İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /8. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 8. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2016/5069 K.2019/11640

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın asıl dava ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün asıl dava ve birleşen dava davalılardan ... vekili ve ... tarafından temyiz edilmesi…

Esas2016/5069Karar2019/11640Tarih23 Aralık 2019Okuma6 dk · 1.190 kelime

KÜNYE

8. Hukuk Dairesi 2016/5069 E., 2019/11640 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
23 Aralık 2019
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.190 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın asıl dava ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün asıl dava ve birleşen dava davalılardan ... vekili ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı, asıl davada, dava konusu 159 ada 43 parsel sayılı taşınmazda paydaş malik olduğunu, anılan taşınmazın batı kısmında halen oturmakta olduğu evi kendisinin yaptığını, ancak taşınmaz hakkında Burdur Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/162 Esas sayılı dosyasında açılan ortaklığın giderilmesi davasının bulunup derdest olduğunu açıklayarak, taşınmazın batı kısmında bulunan binanın kendisine aidiyetine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılardan ... vekili, davaya cevabında, davacının davayı, taraflar arasında görülmekte olan ortaklığın giderilmesi davasındaki süreci uzatmak amacıyla açtığını belirterek asıl davanın reddini savunmuştur.

Diğer davalılar ise, kendilerine usulüne uygun tebligatlara rağmen davaya cevap vermemişlerdir.

Birleşen Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/205 Esas ve 2014/376 Karar sayılı dosyasının davacısı olan ... vekili ise, dava dilekçesinde, dava konusu taşınmaz hakkında Burdur Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/196 Esas sayılı dosyasında alınan fen bilirkişi raporu ve krokisinde dava konusu taşınmaz üzerinde, açıklanarak gösterilen üç adet yapıdan ortada B harfi ile işaretli olanın müvekkilina aidiyetine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, hem asıl davanın hem de birleşen davanın ispatlanmış olduğu gerekçesiyle ayrı ayrı kabullerine karar verilmesi üzerine; hüküm asıl ve birleşen dava davalılarından ...’ın vekili ile ... tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.

Asıl dava ve birleşen dava muhdesat tespiti talebini içermektedir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 684/1.maddesi hükmüne göre, bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. Aynı Kanun’un 718. maddesine göre ise, arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

Diğer yandan, aynı Kanun’un “Beyanlar” başlıklı 1012/2, 3. maddesine göre, taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar tüzükle belirlenir. Özel kanun hükümleri saklıdır. Tapu Sicili Tüzüğü'nün 60. maddesine göre de, kütüğün beyanlar sütununa, mevzuatın yazılmasını öngördüğü hususlar tarih ve yevmiye numarası belirtilerek yazılır. Mevzuatın yazılmasına izin vermediği bir belirtme kütüğün beyanlar sütununda gösterilemez.

3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/II. maddesi, muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetine ve tapunun beyanlar sütununda gösterilmesine izin veren özel yasal düzenleme getirmiştir. Anılan kanun maddesinde, taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlardan birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilebileceği belirtilmiştir.

Kadastro Kanunu, kadastro bölge ve çalışma alanlarında üzerinde çalışma yapılan taşınmazlara uygulanan özel nitelikli bir kanundur. 33. maddesinde, Kadastro Kanunu'nun uygulandığı alanların dışında da uygulanabilecek genel nitelikli maddelere yer verilmiş olup, 19. madde ise, genel nitelikli maddeler arasında sayılmamıştır. Buna göre ancak, aynı Kanun’un 12/3. maddesi gereğince, on yıllık hak düşürücü süre içinde kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak genel mahkemelerde açılan davalara 19. madde uygulanır ve iddianın kanıtlanması halinde muhdesatın mülkiyetinin arz malikinden başkasına aidiyeti ile tapunun beyanlar hanesine tesciline karar verilebilir.

On yıllık süre kamu düzenine ilişkin olup, hak düşürücü niteliktedir ve olumsuz dava koşuludur. Hak düşürücü sürenin geçmesi, işin esasının incelenmesini önler. Hak düşürücü süre tüm def’i ve itirazlardan önce göz önünde bulundurulur. Yargılama bitinceye kadar hak düşürücü sürenin geçtiği taraflarca ileri sürülebileceği gibi, görevden ötürü hakim tarafından da kendiliğinden dikkate alınır.

Diğer yandan, taşınmaz üzerine daha önce mevcut bir muhdesata yeni bölümler ilave edilmesi, muhdesatın tamamlanması veya mevcut muhdesatın bakım ve onarımının yaptırılması bağımsız bir muhdesat meydana getirme niteliğinde olmayıp mevcut muhdesatın daha kullanılır hale gelmesini, bir başka deyişle muhtesattan sağlanacak faydanın artmasını sağlayan işlerdir. Bu işler için harcanan giderler de muhdesatın değerini artıran faydalı ve zorunlu giderlerdendir.

İyileştirici nitelikteki giderleri tek başına karşılayan taşınmaz malik ya da maliklerinin koşullarının varlığı halinde bu giderlerden paylarına düşen kısmını TBK'nin 77 ve onu izleyen maddeleri hükmüne, sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açacağı eda nitelikli bir alacak davası ile taşınmazın diğer maliklerinden isteyebileceği kuşkusuzdur. İyileştirme giderlerini yapan malik ya da maliklerin taşınmazın ortaklığının giderilerek satılması ve muhdesattan yararlanmalarının son bulması ile istenebilir hale gelecek bu giderler için eda nitelikli alacak davası açma hakkı mevcut iken önceden bu iyileştirme giderlerinin tespitini dava etmekte hukuki yararı bulunduğundan söz edilemez.

Somut olayda; dava konusu parsele ait kadastro tutanağına göre tespit tarihi 06.06.1967 olup tespitin kesinleşme tarihi ise 19.01.1968'dir.

Asıl dava ve birleşen dava bakımından toplanan delillerden ve bilhassa kadastro tutanağı, keşfen alınan fen raporu ve dinlenen tanıkların açıklamalarından, asıl davada, davacının meydana getirdiği iddia edilen ve 11.03.2015 tanzim tarihli fen raporunda açıklanarak krokide A harfi ile işaretli olarak gösterilen kısmın tamamının 82,31 metrekare yüzölçümlü olduğu, boyasız olarak işaretli olan bölümünün, esasen kadastro tespit tarihi olan 06.06.1967’den önce mevcut olduğu,

fen bilirkişisinin anılan raporunda açıklanan ve A harfi ile gösterilen kısmın kırmızı boya ile işaretli olarak gösterilen 38,93 metrekarelik bölümünün ise kadastro tespit tarihinden sonra yapıldığı, ancak bağımsız bir yapı niteliğinde olmayıp asıl yapıya ilave olarak yapılan iyileştirici nitelikte yapı bölümü olduğu anlaşılmaktadır.

Benzer biçimde birleşen davada, birleşen dava davacısının meydana getirdiği iddia edilen ve 11.03.2015 tanzim tarihli fen raporunda açıklanarak krokide B harfi ile işaretli olarak gösterilen kısmın tamamının 82,16 metrekare yüzölçümlü olduğu, yine boyasız olarak işaretli olan bölümünün, esasen kadastro tespit tarihi olan 06.06.1967’den önce mevcut olduğu, fen bilirkişisinin anılan raporunda açıklanan ve B harfi ile gösterilen kısmın yeşil boya ile işaretli olarak gösterilen 42,37 metrekarelik bölümünün ise kadastro tespit tarihinden sonra yapıldığı,

ancak bağımsız bir yapı niteliğinde olmayıp asıl yapıya ilave olarak yapılan iyileştirici nitelikte yapı bölümü olduğu anlaşılmaktadır.

Durum böyleyken, asıl dava davacısının meydana getirdiği iddia edilen ve fen raporuna ekli krokide A harfi ile işaretli gösterilen kısmın boyasız olan bölümü ile Birleşen dava davacısı tarafından meydana getirildiği belirtilen ve fen raporuna ekli krokide B harfi ile gösterilen kısmın boyasız olan bölümünün 06.06.1967 tarihli kadastro tespitinden önce mevcut olduğu,

asıl ve birleşen davanın kadastro kanununun 12/3. maddesi gereğince 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu diğer yandan fen raporuna ekli krokide asıl davacı tarafından yapıldığı iddia edilen yapının, krokide A harfi ile işaretli kısmının kırmızı boya ile gösterilen bölümünün ve benzer şekilde birleşen dava davacısı tarafından yapıldığı ileri sürülen yapının, krokide B harfi ile işaretli kısmının yeşil boya ile gösterilen bölümünün,

her ne kadar kadastro tespit tarihinden sonra yapıldığı görülmekte ise de bu yapı bölümlerinin bağımsız yapı niteliğinde olmadığı ve kadastro tespitinden önce esasen var olan ana yapılara ilave olarak yapılmış iyileştirme niteliğinde yapı bölümleri olduğu,

iyileştirme niteliğinde olan faaliyetlerin ise muhdesat sayılamayacağı, hukuki yararın bulunmaması nedeniyle bunların meydana getirildiğinden bahisle muhdesat iddiasında bulunulamayacağı, iyileştirmelerin ancak koşulları mevcutsa sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açılacak eda davası nitelikli alacak talebine konu olabileceği, dolayısıyla asıl dava ile birleşen dava hakkında, hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması ve hukuki yarar yokluğu nedeniyle ayrı ayrı red kararı verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile işin esasına girilerek yazılı şekilde ayrı ayrı kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davanın davalılarından ...’ın vekili ile ...’ün temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 23.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/5069, K. 2019/11640, 23 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2016/5069
Karar No
2019/11640
Tarih
23 Aralık 2019

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 14. Ceza Dairesi E.2016/5078 K.2019/13526
  • Yargıtay 14. Ceza Dairesi E.2016/5094 K.2019/12979
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2016/5107 K.2019/5040
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2016/5117 K.2019/5424
  • Yargıtay 14. Ceza Dairesi E.2016/5123 K.2019/13546
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2016/5124 K.2019/5116

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.