KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2015/8998 E., 2015/16424 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2015
- Mahkemesi
- İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 19/12/2014
- Numarası
- 2014/1165-2014/1282
Karar Metni
323 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Şikayet eden borçlu vekili, İcra Mahkemesi'ne başvurusunda; takibe dayanak ilama göre müvekkilinin ilamda hükmedilen vekalet ücreti alacağının yarısından sorumlu olduğunu ileri sürerek ilam vekalet ücretinin tamamının müvekkilinden tahsiline ilişkin işlemin iptali ile fazla tahsil edilen toplam 50.276.50 TL'nin iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece şikayetin kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HMK'nun 297/2. maddesi hükmü gereğince yargılama sonunda verilen kararda taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.
Mahkemece verilen kararda "şikayetin kabulüne" şeklinde hüküm kurulduğu, şikayet dilekçesindeki taleple ilgili olarak neye karar verildiğinin belirtilmediği görülmektedir. Hüküm bu haliyle açık olmadığı gibi, şüphe ve tereddüt uyandıracak, infazda zorluk çıkaracak şekildedir. Hukuk Genel Kurulu'nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 Esas-1997/776 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ilamların infaz edilccek kısmı hüküm bölümüdür.
Diğer bir anlatımla hüküm içeriğinin aynen infazı zorunludur. İlanım infaz edilecek kısmı yorum yoluyla belirlenemez. Bu nedenle hüküm fıkrasının hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça yazılması zorunludur. Bu durumda Mahkemece, 6100 sayılı HMK'nun 297/2. maddesine uygun olarak tesis edilmiş bir hüküm bulunmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/8998, K. 2015/16424, 16 Eylül 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama