KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2015/2142 E., 2017/2312 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Şubat 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (İcra Hukuk
- Dava türü
- İstihkak
Karar Metni
566 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı-birleşen dosya davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Asıl dosyada davacı, birleşen dosyada davalı alacaklı, haczedilen menkullerin 3.kişiye ait olmayıp, borçluya ait olduğunu, muvazaalı devir yapıldığını belirterek 3. kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen dosyada davacı, asıl dosyada davalı üçüncü kişi vekili; haczedilen malların borçlu şirkete ait olmadığını, ... Unlu Mamulleri Gıda Dağ. Taş. Turz. San. Tic. Ltd. Şti’den haciz adresindeki iş yerini içindeki eşyaları ile birlikte müvekkilinin devraldığını, faturalarının bulunduğunu belirterek birleşen davanın kabulüne asıl davanın ise reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında usulüne uygun olarak yapılmış bir iş yeri devrinin söz konusu olmadığı, adi yazılı şekilde düzenlenmiş devir sözleşmesinin dava tarihinden sonra düzenlenmiş olduğu, birleşen dosyada davacı tarafından dosyaya sunulan faturaların her zaman düzenlenebileceği, borçlu şirket yetkilisinin eşi ... tarafından 3.kişi lehine istihkak iddiasında bulunulduğu, 3.kişi ile ... kardeş olduğu birlikte değerlendirildiğinde, yapılan devir işleminin muvazaalı olduğu sonucuna ulaşıldığı gerekçesi ile asıl dosyada davanın kabulüne, 3.kişinin istihkak iddiasının reddine; birleşen dosyada ise davanın reddine karar verilmiş; hüküm, birleşen dosyada davacı, asıl dosyada davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava, alacaklının İİK’nun 99 maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebi; birleşen dava ise,üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
İstihkak davalarında geçerli bir haczin bulunması dava şartı olup, hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir. Buna göre, bir takipte haciz aşamasına geçilebilmesinin ve haczin geçerli olmasının ön koşulu da ödeme emrinin kesinleşmiş olmasıdır.
Somut olayda, takibe dayanak ilamda adı geçen ... Ekmek Mamulleri ...Ltd. Şti hakkında başlatılan takipte, borçlu ... olup ödeme emri borçluya “....’’ adresinde tebliğ edilmiş, ... Ekmek ve Pasta Gıda İnş. Tur. Taş. San. Tic. Ltd. Şti ilgilisi Arif Yılmaz, İcra Müdürlüğü’ne yönelttiği tarihsiz dilekçesi ile; davanın tarafı olmadıklarını, borçlu ve alacaklıyı tanımadıklarını, tebligatta geçen adresin kendi şirketlerine ait olduğunu belirterek tebligat mazbatasını iade etmiştir.
İcra Müdürlüğü’nün 12.03.2013 tarihli kararı ile, dilekçenin bir sureti alacaklı vekiline tebliğ edilmiş, alacaklı vekili aynı adrese Tebligat Kanunu 35. maddesi uyarınca ödeme emrinin tebliğ edilmesini talep ettiğinden, 14.06.2013 tarihinde Tebligat Kanunu 35. maddesi gereğince ‘’...l’’ adresinde ödeme emri tebliğ edilerek dosya kesinleşmiştir.
Oysa takip dosyasında bulunan, Büyükçekmece Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 31.12.2012 tarihli yazısında ödeme emri tebliğ edilen adresin davadışı ... Ekmek ve Pasta Gıda İnş. Tur. Taş. San. Tic. Ltd. Şti’ne ait olduğu belirtilmiştir. Bundan ayrı, ‘’. ..” adresinde yapılan hacizde istihkak iddiasında bulunan 3.kişi ..., dosya içerisinde yer alan devir sözleşmesini ... Unlu Mamulleri Gıda Dağ. Taş.Turz. San. Tic. Ltd.
Şti ile yaptığını, hacze konu mahcuzların bu sözleşmeye istinaden kendisine ait olduğunu ve anılan şirketin takip borçlusu şirketten farklı olduğunu iddia etmektedir.
Bu bilgiler ışığında; Mahkemenin gerektiğinde ticaret sicil kayıtlarını ve dayanak ilam dosyasını da getirterek ilamda adı geçen borçlu şirkete ödeme emrinin tebliğ edilip edilmediği netleştirildikten bir başka anlatımla dava şartı olan haczin geçerli olup olmadığı belirlendikten sonra işin esasına girilmesi gerekirken bu husus açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/2142, K. 2017/2312, 23 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama