KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2014/23780 E., 2015/1775 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Ocak 2015
Karar Metni
416 kelime·2 dk okuma·2 bölüm
Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ
Elatmanın önlenmesi, yıkım
Hazine ile ... aralarındaki elatmanın önlenmesi, yıkım davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 19.12.2013 gün ve 343/626 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekilleri tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Dava ... tarafından gerçek kişiye karşı açılmış; 3621 sayılı Kıyı Kanun uyarınca “kıyı” niteliğiyle devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan taşınmazın davalı tarafından haksız el atıldığı iddiasına dayalı olarak açılmış “el atmanın önlenmesi” ve el atılan bölüm üzerinde meydana getirilmiş ve davalı tarafından kullanılan muhtesatın “yıkım”ına ilişkindir. Mahkemece yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu verilen teknik bilirkişi krokisinde; kıyı kapsamında kaldığı belirlenen taşınmaz bölümü üzerindeki davalının elatmasının önlenmesine ve krokide yeri gösterilen tesislerin (muhtesatın) yıkımına karar verilmiş; hükmü davalı temyiz etmiştir.
Davalı savunmasını, kendisinin ...'nin sözleşmeli kiracısı olduğu, öncelikle kullandığı alanın kıyı kapsamında kalmadığı, belediye tarafından denizden doldurulan alan olduğu ve 1580 sayılı Belediye Kanunu'nun 159. maddesi uyarınca esasen Hazine tarafından ...'ne devri zorunlu alanlardan olduğu şeklinde oluşturmuş; buradan hareketle davanın gerçekte ...'ne karşı açılması gerektiğini belirterek, belediyeye husumet yöneltilmesini istemiştir.
Sunduğu belgelerden davalının ...'nin kiracısı sıfatıyla dava konusu alanı kullandığı anlaşılmaktadır. TBK'nun 309. maddesi uyarınca, kiracı/davalının kiralayanına karşı üçüncü kişinin (davada M.. H..) hak iddiası sebebiyle “zapttan sorumluluk” hükümlerinden yararlanma imkanı mevcuttur.
Bu nedenle; davalının kiralayanı olan Aliağa Belediyesi'ne husumet yöneltilmesine ilişkin isteğinin, mahkemece HMK.61. maddesi kapsamnda “davanın ihbar edilmesi” isteği olarak kabul edilip ihbarla ilgili usul işlemlerinin yerine getirilmesi gerekir.
Kuşkusuz davalının mahkeme dışı yollarla bu ihbarı kendisinin de yapma imkanı mevcut ise de; özellikle davalının kiralayanı Belediye'nin elinde dava konusu taşınmazla ilgili belge, harita, mahkeme kararı gibi kanıtlar bulunulabileceği, bunlardan yararlanabileceği ve gerektiğinde kiralayanına karşı rücu hakkını kullanabileceği göz önüne alındığında; ihbarla ilgili talebin karşılanması gerekir.
İstisnai olarak da olsa, bazı durumlarda ihbarın yapılmaması ilgili tarafın hukuki dinlenilme hakkının (HMK.m.27) ihlali sonucunu doğurabilir. Somut davada da bu istisnai durumun gerçekleştiği ve ihbar talebiyle ilgili usulü işlemlerin yapılması ve sonucuna göre deliller değerlendirilip bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerektiğini düşünüyor; değerli çoğunluğun onama kararına katılmıyorum. 29.01.2015
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/23780, K. 2015/1775, 29 Ocak 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama