KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2015/20855 E., 2016/3136 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Şubat 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Tapu İptali ve Tescil
Karar Metni
534 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
... ile ... ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 17.09.2015 gün ve 326/344 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... vekili, vekil edeninin dört parça taşınmazı 29.02.1978 tarihinde davalıların murisi Havva'dan satın aldığını ve 36 yıldır tarım arazisi ve meyve bahçesi olarak kullandığını, üç parça taşınmazı ..nın tapuda devrettiğini ama dava konusu 836 parselin devredilmediğini, kayıt maliki Havva'nın ölümünün üzerinden 40 yılı aşkın zaman geçtiğini, davalıların 2014 yılında intikal yaptırdıklarını, tapunun hukuki değeri kalmadığını açıklayarak 836 parsele ait tapu kaydının iptali ile davacı adına tescile karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, dava dışı üç parça taşınmazın satılarak tapuda devrin yapıldığını ama dava konusu 836 parselin satılmadığını, taraflar arasında bir sözleşme de bulunmadığını, taşınmazın zilyetlikle kazanılamayacağını, tanık dinletilmesini kabul etmediklerini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dosyaya davacı ile davalılar veya murisi arasında yapılmış yazılı bir anlaşma sunulmadığı, dava tarihi itibarıyla tapuda intikali yapılmamış ve mirasçılar adına kaydedilmemiş gayrimenkuller için TMK'nın 712 ve 713.maddelerine göre tapu kaydının zilyetliğe dayanılarak iptal edilemeyeceği gerekçesi ile şartları oluşmayan tapu iptali ve tescil davasının reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz etmiştir.
Davacı vekilinin dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazın davacı tarafından satın alındığını, davalıların murisi ve kayıt maliki Havva Demirel'in ölümünün üzerinden 40 yıl geçtiğini, taşınmazın davacı tarafından 36 yıldır tarım arazisi ve meyve bahçesi olarak kullanıldığını, tapunun hukuki değeri kalmadığını açıkladığı, temyiz dilekçesinde de, TMK'nın 713/2.maddesindeki kazanma koşullarının gerçekleştiğini belirttiği görülmüştür.
Olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak ise, HMK'nın 25, 26, 31 ve 33. maddeleri (1086 sayılı HUMK'nun 74, 75 ve 76. maddeleri) gereğince Hakime aittir.
Açıklanan beyanlardan, davacı vekilinin TMK'nın 713/2. fıkrasında yer alan, "...kayıt malikinin 20 yıl önce ölmüş bulunması nedeniyle tapu kütüğünün hukuki değerini yitirdiği" hukuki nedenine dayanarak davalılar murisi Havva adına iken 07.05.2014 tarihinde intikalen davalılar adına kayıtlı dava konusu 836 parsele ait tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tescil isteğinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, TMK'nın 713/2.maddesindeki ölüm nedeni Anayasa Mahkemesi'nin 17.03.2011 tarih, 2009/58 Esas, 2011/52 sayılı Kararının 27.03.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan ilamı ile iptal edilmişse de, Dairenin sapma göstermeyen uygulamalarında, Anayasa Mahkemesi'nce yürürlüğün durdurulmasına ilişkin kararın verildiği, 17.03.2011 tarihine kadar hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğu kabul edilmektedir. TMK'nun 713/5.maddesi gereğince; Mülkiyet zilyet lehine kazanma koşullarının tamamlandığı anda edinilir.
Bu açıklamalar karşısında; davada TMK'nın 713/2. maddesinde yer alan “ölüm” sebebine dayanıldığına göre, iddia ve savunma doğrultusunda tarafların delillerinin dayanılan sebep dikkate alınarak toplanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre işin esası ile ilgili bir hüküm kurulması gerekirken, hataya düşülerek yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/20855, K. 2016/3136, 23 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama