Davacı vekili, davalının dava konusu 9 parça taşınmaz üzerindeki payını 1971 yılında tapu dışı yoldan vekil edenine sattığını, 1983 yılında Noterlikçe düzenlenen satış yetkisi içeren vekaletname verdiğini, taşınmazın vekil edeni tarafından kullanıldığını ancak davalının tapuda devir yapmaya yanaşmadığını açıklayarak davalı payının iptaliyle müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, taşınmazın tapuda kayıtlı olduğunu zilyetlikle kazanılmasının mümkün bulunmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 1995, 1996, 1997, 1998, 1999, 2000, 2001, 2002 ve 2003 parseller, 06.03.1956 tarihinde 105/1920 paylı mülkiyet şeklinde davalı .... ...... (....) adına tespit ve tescil edilmiş, bilahare yenileme nedeniyle maliki ve diğer nitelikleri değişmeksizin 3199 ada 45-52 ve 54 parsel numaralarını almıştır.
Dava; tapu dışı satışa dayalı pay iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya kapsamına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, dava konusu taşınmazlar satış tarihinde paylı mülkiyet şeklinde Tapuda kayıtlı bulunduğuna, tapuda kayıtlı taşınmazların harici satışı TMK'nun 706, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237 (818 sayılı BK.nun 213) madde 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60 ve 89. maddeleri gereğince resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmayacağına ve satın alana mülkiyet hakkı bahşetmeyeceğine, TMK'nun 706. maddesinde öngörülen resmi şekil bir ispat şartı olmayıp bir geçerlilik şekil şartı bulunduğuna,
bu husus 6098 sayılı TBK'nun 237. maddesinde "taşınmazın satışının geçerli olabilmesi için resmi şekilde düzenlenmesi şarttır." şeklinde açıklandığına, davacı tarafın satış bedeline yönelik bir talebi bulunmadığına göre, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün açıklanan nedenlerle ONANMASINA, davalı taraf Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 25,20 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2,50 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 24.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.