KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2014/13607 E., 2014/19790 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2014
- Mahkemesi
- İstanbul Anadolu 7. (Tuzla 2) Asliye Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 27/11/2012
- Numarası
- 2012/650-2012/736
Karar Metni
1.242 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
H.. H.. ile S.. K.. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair İstanbul Anadolu 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 27.11.2012 gün ve 650/736 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı H.. H.. vekili ve davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY YAZISI
Dava, Maliye H.. H..si tarafından açılmış, 3621 sayılı Kıyı Yasası'na dayalı, kamu malı niteliğindeki kıyı olan taşınmazın tapu kaydının iptali ile tapu sicilinden kıyı olarak terkinine ilişkin tapu iptal/terkin davası niteliğindedir.
Mahkemece verilen 13.10.2009 tarihli kararla, davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunun'nun 12. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş; bu hükmü davacı Maliye H.. H..si temyiz etmiştir.
Temyizi inceleyen Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 28.04.2010 tarihli kararla “esas yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından bu yöne ilişkin temyiz itirazının reddine; ancak davanın reddine yol açan hukuki sebebin sonradan yapılan kanun değişikliği olduğu bu sebeple davacının dava açmakta haklı olup olmadığının belirlenmesi için inceleme yapılması ve buna bağlı olarak yargılama harç ve giderlerinin dağıtımının yapılmak gerektiği belirtilerek; hüküm sadece yargılama giderleri yönünden bozulmuştur.
Bu bozmaya ilişkin karar düzeltme isteği de reddedilmiştir. Böylece davanın esasına ilişkin davanın reddi kararı kesinleşmiştir. Mahkemece bu bozmaya uyma kararı verilmiş; bu kez verilen 24.05.2011 tarihli kararla yargılama gideri/harç/vekalet ücretine ilişkin karar oluşturulmuştur. Hükmü davacı Maliye H.. H..si temyiz etmiştir. Temyiz itirazını inceleyen Dairemiz 06.06.2012 tarihli kararında “AYM'nin 3409 sayılı Kanun'un 12. maddesindeki H..
H..nin de 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olacağını düzenleyen hükmü iptal ettiği, bu sebeple davanın esasının yeniden incelenmesi ve esastan yeniden karar verilmesi gerektiği, yargılama giderleri konusunda sonradan yürürlüğe giren 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesinin gözetilerek bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle temyiz edilen hükmü bozulmuştur.
Davalı bozmaya karşı direnilmesini istemiş ise; mahkeme bozmaya uymuş; son olarak verdiği 27.11.2012 tarihli kararla; davayı kabul edip taşınmazın tapu kaydının iptaliyle, kıyı olarak tapu sicilinden terkinine karar vermiştir.
Kesin hüküm davalı tarafça temyiz edilmiş. Şimdi, temyiz incelemesi bu hükme yöneliktir. Davanın esasına yönelik davanın reddi kararı temyiz denetiminden de geçerek kesinleştiğinden; artık esas yönünden karar verilecek derdest bir dava bulunmamaktadır. Dava olmadığı halde dava varmış gibi mahkemelerin ve Yargıtay'ın esasa ilişkin bir karar vermesi yokluk yaptırımıyla karşılaşmaktadır.
Bir şekilde yoklukla karar sakat verilmiş bir mahkeme veya Yargıtay kararı mevcut ise; bunun her zaman bir tespit hükmüyle hukuk aleminden kaldırılması mümkündür. Yoklukla sakat Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olması da bir sonuç doğurmaz. Bu nedenle Değerli çoğunluğun tapu iptali/terkin kararına ilişkin temyiz talebinin reddi kararına katılmıyorum.
Mahkeme hükmünün davanın esasına ilişkin ret kararı kesinleştiğinden bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmek üzere bozulması gerektiğini düşünüyorum. Yargılama giderine yönelik bozmaya ise, katılıyorum.04.11.2014
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/13607, K. 2014/19790, 4 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama