KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2013/6547 E., 2014/14341 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Temmuz 2014
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tapu iptali, müdahalenin men'i ve yıkım
Karar Metni
749 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Hazine ile ... aralarındaki tapu iptali müdahalenin men'i ve yıkım davasının kısmen kabulüne dair Samandağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 24.01.2012 gün ve 426/31 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalılar vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY YAZISI
Dava konusu taşınmazların 1948-1957-1959 ve 1960 yıllarında Samandağ Belediyesi tarafından önceki tapu sahiplerinden satış yoluyla edinildiği, tevhit ve daha sonra ifraz işlemleri yapılarak davalılara satış yoluyla temlik edildiği ve son olarak da imar parselleri olarak işlem gördüğü anlaşılmaktadır.
Kıyılar kamu malı olup; özel mülkiyete konu olmaz (TC. Anayasası m. 43, EMK. m. 641, TMK. m. 715, 3402 s. KK. m. 16, 3621 s. Kıyı Kanunu m.5;13.03.1972 tarih ve 7/4 ... YİBK). Davalılar 1960 yılı öncesinden gelen tapuya dayalı olarak hak sahibidir. Tapu kaydının oluşumundan iptal davasının açılmasına kadar uzunca bir süre geçmiştir. Kuşkusuz davacı ... 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 12.maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi değildir.
Tapu kayıt malikleri tapu kayıtlarının devlet tarafından himaye görüp Devletçe tanınacağı konusunda meşru bir beklentiye sahiptir. Bu meşru beklentinin korunması gerekir. Ne var ki; kamuya ait olması gereken taşınmazın deniz kıyısında kalan bölümünün gerçek kişilerin tasarrufunda kalması da doğru değildir. Bu bakımdan yüksek kamu yararı gereğince Devlet, özel kişilerin mülkiyet hakkına dokunabilir.
Ülkemizin de taraf olduğu “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi”nin (1) numaralı Protokolünün 1. maddesi kamu yararı gerektirdiği takdirde mülkiyet hakkından yoksun bırakılabileceğini kabul etmiştir. Bu bakımdan. Devletin davacı olarak kıyı olan bölümün tapu kaydının iptaliyle terkin kararı istemesinde kamu yararının olduğu açıktır. Ancak Devlet'e tanınan mülkiyet hakkından yoksun bırakmanın karşılıksız olacağı anlamını da çıkarmamak gerekir.
Davalı, tapu siciline geçirilmiş ve bu şekilde uzun bir zamandır tasarrufunda bulunan taşınmazının bir bölümüne, Devletin kamu yararı gereğince el koyarak kamuya terk etmesi karşılığında, kendisine uygun bir bedelin tazminat olarak ödeneceği konusunda meşru bir beklenti hakkına sahiptir. Kuşkusuz Devlet bu konuda kamulaştırma yapma yetkisine de sahiptir. Açıklanan nedenlerle, “usul ekonomisi (HMK.md.31) gereğince. Devletin bir kamulaştırma
işlemine başvurması gerekmeksizin sorunun açılmış olan bu dava içinde çözümlenerek; kıyı olan yerden tüm kamunun, bu arada davalının da yararlanacağı dikkate alındığında “fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi” uygulanmak suretiyle, taşınmazların kıyı olarak belirlenen bölümü için rayiç değere yakın ölçüdeki bir bedelin (rayiç değer belirlenip kıyıdan davalının da yararlanacağı gözetilerek hakkaniyete uygun miktarda bir indirim yapılmak suretiyle bulunacak bedel) mahkemece uygun bilirkişi veya bilirkişiler vasıtasıyla tespit ettirilmesi, davacı ...
Hazinesine bu bedeli depo etmesi için uygun süre verilmesi, bedel depo edilmediği takdirde davanın reddi; depo edildiği takdirde ise, bu bedel davalıya ödenmek suretiyle kıyı olan taşınmazlar veya bölümün tapu kaydının iptal/terkini kararı verilmesi gerekir. Açıklanan yönde işlem yapılmak üzere hükmün bozulması gerektiğini düşünüyor. Sayın çoğunluğun hükmün esasına ilişkin onama kararına katılmıyorum. 07.07.2014
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/6547, K. 2014/14341, 7 Temmuz 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama