KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2016/20989 E., 2017/1860 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2017
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- İstihkak
Karar Metni
613 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. Davacı alacaklı vekili, 08/11/2013 tarihinde haczedilen menkul malların borçlulara ait olduğunu, haciz yapılan işyerinin ve içindeki menkullerin muvazaalı olarak davalı 3. kişiye kiralandığını iddia ederek davanın kabulü ile 3. kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili, 08/11/2013 tarihinde müvekkilinin yetkilisi ve ortağı olduğu iş yerinde haciz yapıldığını, haciz esnasında müvekkilinin yetkilisi ve ortağı olduğu Korkmaz Ltd.
Şti'ne ait vergi levhası, gazete ilanı, reklam ve davetiye sunularak istihkak iddiasında bulunulduğunu, müvekkilinin “... adresindeki dükkanı 19/07/2013 tarihinde, “....” adresindeki dükkanı ise 20/07/2013 tarihinde bir yıllığına kiraladığını, iş yerlerinin içerisinde herhangi bir ürün olmadan sahiplerinden kiralandığını, bu durumun kira sözleşmesinden de anlaşılacağını, dükkanların kiralanmasının ardından, 19/07/2013 tarihinde şirketin merkezinin “...” adresine taşınmasına karar verildiğini, 10/10/2013 tarihinde açılış yapıldığını, halka duyurulması için davetiyeler bastırıldığını, açılışa özel indirimler yapıldığını,
sunulan faturaların mahcuzların borçlu şirkete ait olmadığının kanıtı olduğunu, müvekkilinin borçlusu şirketlerle hukuki ve fiili herhangi bir bağının olmadığını, davacının soyut nitelikteki iddiası dışında muvazaaya dayalı ilişkiyi kanıtlar nitelikte herhangi bir delilininde bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı borçlu vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; sunulan faturalarda belirtilen menkullerin haczedilen menkul mallarla adet, sıra ve nitelik itibariyle örtüştüğü, fatura tarihlerinin işyerlerinin açılışından sonraki, haciz tarihinden önceki tarihleri kapsadığı,
dosyalarda mevcut broşür, davetiye, kira sözleşmeleri, vergi levhası, gazete ilanı, ticaret sicil kayıtları, işyeri açma ve çalışma ruhsatı, ticaret ve sanayi odası belgeleri ile dinlenen tanık beyanlarından borçlu şirketlerin faaliyet gösterdikleri haciz yapılan adresleri tamamen boşalttıkları, davalıların sözkonusu adreslerdeki işyerlerini maliklerinden boş olarak kiralayarak faaliyete geçtikleri, daha önce borçluya ait yerde işyeri açılmasının devir anlamına gelmeyeceği, davalı üçüncü şahıslarla takip borçlular arasında sözkonusu işyerlerinin devredildiğine, devrin muvazaa’da olduğuna,
ya da taraflar arasında organik bağ bulunduğuna dair kanıtlayıcı bir delilin ibraz edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı 3.kişinin istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı alacaklı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-Davacı alacaklı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davanın esasına yönelik karar verildiğine göre; karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir. Somut olayda, takibe konu alacak miktarının mahcuzların toplam değerinden (17.500,00 TL) fazla olduğu anlaşılmakla, avukatlık ücretinin mahcuz değeri üzerinden hesap edilmesi gerekir. Belirtilen bu hususlar dikkate alınmadan davalılar yararına fazla vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Ne var ki yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun ek Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/20989, K. 2017/1860, 15 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama