İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /8. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 8. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2013/5339 K.2013/20003

... ile ... aralarındaki katılma alacağı, değer artış payı alacağı davasının kısmen reddine ve kısmen kabulüne dair ... 2. Aile Mahkemesi'nden verilen 12.12.2012 gün ve 478/1001 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde…

Esas2013/5339Karar2013/20003Tarih26 Aralık 2013Okuma7 dk · 1.305 kelime

KÜNYE

8. Hukuk Dairesi 2013/5339 E., 2013/20003 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
26 Aralık 2013
Mahkemesi
Aile Mahkemesi
Dava türü
Katılma alacağı, değer artış payı alacağı
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.305 kelime·7 dk okuma

... ile ... aralarındaki katılma alacağı, değer artış payı alacağı davasının kısmen reddine ve kısmen kabulüne dair ... 2. Aile Mahkemesi'nden verilen 12.12.2012 gün ve 478/1001 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Davacı dava dilekçesinde; davacı ile davalının 30.03.2005 tarihinde evlendiklerini, halen birlikte oturdukları 1844 parsel 26 numaralı mesken niteliğindeki taşınmazın 82.000 TL'ye satın alınarak davalı adına tescil edildiğini, taşınmazın edinilmesinde 22.000 TL'nin peşin olarak ödenip kalan 60.000 TL için banka kredisi kullanıldığını, peşinat olarak ödenen 22.000 TL'nin 14.000 TL'sinin davacıya ait ziynetlerin satımından, 3.000 TL'sinin müşterek çocuğa ait ziynetlerin satımından ve kalan 5.000 TL'nin davacının babasının verdiği paradan karşılandığını,

evin satın alınmasından sonra evde yapılan bir takım tadilat ve iyileştirme bedeli 6.000 TL'nin davacının babası tarafından karşılandığını açıklayarak taşınmaza yapmış olduğu katkıdan kaynaklanan 28.000 TL'nin davalıdan tahsili ile edinilmiş mal olan taşınmazın satılarak paylaştırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davacıya düğünde takılan altınların halen davacıda bulunduğunu, taşınmazın peşinatının bekarken biriktirdiği para ve teyzesinden aldığı borç ile ödendiğini, kredi ödemesinin halen devam ettiğini bildirmiş ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle 14.017,78 TL'nin karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Taraflar, 30.03.2005 tarihinde evlenmişler, 10.11.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün kesinleşmesiyle 01.07.2010 tarihinde boşanmışlardır. Sözleşme ile başka mal rejimi seçilmediğinden evlenme tarihinden mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK.nun m.202, 4722 sayılı Kanun m.10). Eşler arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/2. maddesi uyarınca boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir.

Dosya kapsamı ve dava dilekçesindeki açıklamalar ve dava konusu taşınmazın 18.07.2007'de edinilmiş olmasına göre, davacı vekilinin talebi taşınmaz üzerindeki değer artış payı ve katılma alacağı isteğine ilişkindir.

Bu tür davalarda, eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malın (TMK.m.219) toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) tarafların kazanılmış hakları da dikkate alınarak katılma alacağının hesaplanması ve TMK'nun 227.maddesi hükümleri uyarınca; eşlerden birinin, diğerine ait malın edinilmesine,

iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuş ise, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında değer artış payı alacağının belirlenmesi gerekir.

Bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re'sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.

Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK'na göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, ... 2011, s.472). Anayasa'nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.

Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.

Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.

Az yukarıda vurgulanan hususlar, Hukuk Genel Kurulu'nun 19.06.1991 gün ve E:323, ...:391; 10.09.1991 gün ve E:281, ...:415; 25.09.1991 gün E:355, ...:440; 19.04.2006 gün ve E:2006/4-142, ...:229, 05.12.2007 gün ve E:2007/3-981, ...:936; 23.01.2008 gün ve E:2008/14-29, ...:4; 19.03.2008 gün ve E:2008/15-278, ...:254; 18.06.2008 gün ve E:2008/3-462, ...:432; 21.10.2009 gün ve E:2009/9-397, ...:453; 24.02.2010 gün ve E:2010/1-86, ...:108; 28.04.2010 gün ve E:2010/11-195, ...:238; 22.06.2011 gün ve E:2011/11-344, ...:436 sayılı kararlarında da, benimsenmiştir.

Nitekim, 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde yer alan "Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir." şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır.

Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa'nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı ...nun 297. (Mülga HUMK.nun 388.) maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Yine ...nun 27. maddesinin (HUMK.nun 73.m.) 2. bendi "c" bölümünde de hukuki dinlenilme hakkının "Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini" de içerdiği açıklanarak bu husus vurgulanmıştır.

Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.

Temyize konu dava dosyasında mahkemece hüküm kısmında 14.017,78 TL'nin karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmişse de bu sonuca nasıl ulaşıldığına dair gerekçe kısmında hiçbir açıklama bulunulmadığı gibi ve dosya kapsamında atıf yapılan 09.03.2010 tarihli bilirkişi raporu da bulunmamaktadır. Ancak değişik alternatifler sunan 14.06.2012 tarihli uzman bilirkişi raporunda seçeneklerden birinde bu miktar yazılıdır.

Bu bakımdan ortada denetlenebilecek gerekçeli bir karar olmadığına göre mahkemece yapılacak iş; özellikle Anayasa'nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK'nun 297. (Mülga HUMK'nun 381, 388 ve 389.) ve 27. maddeleri de gözetilerek gerekçelerini açıkça kaleme aldığı anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte bir hüküm kurmak olmalıdır.

Öte yandan kabule göre varılan sonuçta dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki, dava konusu taşınmaz 18.07.2007 tarihinde davalı adına tescil edilmişse de, taşınmaza ilişkin satış sözleşmesi 21.05.2007 tarihinde ...'da bulunan ... İnşaat Yapı AŞ ile davalı ... arasında yapılmıştır. Sözleşmeye göre satım bedelinin 22.000 TL'si peşin ve kalan 60.000 TL'si banka kredisi ile ödenecektir. Peşinat 22.05.2007 tarihinde satıcının ...'da bulunan hesabına ... Vakıfbank ...

Şubesi'nden yapılan EFT ile ödenmiş olup EFT dekontunda gönderen olarak davalı ... yer almaktadır. Ancak davalının sivil memur olarak çalıştığı Milli Savunma Bakanlığı ... İnşaat Emlak Bölge Başkanlığı'nın yazısında davalının 22.05.2007 tarihinde görevinin başında olduğu belirtilmekle, bu paranın tanık beyanları ile desteklenen davacı beyanlarına göre davacı tarafından gönderildiğinin kabulü gereklidir.

Hal böyle iken davacı peşinatın 14.000 TL'sinin kendisine ait ziynetlerle karşılandığını ileri sürmüş ve aynı tarihli ...'de faaliyet gösteren ...

Kuyumculuk'a ait altın bozdurulduğuna ilişkin belgeyi sunmuş olduğundan tanık beyanları ile de doğrulanan iddiası gereğince peşinat olarak ödenen 22.000 TL'nin çocuğa ait altınların bedeli olan 3.000 TL dışında kalan 19.000 TL 'sinin davacının kişisel malı olduğu kabul edilerek değer artış payının hesaplanmasında dikkate alınmalıdır.

Buna karşılık evin satın alınmasından sonra yapılan iyileştirmelerin kişisel maldan karşılandığı TMK'nun 222. maddesine göre davacı tarafından ispatlanmadığından değer artış payının hesabında dikkate alınmamalı, davacıya ait değer artış payının belirlenmesinden sonra yukarıda açıklandığı üzere usulüne uygun katılma alacağı hesabı yapılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollaması ile HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 957,50 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 26.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/5339, K. 2013/20003, 26 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/5339
Karar No
2013/20003
Tarih
26 Aralık 2013

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2013/5340 K.2013/47776
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2013/5340 K.2013/24450
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2013/5340 K.2013/25537
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2013/5341 K.2013/25538
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2013/5341 K.2013/47790
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2013/5342 K.2013/24803

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.