KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2014/20592 E., 2016/3443 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Muhdesat Aidiyetinin Tespiti
Karar Metni
517 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
... ile ... ve ... aralarındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen ... gün ve ... sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... ve ... tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KA R A R
Davacı vekili, dava konusu ... parsel üzerindeki 10 yaşlarında 19 adet zeytin ağacı ile tahminen 8-10 yaşlarında 48 adet kayısı ağacının müvekkili tarafından dikilip yetiştirildiğini ve söz konusu muhdesatların müvekkile ait olduğuna karar verilmesini istemiştir. Davalılar davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer TMK 718 m).
22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukuku'nda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m. ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bağşetmez.
Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı .//..
kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.)
Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
Somut olaya gelince; muhdesatın tespiti istenen dava konusu ... parsel sayılı taşınmaz, orman niteliği ile ... adına tescillidir. Bu tür taşınmazlar üzerinde muhdesatın tespitini istemekte davacının hukuki yararı bulunmamaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesinin h bendi ve 115. maddesinin 2. fıkrası uyarınca bir dava şartı olarak kabul edilen hukuki yararın varlığı mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması gereken bir husustur. Söz konusu bu maddeler gereğince davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/20592, K. 2016/3443, 26 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama