KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2014/13172 E., 2015/21686 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Aralık 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tapu İptali ve Tescil
Karar Metni
690 kelime·3 dk okuma
... ile ..., ... Belediye Başkanlığı ve ... Kayyım ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 08.01.2014 gün ve 43/4 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili ve davalı Kayyım vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, TMK'nun 713/2. fıkrasında açıklanan tapu kütüğünde maliki kim olduğu anlaşılamayan hukuki sebebine dayalı olarak dava konusu 632 ada 14 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili ve Kayyım vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın tapu kaydının malik hanesinde belirtilen ...'in tanınmadığı ve bilinmediği, tapu kaydındaki bilgilerden kim olduğunun bilinmesine yarayacak gerekli bilginin tapu kaydınından çıkarılmasının imkansız olduğu bu haliyle TMK'nun 713/2 maddesi gereğince aranan şartların davacı lehine gerçekleştiği gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm; davalı ... vekili ve Kayyım vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir.
Anılan maddede, "aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir" hükmüne yer verilmiştir.
Kanunun açık hükmü dikkate alındığında tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (Yargıtay HGK'nun 10.04.1991 tarih 1991/8-51 Esas, 194 Karar ve 15.04.2011 tarih 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları).
Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir.
Ayrıca "tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir.
Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir.
Somut olaya gelince; dava konusu 632 ada 14 parsel sayılı taşınmaza ilişkin tapu kaydı ve tapulama tutnağının incelenmesinde, Vakıf oğlu ... adına 2.9.1974 tarihinde tespit edildiği ve itiraz edilmeksizin 10.05.1976 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmaza ilişkin tapulama tutanağının edinme sütununda ise, 1938 yılı vergi tahririnde adına kayıtlı ....'in malı olduğu, vergi kaydı maliki Vakıf oğlu ... adına tespit edildiği açıklanmıştır.
Hal böyle olunca; tapu kaydı ve tapulama tutanağındaki açıklamalara göre kayıt malikinin kim olduğuna yarar bilgilerin tapu kütüğünde mevcut olduğu ve bilinen kişi olup, maddede yazılı koşulların gerçekleştiğini kabule olanak bulunmamaktadır. Mahkemece, bu hususlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonunda yasal ve yerinde olmayan gerekçelerle kayıt malikinin bilinmeyen kişi olduğundan hareketle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/13172, K. 2015/21686, 3 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama