KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2016/3999 E., 2016/5184 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mart 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Muhdesat Tespiti
Karar Metni
764 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki muhdesat tespiti davasının kabulüne dair Şebinkarahisar Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 28.05.2015 gün ve 16/132 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 119 ada 21 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın müvekkili tarafından meydana getirildiğini açıklayarak muhdesatın mülkiyetinin müvekkiline aidiyetine karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar vekili davanın reddini savunmuştur.
Davalılardan ..., davaya bir diyeceği olmadığını bildirmiş, diğer davalılar usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine rağmen duruşmaya gelmemişler, bir cevap da vermemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile Doğanyuva köyü 119 ada 21 parsel üzerinde bulunan teknik bilirkişinin 03.04.2015 tarihli rapor ve krokisinde Be:2 harfi ile gösterilen sarı taralı 138,17 m2'lik betonarme evin davacı ...'a ait olduğunun tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre yazılı şekilde hüküm verilmiş olmasında işin esası yönünden bir isabetsizlik bulunmadığından aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve işin esasına yönelik bir kısım davalılar vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Birşeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 sayılı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m).
22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır (TMK 722, 724, 729 maddeler).
Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Ne var ki; çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince, muhdesatın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti isteğinin, muhdesatı meydana getirenin tespitini de kapsadığı kabul edilmelidir. Muhdesatın aidiyeti isteğiyle açılan bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekir.
Somut olayda; dosyanın içeriğine, toplanan delillere, tanık beyanlarına göre 119 ada 21 parsel üzerindeki binanın davacı tarafından meydana getirildiği sabit olmuştur. Mahkemece muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, muhdesatın aidiyetine karar verilmesi doğru değilse de, bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
3- Bir kısım davalılar vekilinin harç ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava konusu muhdesatın üzerinde bulunduğu 119 ada 21 parsel sayılı taşınmaz davacı ile davalılar adına paylı mülkiyet şeklinde kayıtlıdır. Davanın değeri ise muhdesatın davalıların paylarına isabet eden değeridir (zemin bedeli hariç).
Buna göre, yargılama sonucunda hüküm altına alınan nispi karar ve ilam harcı ile aynı şekilde 6100 sayılı HMK'nun 326/2. maddesi uyarınca yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilen vekalet ücretinden her bir davalının tapu payları oranında sorumlu tutulmaları gerekirken; tapu payları dikkate alınmaksızın müştereken ve müteselsilen davalılardan alınmasına şeklinde karar verilmesi, ayrıca hesaplamalarda davacının uyuşmazlık konusu olmayan payına isabet eden kısmın da dikkate alınması doğru olmamıştır.
Bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazları bu yönlerden yerinde olup hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmekteyse de; bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir (HUMK. m. 438/7).
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/3999, K. 2016/5184, 22 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama