KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2014/2627 E., 2014/9937 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mayıs 2014
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Katkı payı ve katılma alacağı
Karar Metni
1.701 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
... ile ... aralarındaki dava hakkında ... 1. Aile Hukuk Mahkemesi'nden verilen 06.11.2012 tarih ve 245/806 sayılı hükmün Daire'nin 26.09.2005 gün ve 3226/13493 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Davalı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY YAZISI
Davacı ... vekili, 09.03.2011 harç tahsili bulunan dava dilekçesinde özetle; vekili ile davalının İzmir 1. Aile Mahkemesi'nin 2008/873 Esas, 2009/892 Karar sayılı kararı ile boşandıklarını, boşanma kararının Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini, müvekkilinin eşinin iş yerinde çalışarak yardımcı olduğunu, satın alınan evin bedeline maddi katkıda bulunduğunu vs. ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000 TL nin yasal faiziyle birlikte davalı ...'den tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, 23.05.2011 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının hukuki dayanaktan yoksun ve asılsız olduğunu, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davacı ... vekili, 20.05.2011 günü harçlandırılan ve eldeki ilk dava ile birleştirilmesine karar verilen dava dilekçesinde özetle; tarafların 1990 yılında evlendiklerini, davacının elekronik teknisyeni olduğunu ve evlenme tarihinden itibaren Samsung Yetkili Teknik Servisinde teknisyen olarak çalışmaya başladığını, mesai sonrasında ek iş yaparak ek gelir elde ettiğini, 1996 yılında kendi işyerini kurduğunu, ayrıca,
şahsi otomobilini 07.12.2000 tarihinde üçüncü kişiye satarak ve kendine ait paralarla 38947 ada 1 nolu parseldeki 11 ve 12 nolu iki adet dükkanı üçüncü kişiden satın alarak o tarihte evli olan eşi (ilk davacı) Kadriye Tokay adına tapuda tescil ettirdiğini, bu dükkanlar için 15000 TL katkı payı bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
yine özel bir bankanın Fevzipaşa Bulvarı şubesindeki davalı ... adına olan hesapta bulunan 13000 USD karşılığı 20000 TL'nin yarısı olan 10000 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak iş bu davanın davacısına verilmesini, ayrıca, davalı ... tarafından kaçırılan eşyalar için şimdilik 3000 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
İş bu dava, 20.05.2011 gün 2011/488-541 esas karar sayılı kararı ile ... 1. Aile Mahkemesi'ndeki derdest 2011/245 esasta kayıtllı dosya ile birleştirilmesine karar verilmiş ve yargılamaları birleşen dosya üzerinden devam etmiştir.
Mahkemece, 06.11.2012 günlü kısa ve gerekçeli kararda özetle: davacı adam ve davacı kadının açmış oldukları bu kararlarda edinilen malların edinilme tarihleri ve dosyadaki delil ve belgeler bilirkişi raporları dikkate alındığında kadının açmış olduğu 20000 TL'lik alacağın reddine, adamın açmış olduğu para alacağından 5493,22 TL'nin ve 950 TL'lik eşya alacağının kabulü ile toplam 6443,22 TL'nin kanuni faizi ile birlikte kabulüne, adamın eşyada 2050 TL paradan 4506,78 TL'lik kısmının ve dükkanlardan da 15000 TL'lik kısmının reddine karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde ilk davacı ... vekili ve davalı/karşı davacı ... vekili tarafından dilekçelerinde yazılı nedenlerle bozma istekli olarak ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Ancak, ilk davacı ... vekilinin temyiz harçlarını yatırmaması nedeniyle mahkemenin 22.01.2013 gün ve 2011/245 -2012/806 sayılı ek kararı ile temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmiştir. İş bu ek kararın tebliğine ilişkin belge dosya arasında görülememiştir. Fakat 25.01.2013 günlü “hükümlerin tebliğine mahsus belge” başlıklı davacı vekili Av. ... ile yazı işleri müdürünün imzaladığı bir belge mevcuttur. Bu belgede harç ve masraf alındığı yazılı ise de makbuz ve ödeme belgesi yoktur, neyin masrafı ve harcı olduğu anlaşılamamıştır. Bu nedenlerle Daire bu kişinin temyizini incelememiştir.
Daire'nin 26.09.2013 gün 2013/3226-13493 esas ve karar sayılı ilamında yazılı olduğu üzere davalı-karşı davacı (...) vekilinin temyiz itirazları incelenmiş ve Daire'nin bozma kararından kapsamlıca yazılı olduğu üzere mahalli mahkeme kararı bozulmuştur.
Bu kez, davalı-karşı davacı (...) vekili, 26.12.2013 havale tarihli dilekçe ile karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; davacı (davalı) ... ile karşı davacı (davalı) ... 07.09.1990 tarihinde evlenmişlerdir. ... 1. Aile Mahkemesi'nin 14.10.2009 tarihli 2008/873 esas 2009/892 karar sayılı kararıyla TMK'nun 166/1 maddesi uyarınca boşanmışlardır. ... ada ... nolu parsele ilişkin tapu kaydı getirilmiştir. 3/1320 arsa paylı dükkan nitelikli taşınmazın 22.12.2000 tarihinde ... isimli kişinin tapu memuru huzurundaki satışından ... kızı ... (ilk davacı-karşı davalı) adına tapu kaydı oluşturulduğu, fakat, ...'ın bu yerleri 28.08.2009 tarihinde tapu memuru huzurunda satışla ... isimli kişiye temlik ettiği görülmüştür. Adı belirtilen özel bankanın ... şubesinden ... adına olan hesap bilgileri getirilmiştir. Bilirkişi raporları, krokisi, fotoğraflar dosya içerisindedir.
Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık, evlilik müessesesi devam ederken bedeli davalı (karşı davacı ...) tarafından ödenerek üçüncü kişiden tapu memuru huzurundaki satışla davacı (karşı davalı ...) eş adına tescil ettirilen taşınmazlarla ilgili olarak “gizli bağış” olup olmadığı ve gizli bağış olmadığı takdirde; 743 sayılı MK ve 4721 sayılı TMK kapsamına göre katkı payı ya da yasal edinilmiş mallara katılma alacağının bulunup bulunmadığı konularında toplanmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, söz konusu dükkanlar karşı davacı ... vekilinin açıklamalarına ve dosyada mevcut tapu kaydı kapsamına göre: üçüncü kişinin doğrudan satışından ilk davacı ... adına 22.12.2000 tarihinde tecsil edildiğine göre: gizli bağış sözkonusudur. Karşı davacının bağıştan rücu davasıda mevcut değildir.
Bu durumda, karşı davacı ...'nin ... ada ... nolu parseldeki ... ve ... nolu dükkanlarla ilgili olarak açmış olduğu mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davanın reddedilmesi gerekirdi. Esasen, Dairemizin 2010 ila 2013 yılının ilk yarısına kadarki istikrar kazanmış uygulamalarında bu yolda idi.
Ne varki, Dairenin gizli bağışla ilgili kararlılık kazanmış uygulaması: 2013 yılı Haziran ayından itibaren zaman zaman muhalefetli, bazen mahalli mahkemenin kabul kararları onama, bazende yerel mahkemenin kabulleri bozma şeklinde tecelli etmekte olup olayın özelliğine göre gizli bağışla ilgili temel kuralın aksine; dava dilekçesindeki yada mahkemeye sunulan cevap ve cevaba cevap dilekçelerindeki bazı sözcüklere göre değişkenlik göstermektedir.
Somut olayda, ilk davacının temyizi harçlandırılmadığından veya bu konuda az yukarıda değinilen tutanaktaki harç ve masrafların neler olduğu ilgilisi tarafından belgeleriyle özgülendirilmediğinden bu aşamada temyiz edenenin sıfatına göre bu konu Dairenin ilk kararında ve karar düzeltme talebi nedeniyle incelenmemiş gizli bağış müessesesine değinilmemiştir
Bu durumda, karşı davacı ...'nin ilk dava red edilmesi nedeniyle ilk davanın davacısı tarafından harçlandırılmayan temyiz talepleride incelenemediğinden: ilk davacı ...'nin açmış olduğu dava için yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin karşı davacının karar düzeltme talepleri yerindedir. Ne varki, Daire'nin dosyada mevcut bozma kararında bu konuya değinilmemiştir. Mahalli mahkemenin Dairece bozulan ilk kararında da bu yönde olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmamıştır.
Hal böyle olunca, ilk davadaki yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile birleştirilen ve kabulle neticelenen karşı davadaki yargılam giderleri ve vekalet ücretine ilişkin karar düzeltme istekleri yerindedir. Bu nedenlerle, Dairenin bozma kararının HUMK'nun 440 maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına, mahalli mahkemenin kararının HUMK'nun 428. maddesi uyarınca bozulmasına karar verilmesi gerektiğinden yukarıda açıkladığım gerekçelerle Dairenin sayın çoğunluğu tarafından benimsenen bozma gerekçelerine bu sebeplerle katılamıyorum. Mahalli mahkeme kararının değinilen noksanlıklar ilgilisince tamamlattırılarak açıkladığım gerekçelerle bozulması gerektiğini düşünüyorum. 20.05.2014
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/2627, K. 2014/9937, 20 Mayıs 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama