KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2014/22303 E., 2016/3097 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Şubat 2016
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Şikayet
Karar Metni
322 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Borçlu vekili, ilama dayalı takipte talep olunan faizin yanlış hesaplandığını belirterek takibin iptalini talep etmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verildiği, kararın borçlu vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 294 ve devamı (Mülga HUMK'nun 382 ve devamı) maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi yazılacak gerekçenin, verilen hükme uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır.
Bu minvalde, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır.
Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Nitekim, HMK'nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır.
Somut olayda; hesapların denetlenmesi amacıyla alınan bilirkişi raporunda avans faizine göre yapılan hesaplamada 4,21 TL. mevduata uygulanan en yüksek faiz oranlarına göre yapılan hesaplamada ise 8.759,06 TL fazla faiz talep edildiği şeklinde mütalaa alındığı, mahkemece de rapor kabul edildiği halde şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, hüküm ile gerekçenin çelişik olması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
.//.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/22303, K. 2016/3097, 23 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama