İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /8. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 8. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2016/21052 K.2019/959

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Esas2016/21052Karar2019/959Tarih4 Şubat 2019Okuma6 dk · 1.251 kelime

KÜNYE

8. Hukuk Dairesi 2016/21052 E., 2019/959 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
4 Şubat 2019
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla
Dava türü
Mal Rejminin Tasfiyesinden Kaynaklı Alacak
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.251 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı ... vekili, tarafların evlendikleri gün TMK'nin 242 ve devamı maddelerinde düzenlenen mal ayrılığı sözleşmesini imzaladıklarını, sözleşmenin 5. maddesi ile evlilik birliğinin ölümle sona ermesi halinde tarafların birbirlerinin mirasından feragat edeceklerinin kararlaştırıldığını, bu feragat nedeniyle davalıya 50.000 TL ivaz ödemesi yapıldığını, ayrıca ... ili ... ilçesi 985 ada 1 parselde kayıtlı 9 numaralı bağımsız bölümün bedelinin tamamının davacı tarafından ödendiğini, bu dairenin mülkiyetinin davalı adına, intifa hakkının davacı adına tesis edildiğini açıklayarak,

evlilik ölüm nedeni ile değil, boşanma ile sona erdiği için ivaz karşılığı verilen ve yasal dayanağı kalmayan 50.000 TL'nin Borçlar Kanunu'nun 77. ve devamı maddeleri gereğince, ayrıca davaya konu 9 numaralı bağımsız bölümün bedeli olan 80.000 TL'nin tamamı davacı tarafından ödendiğinden, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 25.000 TL'nin Medeni Kanun'un 249 ve devamı maddeleri gereğince olmak üzere toplam 75.000 TL alacağın davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davacı, dava açtıktan sonra 11.03.2014 tarihinde vefat etmiş, mirasçısı ... davaya devam etmiştir.

Davalı ... vekili, davayı kabul etmediklerini dava dilekçesinde delil olarak sunulan sözleşmeden sonra, davacı müteveffa eş ile davalı arasında 13.10.2010 tarih 4534 yevmiye numarası ile ... ... Noterliğinde tanzim edilmiş yeni bir sözleşme yapıldığını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davanın kabulüne 75.000 TL'nin dava tarihinden itibaren faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm; süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

T.C. Anayasası'nın 141/3. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1-c maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır.

Buna göre hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi gerekir.

Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuki sebepleri) kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.

Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’ye Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, ... 2011, s.472). Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.

Yasa'nın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.

Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.

Az yukarıda vurgulanan hususlar, Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2010 tarihli ve E:2010/1-86, ...:108; 28.04.2010 tarihli ve E:2010/11-195, ...:238; 22.06.2011 tarihli ve E:2011/11-344, ...:436 sayılı kararlarında olduğu gibi birçok kararında da, benimsenmiştir.

Nitekim, 07.06.1976 tarihli ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde yeralan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır.

Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa'nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK'nin 297. (Mülga HUMK'un 388.) maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.

Yine HMK'nin 27. maddesinin (HUMK'un 73.mad.) 2. bendi “c” bölümünde de hukuki dinlenilme hakkının “Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini” de içerdiği açıklanarak bu husus vurgulanmıştır.

Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.

Yukarıda izah edilen kanuni düzenlemeler, ilke ve esaslar karşısında somut uyuşmazlık incelendiğinde;

Mahkemece, davacı tarafın katılma alacağı talebi hakkında yazılı şekilde kabul kararı verilmiş ise de; hüküm incelendiğinde ortada denetlenebilecek gerekçeli bir karar olmadığı anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde; davaya konu taşınmaz için 25.000 TL mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacak talebinde bulunulmuş, Mahkemece.

15.02.2016 tarihli hesap bilirkişi raporuna dayanarak hüküm tesis edilmiş, dayanılan hesap bilirkişi raporunda davaya konu taşınmaz üzerinde davacının katkı payı alacağı hesap edilmesi için, taşınmazın çıplak mülkiyet değerinin belirlenmesi gerektiği, zira taşınmazın mülkiyeti davalı adına, intifa hakkının davacı adına tescil edildiği, davalının ev hanımı olduğu, bu nedenle taşınmazın dava tarihindeki çıplak mülkiyet değerinin davacının katkı payı alacağı olacağı görüşü bildirilmiştir.

Mahkemenin, taşınmaz sebebi ile 25.000 TL alacağa hükmetmiş olduğu anlaşılsa da, bu alacak hesaplanırken taşınmazın hangi değerinin esas alındığı, taleple bağlı kalınarak mı bu kararı verdiği, öyleyse asıl alacağının ne miktarda olduğu, hesaplamayı nasıl yaptığı belli değildir. Taleple ilgili kabul edilen miktarı ve sebebini içeren, tarafları doyurucu, hukuki denetimi mümkün gerekçeli hüküm tesis edilmemesi usul ve yasaya aykırıdır.

Hükmedilen 25.000 TL mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacağın, ne şekilde hesaplandığı anlaşılamamaktadır.

Kaldı ki; davacı vekilinin mirastan feragat sözleşmesi nedeni ile davalıya ödenen ve evlilik ölüm nedeni ile değil, boşanma sebebiyle sona erdiği için karşılıksız kaldığını ileri sürdüğü 50.000 TL ivaza yönelik talebi, TBK Genel Hükümler çerçevesinde karara bağlanması gereken bir taleptir.

Mahkemece dava, ''Aile Mahkemesi Sıfatı ile'' görülerek, 50.000 TL ivazın, evlilik boşanma sebebiyle sona erdiği için karşılıksız kaldığı gerekçesiyle, bu taleple ilgili dava kabul edilmiştir.

Fakat davacının 50.000 TL ivazın davalıdan alınarak davacıya ödenmesi talebi, mal rejiminin tasfiyesi kapsamında bir talep niteliğinde olmayıp, TMK'nin 2. kitabından kaynaklanmadığından Aile Mahkemesi görevli olmayıp, uyuşmazlığın çözüm yeri 6100 sayılı HMK'nin 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesidir. Görev kamu düzeni ile ilgili dava şartı olduğundan (HMK mad.

114/c) iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önünde bulundurulur (HMK mad. 115/1). Mahkemece, davacının TBK hükümleri çerçevesinde talep ettiği 50.000 TL yönünden, davanın tefrik edilip, ayrı bir esasa kaydedilerek Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla karar verilmesi gerekirken aile mahkemesi sıfatı ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Mahkemece yapılacak iş; 50.000 TL ivaz yönünden davanın tefrik edilerek, yeni esas üzerinden Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla karar verilmesi, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacak talebi hakkında ise, özellikle Anayasa'nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK'nin 297. (Mülga HUMK mad. 381, 388 ve 389.) ve 27. maddeleri de gözetilerek gerekçelerini açıkça kaleme aldığı anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte bir hüküm kurmak olmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre esasa yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 04.02.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/21052, K. 2019/959, 4 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2016/21052
Karar No
2019/959
Tarih
4 Şubat 2019

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2016/21055 K.2019/16925
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2016/21056 K.2019/6925
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2016/21057 K.2019/16926
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2016/21058 K.2019/16927
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2016/21058 K.2019/1660
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2016/21059 K.2019/1292

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.