İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /8. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 8. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2013/21205 K.2014/2676

Y.. Y.. ve M.. A.. ile K.. K.. ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Pamukova Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 27.05.2010 gün ve 5/121 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan A..…

Esas2013/21205Karar2014/2676Tarih18 Şubat 2014Okuma5 dk · 1.059 kelime

KÜNYE

8. Hukuk Dairesi 2013/21205 E., 2014/2676 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
18 Şubat 2014
Mahkemesi
Pamukova Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarihi
27/05/2010
Numarası
2008/5-2010/121
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.059 kelime·5 dk okuma

Y.. Y.. ve M.. A.. ile K.. K.. ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Pamukova Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 27.05.2010 gün ve 5/121 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan A.. H.., A.. H.. ve M.. K.. tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Davacılar vekili, dava dilekçesinde kadastro çalışmaları sırasında sayılı parselin 17.09.1970 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında komisyon kararıyla paylı mülkiyet şeklinde vekil edenleri adına tespit ve tescil edildiklerini, sayılı parselin paylı olarak birden fazla kişiler adına tapuda kayıtlı bulunduğunu, tüm paydaşların davada yer aldığını, sayılı parselin ise bir kısım davalıların miras bırakanı M..

H.. adına tespit ve tescil edildiğini, sayılı parselin de aynı biçimde davalı K..

İ.. adına tespitinin yapıldığını, ancak vekil edenleri adına tespit edilen sayılı parselin eksik ölçüldüğünü ve sayılı parsellerin tespitten önce birlikte kullanıldığını, ancak fazlalığın parselde kaldığını gerek kadastro öncesinde ve gerekse kadastro sonrasında bu üç parselin halen bir bütün olarak malikler tarafından tasarruf edildiğini açıklayarak ve sayılı parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile,

tüm parsellerin malikleri aynı kalmak kaydıyla parselin 6560 m2, parselin 440 (4440) m2 ve sayılı parsellerin ise şuanda tapuda gözüktüğü 1100 m2 yüzölçümü üzerinden tapuya tesciline dava konusu taşınmazlar arasındaki muarazanın giderilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı K.. İ.. vekili cevap dilekçesinde, 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Davalı E.. T.. yargılama oturumunda, taşınmazın yüzölçümünün ancak keşifle belirleneceğini, bu nedenle keşiften sonra beyanda bulunacağını açıklamıştır.

Davalı M.. K.. taşınmazlardaki hatanın düzeltilmesini istemiştir.

Diğer davalılara dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın, yargılama oturumlarına katılmamış ve herhangi bir cevap vermemişlerdir.

Mahkemece, “davacının dava konusu Çardak Köyü 1259 ve 1258 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davanın kabulüyle söz konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptal edilerek davacılar Y.. Y.. ve M.. A.. adına tapuya kayıt ve tesciline, parsel sayılı taşınmaza yönelik davası sabit olmadığından reddine, davacının Çardak Köyü ve parsel malikleri adına tescil talebinin hukuki yararı olmadığından reddine” karar verilmesi üzerine hüküm davalılardan A.. H.., A.. H.., M.. K.. tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece, yazılı gerekçe ile sayılı parseller bakımından davanın kabulüne karar verilmiş ise de mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır.

Dava konusu sayılı parselin kadastro tespiti 19.07.1970 tarihinde yapılmış kadastro tutanağı dosyadaki bilgilere göre 22.08.1978 tarihinde hükmen, sayılı parselin kadastro tespiti yine 17.09.1970 olup, itiraz edilmeksizin 27.02.1971 tarihinde kesinleştiği saptanmıştır. Dava konusu sayılı parselin kadastro tutanağı yine itiraz edilmeksizin 27.02.1971 tarihinde kesinleşmiştir.

Dava, 08.01.2008 tarihinde açılmıştır. 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 31/2 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. fıkrasında öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra davacılar tarafından eldeki davanın açıldığı saptanmıştır.

3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. fıkrasına göre tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.

Mahkemece söz konusu açıklanan maddelerde öngörülen 10 yıllık sürenin hak düşürücü süre olduğu gözetilerek kendiliğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken değişik bir gerekçeyle kadastro tutanaklarının kesinleşmediği görüşünden hareketle iki parsel hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.

Yerel Mahkemece davacılar adına tespiti yapılan sayılı parselin komisyon kararına kadar kesinleşmediğini, eksik olduğu gerekçesiyle komisyona itiraz ettiklerini, en son sayılı parselle ilgili Osmaneli Kadastro Komisyonu'nun 17.10.2001 tarihli kararına kadar sayılı parselin kesinleşmediğini buna bağlı olarak komşu parselleri olan ve dava konusu yapılan sayılı parsellerinin de kadastro tutanaklarının kesinleşmediğinin kabulü gerektiği görüşünden hareketle yazılı şekilde karar verildiği ve söz konusu parsellerin tapuya tescillerinin de bu sonucu etkilemediğini açıklayarak yazılı şekilde hüküm kurulduğu belirlenmiştir.

Dosya arasında bulunan sayılı parselin tapu kaydı üzerinde yapılan incelemede davacı M.. A..’a ait 1/12 payın komisyon kararı edinme nedeni gösterilerek 08.02.2002 tarihinde tapuya tescil edildiği, daha sonra Y.. Y.. tarafından satın alınan 11/12 payın ise aynı tarihte kesinleştiği ve tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır. Yasemin söz konusu payı 07.02.2007 tarihinde almıştır.

Tespitler 1970 yılında 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun yürürlükte olduğu dönemde yapılmış olup söz konusu kanuna göre dolu pafta sistemi kabul edilmemiştir ve bu kanun döneminde kadastro tutanağının bütünlüğü ilkesi değil bölünmüşlüğü ilkesi kabul edilmiştir. Yani kadastro tutanağı birden fazla kişiler adına tespit görmüş ise sadece itiraz edenler yönünden tutanak kesinleşmez itiraz etmeyenler yönünden ise tutanak kesinleşirdi.

3402 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 1987 yılından itibaren dolu pafta sistemi ve kadastro tutanağının bütünlüğü ilkesi kabul edilmiştir. Yani kadastro tutanağı kaç kişi adına tespit görmüş olursa olsun bir tespit malikinin itiraz etmesi tümü açısından tutanağın kesinleşmediği kabul edilmektedir. Kaldı ki somut olayda, böyle bir durum söz konusu değildir.

Sayılı parseller kadastro öncesi bir bütün olsa dahi kadastro tespitiyle her biri hakkında ayrı ayrı kadastro tutanakları düzenlenmiş ve sayılı parsele ilişkin kadastro tutanağı hükmün 22.08.1978, parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tutanağı ise itiraz edilmeksizin 27.02.1971 tarihinde kesinleşmiştir.

Artık komşu sayılı parselin kadastro tutanağının kesinleşmediği görüşünden hareketle ve sayılı parsellere ait kadastro tutanaklarının da kesinleşmediğini kabul etmek kadastro kanunlarıyla getirilen sisteme, 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 31/2 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinin açık hükümlerine aykırılık oluşturmaktadır.

Yerel Mahkemenin görüşünün benimsenmesi durumunda bir tasfiye kanunu olarak öngörülen kadastro kanunlarınca yapılan tespitlerle ilgili uyuşmazlıkların hiç sonuçlanmayacağı ve kesinleşmiş tutanaklarının da uyuşmazlık konusu olacağı açıktır. Halbuki tasfiye kanunları gereğince yapılan işlemlerin ve bunlardan doğan uyuşmazlıkların biran evvel sonuçlandırılması ve sicillerin oluşması hedeflenmektedir.

Kaldı ki Mahkemece kurulan hüküm aynı zamanda infaza elverişli değildir. Davacılar sadece gerek kendi adlarına bulunan ve gerekse bununla birlikte tasarruf edilen ve sayılı parsellerin miktarlarında dava dilekçelerinde açıkladıkları biçimde düzeltmenin yapılmasını istedikleri halde ve sayılı parsellerin tapu kayıtlarının diğer paydaşlar göz ardı edilerek tamamen iptallerine karar verilip davacılar adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmesi HMK’nun 27 ve 26.maddelerine aykırı düşmektedir. Hükmün bu nedenle infazı mümkün görülmemektedir. Doğru, düzgün ve sağlıklı sicil oluşturmak kamu düzenine ilişkin olup Mahkemece kendiliğinden göz önünde tutulur.

Saptanan bu somut ve hukuki olgular karşısında 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 31/2 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle bir kısım parseller hakkında davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.

Davalılar A.. H.., A.. H.. ve M.. K..’ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 115,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılardan A.. H.., A.. H.. ve M.. K..'a ayrı ayrı iadesine, 18.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/21205, K. 2014/2676, 18 Şubat 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/21205
Karar No
2014/2676
Tarih
18 Şubat 2014

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2013/21206 K.2014/3654
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2013/21206 K.2014/2587
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2013/21207 K.2014/3655
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2013/21208 K.2014/3248
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2013/21208 K.2014/2577
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2013/21209 K.2014/1664

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.