KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2016/1115 E., 2016/4212 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mart 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Muhdesatın Tespiti
Karar Metni
459 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
... ile ... ve müşterekleri ve birleşen dosya davalıları ... ve müşterekleri aralarındaki muhdesatın tespiti davasının kabulüne dair .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 17.12.2013 gün ve 309/978 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi birleşen dosya davalıları Ahmet Kemal ve müşterekleri vekili ve davalı ... vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, asıl ve birleşen davada, dava konusu 456 ada 3 parsel üzerindeki 3 katlı binanın vekil edenine ait olduğunu ileri sürerek muhdesatın tespitini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece asıl ve birleşen davanın kabulüne, dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın davacı tarafından yaptırıldığının tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; muhdesat tespiti isteğine ilişkindir.
1-Dosya kapsamına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre yazılı şekilde hüküm verilmiş olmasında işin esası yönünden bir isabetsizlik bulunmadığından aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Diğer temyiz itirazlarına gelince;
2-Mahkemece hükmün 1. bendinde muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmazın ada ve parsel numarasının belirtilmediği, bu hali ile hükmün 1. bendinin infazında duraksama bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemelerin bir görevi de; anlaşılır, infaza elverişli tereddüte mahal bırakmayacak açık, somut ve hiçbir duraksamaya mahal bırakmayacak biçimde anlaşılır kararlar vermek olmalıdır. Bu husus yargıda açıklık ve netlik prensibine aykırıdır.
Ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden düzeltilmesi yoluna gidilmiştir. Bundan ayrı; dava konusu muhdesatın üzerinde bulunduğu 456 ada 3 parsel sayılı taşınmaz davacı ile davalılar murisi adına paylı mülkiyet şeklinde tapuda kayıtlıdır. Davanın değeri ise muhdesatın davalıların paylarına isabet eden değeridir (zemin bedeli hariç). Buna göre, yargılama sonucunda hüküm altına alınan nispi karar ve ilam harcı ile aynı şekilde 6100
sayılı HMK'nun 326/2. maddesi uyarınca yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilen vekalet ücretinden her bir davalının tapu kaydındaki payları oranında sorumlu tutulmaları gerekirken; temyiz eden davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 1086 sayılı HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/1115, K. 2016/4212, 10 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama