KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2016/9530 E., 2019/4479 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2019
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
- DAVACI (Üçüncü Kişi)
- —
- DAVALI (Alacaklı)
- ...
- DAVALI (Borçlu)
- ...
- Dava türü
- İstihkak
Karar Metni
487 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, müvekkilinin iş yerinde haciz uygulandığını, dosya borçlusuyla müvekkili şirketin adreslerinin aynı olmadığını, mahcuzların müvekkiline ait olduğunu bu nedenle istihkak iddialarının kabulü ile haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı şirket ile borçlu şirketin organik bağlarının bulunduğunu, bir aile şirketi olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davacı üçüncü kişi ile borçlu arasında organik bağ bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için ön koşul, malın üçüncü kişi elinde haczedilmesi üzerine üçüncü kişi tarafından haczedilen mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı gibi sınırlı bir ayni hakka vs. dayanarak istihkak iddiasında bulunulmasıdır. İstihkak iddiası, tüzel kişilerde tüzel kişiyi temsile yetkili organlarca, gerçek kişilerde ise ya kendisi tarafından ya da bu kişiyi temsile yetkili kişilerce ileri sürülebilir. Tüzel kişiyi veya gerçek kişiyi temsil yetkisi olmayan kişinin yaptığı iddia, geçerli bir istihkak iddiası sayılmaz.
Somut olayda, dava konusu 24.07.2015 tarihinde yapılan haciz sırasında üçüncü kişi şirket yararına istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişi şirket ortağının oğlu Yüksel Güngör'ün, üçüncü kişinin ortağı ya da yetkili temsilcisi olmadığı, anılan şahsın, üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunmaya yetkili olmadığı sabittir. Davacı üçüncü kişi tarafından hacizden itibaren İİK’nin 96/3. maddesinde belirtilen 7 günlük süre içerisinde yapılmış bir istihkak iddiası da bulunmamaktadır. Haciz sırasında veya sonrasında süresinde yetkili kişi tarafından yapılmış istihkak iddiası bulunmadığından ön koşul yokluğundan davanın reddi gerekirken işin esası incelenip sonuca gidilmesi doğru değildir.
Ayrıca, davanın ön koşul yokluğundan reddi halinde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesi gereğince, kendisini vekille temsil ettiren davalı alacaklı yararına, maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken, nispi vekalet ücreti takdiri ve davanın reddi halinde maktu alınması gereken karar ve ilam harcının nispi alınması doğru değildir. Yapılan bu yanlışlıklar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın 1086 sayılı HUMK'un 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/9530, K. 2019/4479, 30 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama