KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2015/9484 E., 2017/11921 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Zilyetlik ve Muhdesat Tespiti
Karar Metni
732 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılardan Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılardan ..., dava konusu 315 parselin tam hisseyle Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğunu, fakat dava konusu parselin yarısının kendi zilyetliğinde ve kullanımında olduğunu, taşınmaz üzerine zeytin ağaçları diktiğini, Karayolları tarafından yol genişletme çalışmaları nedeniyle yol kenarında bulunan zeytin ağaçlarının kamulaştırılacağından taşınmaz zilyetliğinin tespiti ile taşınmaz üzerindeki ağaçların davacı tarafından yetiştirildiğinin tespitini talep etmiştir.
Birleşen dosya davacıları ..., ...; dava konusu 315 parselin tamamının Hazineye ait olduğunu ve fakat taşınmazın ¼ lük kısmının zilyedi ve kullanıcısı olduklarını, taşınmaz üzerinde zeytin ağacı ve üzüm bağlarının olduğunu, arazinin kuzey ve doğu kısmının karayollarına paralel olduğunu, kullanımında olan ¼ lük kısımda bulunan ağaç ve üzüm bağlarının davacılara ait olduğunun tespitini talep etmişlerdir.
Birleşen diğer dosya davacısı ...; dava konusu taşınmazın tamamının Hazineye ait olduğunu, fakat taşınmazın 1/4 lük kısmının zilyedi ve kullanıcısı olduğunu, taşınmaz üzerinde zeytin ağacı ve üzüm bağlarının bulunduğunu, arazinin bir bölümünün karayollarına paralel olduğunu, kullanımında olan ¼ lik kısımda bulunan ağaç ve üzüm bağlarının davacıya ait olduğunun tespitini talep etmişlerdir.
Dahili davalı ...; 24.03.2014 tarihli keşif esnasında tanık olarak dinlendiğini, davaya bir diyeceğinin olmadığını beyan etmiştir.
Dahili Davalı ...; dava konusu taşınmazın yarısının ... ve diğer yarısının ise babası ... ile amcası ... kullanımında olduğunu, zeytin ağaçları ve bağların da bu kullanım dahilinde dikildiğini babasının kullanımında olan kısmın daha sonra Süleyman ve ... sattıklarını davaya bir diyeceğinin olmadığını beyan etmiştir.
Davalı ... vekili duruşmadaki beyanında; Kadastro Mahkemesi kararında dava konusu taşınmazlar üzerindeki bağ ve zeytinlerin Mustafa ve ...’ e ait olduğunun belirtilmesi üzerine tespite gittiklerinde taşınmazın bir kısmının ... tarafından kullanıldığını tespit ettiklerini ve ecrimisil tahsil etmeye başladıkların beyan etmiştir.
Mahkemece; dinlenilen tanıklar, dahili davalıların davaya itirazlarının olmayışı ve toplanan deliller doğrultusunda davacılar kullanımında olduğunu, tapu maliki davalı Hazine tarafından ecrimisillerin bu kişilerce yatırıldığının tespiti gerekçesiyle davacılarca ispatlanan davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı Hazine vekilince temyiz edilmiştir.
Dava; muhdesat tespiti isteğine ilişkindir.
Bilinmektedir ki; bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m).
22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup(TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez.
Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir.
Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.)
Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
Somut olaya gelince;dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin kamulaştırma evrakları, harita ve ekleri ilgili yerlerden eksiksiz olarak getirtildikten sonra bilirkişiler aracılığıyla mahallinde uygulanarak güncel hukuki yararın var olup olmadığı kesin olarak belirlendikten sonra uyuşmazlık konusu hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/9484, K. 2017/11921, 2 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama