KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2014/182 E., 2014/2488 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Şubat 2014
- Mahkemesi
- Beykoz Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 29/04/2013
- Numarası
- 2013/195-2013/390
Karar Metni
1.110 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Ü.. S.. ile E.. S.. aralarındaki tespit davasının reddine dair Beykoz Aile Mahkemesi'nden verilen 29.04.2013 gün ve 195/390 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Davacı vekili 27.06.2012 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalının resmi nikahla evli oldukları dönemde dava konusu 219 ada nolu parseldeki gayrimenkulün vekil edeni tarafından bedeli ödenerek üçüncü kişiden davalı eş üzerine satın alındığını, taraflar arasında şiddetli geçimsizlik cereyan etmekte olduğundan ve davalının her an bu taşınmazı başka birisine satması ihtimal dahilinde bulunduğundan taşınmaz kaydı üzerine tedbir konulmasına ve buradaki dairenin vekil edeni tarafından yapıldığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 27.03.2013 tarihli dilekçesi ile ıslah talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili 29.08.2012 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; öncelikle görev itirazında bulunmuş, ayrıca noksan harcın tamamlanması istenmiş, bundan başka 6100 sayılı HMK'nun 119. maddesi gereğince davanın usulden reddi istenmiş, tüm bunlardan ayrı, tedbir talebinin %20'den aşağı olmamak üzere teminatlı olarak konulmasını ileri sürmüş ve tarafların 1973 yılında evlendiklerini, Beykoz Aile Mahkemesi'nin 2011/401 Esas, 2012/567 Karar sayılı ilamı ile tarafların 24.05.2012 tarihinde boşandıklarını ve dosyanın halen Yargıtay inceleme aşamasında olduğunu, söz konusu evin ve arsanın alınmasında davacının herhangi bir katkısının bulunmadığını vs. açıklayarak davanın reddine karar verilmesini, tedbirin kaldırılmasını istemiştir.
Mahkemece, dava konusu ve ıslahla yapılan açıklamalara göre, davacının davasının gizli bağış olduğu ve gizli bağıştan rücu koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından dilekçesinde yazılı gerekçelerle bozma istekli olarak temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; tarafların resmi nikahla evlendikleri, yukarıda esas ve karar numarası yazılı mahkeme kararıyla boşandıkları ve dava konusu taşınmazın davalı adına tesciline ilişkin tapu kaydı ile sair bilgi ve belgelerin dosya kapsamında bulunduğu mahkemenin ve tarafların kabulündedir.
Uyuşmazlık, bedeli eşlerden birisi tarafından ödenen ve diğer eş adına üçüncü kişiden satın alınarak tapuda satış işlemi nedeniyle tescili yapılan temliklerin gizli bağış olup olmadığında toplanmaktadır.
Gerçekten de, mal rejiminden kaynaklanan tasfiye ve alacak davaları 2010 yılından itibaren Dairemize bu görev verilmekle 2010 yılından itibaren 2012 yılı ortalarına kadar hiç tartışmasız olarak bu tür temliklerin gizli bağış olduğu 8. HD'nce kabul edilmiş ve yerel mahkemelerin gizli bağış nitelemeleri oybirliğiyle onanmış, gizli bağışı çağrıştıracak talep olduğu halde, bu istekler ve gizli bağış müessesesi göz ardı edilerek bu konuyla ilgili tasfiye davalarının kabulüne ilişkin yerel mahkeme kararları Dairece oybirliğiyle gizli bağıştır, denilerek bozulmuştur.
Bununla ilgili Dairemizin 2010 yılından itibaren 2012 yılı ortalarına kadar en az tespit edilebildiği kadarıyla 60 – 70 adet kararı bulunmaktadır. Ne var ki, 2012 yılı ortalarından itibaren Dairede bu konuda görüş ayrılıkları ortaya çıkmaya başlamış, açıkça gizli bağış olan işlemler ve nitelemelerle ilgili olarak bazen oyçokluğuyla, bazen araştırma bozması olarak, bazı hallerde kesin bozma yapılarak gizli bağış müessesesinde sapmalar olmaya başlamıştır.
Bu konuyla ilgili Dairemizde 2012 yılı ortalarından itibaren bu güne kadar belirlenebildiği kadarıyla 20 – 30 civarında karar bulunmaktadır. Ancak, yinede eylemli olarak ve çoğunlukla gizli bağış müessesesi kabul edilmektedir.
Tüm bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacı vekilinin açıklamaları, olayın oluş şekli, dosyadaki deliller ve tapu kaydının oluşumundan anlaşılacağı üzere mahalli mahkeme kararının gizli bağış yönündeki belirlemesi son derece hukuka ve dosya kapsamına uygundur. Nitekim, Yargıtay 1. H.D'nin emsal içtihatları da, hiç sapma göstermeksizin bu yöndedir.
Hal böyle olunca, açıkladığım tüm bu nedenlerle mahalli mahkeme kararının onanması görüşündeyim. Bu sebeplerle sayın çoğunluğun bozma yönünde tecelli eden görüşlerine yukarıda açıkladığım sebeplerle ve karar kapsamlarıyla katılamıyorum.17.02.2014
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/182, K. 2014/2488, 17 Şubat 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama