KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2014/25937 E., 2015/1492 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ocak 2015
Karar Metni
692 kelime·3 dk okuma·2 bölüm
Asliye (Aile) Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ
Tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde mal rejiminden kaynaklanan alacak
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde mal rejiminden kaynaklanan alacak davasının reddine dair . Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 25.10.2011 gün ve 163/456 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Davaya konu edilen ve aile konutu olduğu iddia edilen taşınmaz davalı kadın eş tarafından 05.05.1986 tarihinde tapu sicilinde yapılan işlemle satış suretiyle edinilmiştir. Edinme tarihinde taraflar arasındaki boşanma davası henüz görülmektedir ve boşanma kararı 13.10.1986 tarihinde kesinleşmiştir. Taraflar 22.10.1997 tarihinde yeniden evlenmişler ve daha sonra tekrar boşanmışlardır.
İlk boşanma tarihinde 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi geçerli olup; bu Kanun'da 4721 sayılı 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu'nun 225/2. maddesindeki gibi, "evliliğin boşanma sebebiyle sona erdirilmesi halinde mal rejiminin boşanma dava tarihinden geçerli olarak sona ereceği" şeklinde bir hüküm mevcut değildi.
Bu nedenle, 743 sayılı Yasa döneminde yapılan evliliklerde yasal mal ayrılığı rejiminin evliliğin sona erdiği (boşanma halinde boşanma hükmünün kesinleştiği tarihte) tarih itibariyle son bulacağı sonucuna ulaşılması gerekir. Bunun sonucu olarak, dava konusu taşınmazın ilk evliliğin devamı içinde alındığı kabul edilmelidir. Bu davanın açıldığı, sırada evlilik sona erdiğinden TMK'nun 194. maddesindeki "aile konut koruması" dava mevcut değildir.
Bu nedenle Mahkemece tapu iptal/tescil talebine değer verilmemiş olması isabetlidir.
Diğer yönden; katkı payı davasının (10) yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı da sabittir. Ne var ki; davalı gösterdiği delillerle davalının taşınmazı edinmesine somut/aktif katkıda bulunduğunu da kanıtlayamamıştır. Bu sebeplerle mahkemenin davacının bedel/katkı payı talebini de reddetmesi isabetli olmuştur. Değerli çoğunluğun onama sonucuna katılmakla birlikte onama gerekçesinin açıkladığım yönde olması gerektiğini düşünüyorum. 23.01.2015
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/25937, K. 2015/1492, 23 Ocak 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama