KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2017/13811 E., 2017/11962 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2017
- Mahkemesi
- İcra Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- İtiraz
Karar Metni
393 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3. kişi vekili, 23.06.2014 tarihinde müvekkiline ait adreste haciz yapıldığını, borçlu şirketin adresle ilgisinin bulunmadığını iddia ederek haciz işleminin iptaline, hacizlerin fekkine, hacze konu menkullerin satış ve muhafaza işlemlerinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, alacaklı vekilinin her türlü hukuki ve cezai sorumluğunu kabul ettiği haciz işleminde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine, dosya üzerinden karar verilmiştir.
Hüküm, davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- 6100 sayılı HMK’nun 33. maddesi uyarınca, Türk Hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan hâkim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup, onların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. 04.06.1958 tarih, 1958/16-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda da kabul edildiği gibi taraflarca ileriye sürülen iddia ve maddi olayların hukuki tavsifini yapmak mahkemeye ait olup, hakim olaya uyan ilgili yasa maddelerini re’sen gözetmek, bulmak ve uygulamak zorundadır. Eş anlatımla, olayların hukuksal açıdan değerlendirilmesi ve nitelendirilmesi mahkeme hakimine aittir.
Dava dilekçesinde şikayetten söz edilmesi, HMK'nun 33. maddesi uyarınca "hukuki tavsif hakime aittir" kuralını değiştirmez. Mahkemece, davacı 3.kişinin talebi “şikayet” olarak incelenmiş ve bu hali ile karara bağlanmıştır. Oysaki bu ilke ışığında, dava dilekçesindeki anlatımdan ve talep sonucundan, uyuşmazlığın, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkına dayalı olarak ileri sürdüğü “istihkak iddiasına” ilişkin olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda Mahkemece, borçlu da davaya dahil edilerek takip miktarı veya mahcuzun değerinden hangisi az ise, o değer üzerinden nispi harç alınarak ve bu şekilde noksan harç tamamlattırılarak tarafların tüm delilleri toplanarak, çekişmenin istihkak davası prosedürüne göre çözümlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Anılan bu hususlar dikkate alınmadan eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile şikayetin reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı 3. kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/13811, K. 2017/11962, 2 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama