KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2016/17210 E., 2018/12295 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Muhdesatın Tespit
Karar Metni
479 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili ile duruşmasız olarak davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.05.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden ... bizatıhi ve Av. ... geldiler. Karşı taraftan gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 2 ve 5 parsel sayılı taşınmazların kamulaştırıldığını,dava konusu taşınmazlar üzerinde vekil edeni tarafından inşa edilmiş yapılar bulunduğunu belirterek, bahsi geçen yapıların vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm duruşma talepli olarak davalı vekili ile davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Davacı vekilinin 17/07/2014 havale tarihli kararın düzeltilmesi talepli dilekçesi katılma yoluyla temyiz dilekçesi niteliğindedir. Ancak gerekli temyiz harcı yatırılmadığından davacı vekilinin usulünce yapılmış bir temyiz istemi bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince,
Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, mahkemesince yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporunda, dava konusu edilen yapıların A,B,C ve D harfleri belirlendiği ve rapora ekli krokide yerlerinin işaretlendiği anlaşılmaktadır.
Bilinmektedir ki; HMK'nın 297. maddesi “Hükmün kapsamı”nı düzenlemekte olup 297/2. maddesi ise, " Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir " hükmünü içermektedir.
Somut olaya gelince; mahkemece kurulan hükmün 1. bendi sadece "davanın kabulü' şeklindedir. Hükmün 1. bendinde “ davanın kabulüne” denilmek suretiyle taşınmazların ada parsel numarası ve hangi muhdesatların tespitine karar verildiği belirtilmeksizin, az yukarıda bahsi geçen fen bilirkişisi raporuna atıf yapılmaksızın ve kimin adına tespitine karar verildiği hususları yer almaksızın hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan ilkeler ve kanun maddesi ışığında, mahkemece verilen hüküm, bu haliyle infaza elverişli olmayıp, bu şekilde eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/17210, K. 2018/12295, 8 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama