Davacılar vekili, tarafların 60 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduklarını, ...Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/144 Esas sayılı dosyasında ortaklığın giderilmesine ilişkin davanın sürdüğünü, taşınmaz üzerindeki zemin kat ve dört ayrı kattan ibaret binanın müvekkilleri tarafından yapıldığını açıklayarak, söz konusu muhdesatın müvekkillerine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan ..., dava konusu taşınmazla ilgisi bulunmadığını, isim benzerliği nedeniyle hakkında dava açıldığını, davada taraf sıfatı bulunmadığını açıklayarak davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle, davalı ... Karar, davaya karşı bir diyeceği bulunmadığını, davada husumet ehliyeti bulunmadığını, 1949 yılından beri İstanbul’da yaşadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Davalılar ..., Hanune Akarsu, ... ve ... ise; yargılama oturumlarında davayı kabul ettiklerini bildirmişler, diğer davalılar usulüne uygun tebligata rağmen yargılama oturumlarında temsil olunmamışlardır.
Davalılardan Katal İnşaat Sanayii ve Ticaret Ltd. Şti. vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu 60 parsel üzerinde bulunan ve teknik bilirkişi raporunda A harfiyle gösterilen bir zemin kat ve dört normal kattan oluşan, betonarme inşaat tarzında yapılmış olan muhtesatın (binanın) davacılar Mustafa İstif ve
.//..
2014/5531-16681 -2-
...’e ait olduğunun tespitine, kararda yazılı yargılama giderleri ile Avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılardan Katal Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; taşınmaz üzerindeki muhdesatın aidiyetinin tespiti isteğine ilişkindir.
Dosya kapsamına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, deliller toplanarak karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, taşınmaz üzerindeki davaya konu zemin kat ve 4 kattan oluşan binanın zemin katının 1962 yılından başlayarak birer kat şeklinde davacılar tarafından yapıldığı, bir kısım davalıların paylarını davacılara satarak devrettiği bildirildiğine, pay sahibi bazı davalılar açıkça muhdesatın davacılara ait olduğunu kabul ettiklerine, her ne kadar hüküm fıkrasında “…ait olduğunun …” ibaresi kullanılmış olması hatalı ise de bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden,
hükmün 1. fıkrasındaki “…ait olduğunun…” ibaresinin “…yapıldığının…” şeklinde düzeltilmesine, HMK'nun 370/4. maddesi uyarınca hükmün esasının düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA,
Davalı Şirket vekilinin yargılama giderleri ve Avukatlık ücretine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece kararda gösterilen yargılama giderleri ve Avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmiştir. Dava konusu 60 parsel, paylı mülkiyet şeklinde taraflar üzerinde kayıtlı olup, 13600/336896 pay 02.11.2011 tarihinde satış yoluyla davalı şirket adına tescil edilmiştir.
Mahkemece, davacıların da taşınmaz üzerinde pay sahibi bulunduğu ve taşınmaz paylı mülkiyet şeklinde olduğu gözönünde tutularak davalı şirketin payı oranında sorumlu olduğu miktar belirlenerek bu şekilde harç yargılama gideri ve Avukatlık ücretinden sorumlu tutulması gerekirken, kararda yazılı harç, yargılama gideri ve Avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davalı ... Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün harç, yargılama giderleri ve Avukatlık ücretine ilişkin bölümünün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, hükmün kısmen onanmasına kısmen bozulmasına karar verilmiş olduğundan taraflar lehine Avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 1.997,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 23.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.