KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2013/3352 E., 2014/220 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ocak 2014
- Mahkemesi
- Bakırköy 6. Sulh Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 04/02/2011
- Numarası
- 2011/123-2011/83
Karar Metni
1.004 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
N.. K.. ile Ö.. K.. ve müşterekleri aralarındaki mülkiyet davasının yapılan yargılamasında Mahkemenin görevsizliğine dair Bakırköy 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 04.02.2011 gün ve 123/83 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Dava, katılma alacağına mahsup edilmek ve yetmez ise bir bedel eklenmek suretiyle TMK'nun 240. maddesi uyarınca açılan mülkiyet hakkının tanınması isteğine ilişkindir.
Yerel mahkemece, “…davanın hukuki dayanağının TMK.nun 255. maddesi olup, Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görevi ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanun'un 4. maddesi uyarınca görevli mahkemenin Aile Mahkemesi olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, dosyanın görevli ve yetkili Bakırköy Nöbetçi Aile Mahkemesi'ne gönderilmesine” karar verilmesi ve hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine değerli Daire çoğunluğunca davanın TMK.nun 652. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken dava olduğunu, bu nedenle görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olması gerektiğini gerekçe göstermek suretiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinin 4. paragrafında aynen; “… müvekkilime bu taşınmazlar üzerinde miras ve paylaşmadan doğan hakkına mahsup edilmek ve yetmezse bir bedel eklenmek suretiyle mülkiyet hakkının tanınması için iş bu davayı açmış bulunduklarını…” açıkladığına göre, davanın niteliği itibariyle TMK.nun 240/1-3. madde ve fıkraları gereğince konut üzerinde mülkiyet hakkının tanınması isteğine ilişkin olduğunun kabulü gerekir.
HMK.nun 26, 25, 31 ve 33. maddeleri gereğince maddi olayları ileri sürmek taraflara hukuki nitelendirmeyi yapmak ise hakime (mahkemeye) aittir. Bu nedenle davacı vekilinin dava dilekçesinde hukuki dayanak olarak gösterildiği TMK.nun 255 ve temyiz dilekçesinde açıkladığı TMK.nun 652. maddesi hukuki nitelendirme bakımından hakimi bağlamaz. Hakim, dava dilekçesinin kapsamı ve diğer delilleri birlikte değerlendirerek hukuki nitelendirmeyi yapmak görev ve yetkisine sahiptir. Bu konuda tamamen takdir mahkemeye aittir.
TMK.nun 240/1. fıkrasına göre; “ sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için ölen eşine ait olup, birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek üzere, yetmez ise, bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir…” denilmiştir.
Bundan aynı maddenin 3. fıkrasına göre ise, haklı sebeplerin varlığı halinde, sağ kalan eşin veya ölen eşin yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine, konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir.
İşte TMK.nun 240. maddesinin 1. ve 3. fıkraları birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekilinin dava dilekçesinin 4 nolu paragrafında açıkladığı kısımla uyumlu bulunduğu ve katılma alacağına mahsuben yetmediği takdirde bedel eklenmek suretiyle mülkiyet hakkının tanınmasını istediği açıkça görülmektedir. Bu nedenle de görevli mahkemenin Aile Mahkemesi olduğu ortaya çıkmaktadır.
TMK.nun 652. maddesine göre ise, “eşlerden birinin ölümü halinde, tereke malları açısından ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkının tanınmasını isteyebilir”, görüldüğü gibi TMK.nun 240. maddesinde katılma alacağına mahsuben yetmez ise, bedel eklenmek suretiyle mülkiyet hakkının tanınmasını öngördüğü halde, TMK.nun 652. maddesinde sadece, miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkının tanınmasını öngördüğü yetmez ise bedele eklenmek suretiyle mülkiyet hakkının tanınması şeklinde bir ibarenin maddede yer almadığı anlaşılmaktadır.
Davacı gerek gördüğü takdirde katılma alacağına mahsuben mülkiyet hakkının tanınması yerine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkının tanınmasını da isteyebilir. Ancak, dilekçe kapsamı itibariyle değerlendirildiğinde, davacı vekilinin açıkça TMK.nun 240. maddesi kapsamında kalacak biçimde mülkiyet hakkının tanınmasını istediği konusunda duraksamamak gerekir. Bu nedenle yerel mahkemenin Aile Mahkemesinin görevli olduğu yönündeki saptaması doğru olup, dilekçe kapsamına da uygun düşmektedir. Ne var ki mahkemece, hukuki nitelendirme bakımından TMK.nun 255. maddesini dayanak göstermesi yerinde değildir. Fakat, esas nitelendirmeyi görevli mahkeme yapacaktır.
Saptanan bu somut olgular karşısında yerel mahkemenin görevsizlik kararının onanması gerekirken farklı hukuki nitelendirme sonucu Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu yönündeki sayın çoğunluğun görüşlerine açıklanan nedenlerle katılmıyorum. 14.01.2014
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/3352, K. 2014/220, 14 Ocak 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama