği gibi, sadece boşanmanın feri niteliğindeki nafaka, maddi-manevi tazminat istekleri ile feri niteliğinde bulunmayan ev ve çeyiz eşyaları anlaşılmamaktadır. Aksi düşünce, kanun koyucunun ve özellikle de mal rejimini düzenleyen Türk Medeni Kanunu’nun sistematiğine ve ruhuna aykırıdır.
Bu nedenle, sayın çoğunluğun yerel mahkeme hükmünün bozulması yönündeki görüşüne katılmakla birlikte açıklanan gerekçe bölümüne katılmamaktayım. 23.09.2013
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/1752, K. 2013/12778, 23 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama