KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2016/10531 E., 2018/17129 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2018
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
402 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, evlilik birliği içinde davalı eş adına edinilen 1357 ada 10 ve aynı ada 11 parselde kayıtlı taşınmazlar ile 06 BR 8243 plaka sayılı araç nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 20.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu gayrimenkul yönünden alacak talebi yerinde görülmediğinden reddine, dava konusu araç nedeniyle 8.276,49 TL artık değere katılma alacağının, karar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak isteğine ilişkindir.
Eşler, 20.01.1984 tarihinde evlenmiş, 13.03.2012 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK mad. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM mad. 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad. 10, TMK mad. 202/1)
Tasfiyeye konu 1357 ada 10 ve aynı ada 11 parsel sayılı taşınmazların, kooperatif üyeliği sonrası.........i'nden tahsis yoluyla davalı adına edinildiği dosyaya sunulan belgeler ve tapu kaydı ile sabit olmasına rağmen, Mahkemece, davalı vekilinin 22.12.2015 tarihli dilekçe ekinde sunduğu .........i'ne ait yazı ve ekindeki dekontlar dikkate alınarak hüküm kurulması doğru değildir.
Bu nedenle, Mahkemece,.........i ile ilgili üyelik yönünden, ödemelerin eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002 tarihinden önce tamamlanıp tamamlanmadığının, toplanan ve toplanacak diğer delillerle açıklığa kavuşturulması, ondan sonra oluşacak kanaate göre davacının anılan taşınmazlara yönelik talebi hakkında olumlu olumsuz bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve belgelerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru olmamış, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/10531, K. 2018/17129, 11 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama