Davacı vekili,13.08.1974 tarihli senet, miras yoluyla intikal ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak dava dilekçesinde ada ve parsel numarası yazılı 5 parça taşınmaz üzerindeki davalı adına kayıtlı payın iptaliyle mirasçılık belgesindeki payları oranında Hakkı Serin mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu parseller, 1990 yılında kadastro yoluyla tarafların ortak murisi ... adına tespit edilmiş kadastro tutanaklarının 12.01.1993 ve 18.09.1995 tarihlerinde kesinleşmesi üzerine tapu kaydı oluşmuş, 24.09.2008 tarihinde elbirliği mülkiyetinin müşterek mülkiyete çevrilmesi nedeniyle paylı mülkiyet şeklinde davacıların murisi ... ve davalı ... adına tescil edilmiştir.
Dava; kadastro öncesi miras payı devri nedenine dayalı pay iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Dosya kapsamına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, davacılar vekili tespitten önceki 13.08.1974 tarihli pay devri senedine dayanarak istekte bulunduğuna, dava konusu parsele ait tutanaklar 13.01.1993 ve 18.09.1995 tarihinde kesinleştiğine, incelenmekte olan dava ise, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3.maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin kaçırılmasından sonra 25.03.2011 tarihinde açıldığına, anılan
maddedeki 10 yıllık hak düşürücü süre olumsuz dava şartı olup, tüm def’i ve itirazlardan önce nazara alınması gerektiğine, taşınmazların tespit öncesinde müşterek mülkiyet ya da elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olmasının sonuca etkisi bulunmadığına göre, davanın hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün açıklanan nedenlerle ONANMASINA, davalı vekili katılmadığından Avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 27,70 TL onama harcının peşin harçtan mahsubu ile artan 72,30 TL’nin istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.